Harbin ön hattı artık fabrika değil gökyüzü!


Lockheed Martin’in (LM) Skunk Works birimini bilmeyen yoktur.
Skunk Works mantığı, aslında yalnızca “gizli proje geliştiren özel ekip” demek değil.
Daha derinde, hızlı karar alma + küçük uzman ekip + az bürokrasi + doğrudan sorumluluk + üretimle birlikte tasarım modelidir.
Ve kültürün kurucusu Kelly Johnson, muhteşem bir mühendistir.
Kelly Johnson’ın en sevdiğim ilkesi: Program yöneticisi ile baş tasarımcı aynı kişi olmalı!
Skunk Works’ün yeni İHA’sı Vectis.
Düşük görünürlüklü, otonom ve insanlı muharip uçaklarıyla birlikte görev yapabilecek bir İşbirlikçi Muharip Uçağı (CCA).
2027’de uçacak
İlk uçuş için hedef 2027 sonu.
Vectis’i hemen ANKA-3 ile karşılaştıranlar oldu.
ANKA-3 bir “uçan kanat” geometrisidir; Vectis ise kuyruksuz delta/süpürülmüş kanatlı uçaktır.
Yani farklı geometriler.
ANKA III benim için ayrı bir yerde.
Dünyanın en güzel uçağı olduğunu söylemem tarafsız bir mühendislik değerlendirmesi olmayabilir; ama uçan kanatlara karşı zaafım olduğu bir gerçek.
Ama, görevleri benzeşse de Vectis’i ilginç yapan geometrisi değil; nasıl üretileceği.
Modern harp mantığının somut hali!
LM bunun için “determinate assembly” yani “asgari takım kullanımıyla belirli montaj” yaklaşımı kullanıyor.
Peki nedir bu?
Bu aslında yıllardır havacılık sanayisinde kullanılıyor, yani yeni değil!
Ama, ben F-35’de belirli bölgeler için kullanılmasıyla haberdar olduğum bir konudur.
Parçaların önceden belirlenmiş referans noktaları ve bağlantı geometrileriyle birbirini konumlandırmasına dayanan belirli montaj yöntemi.
Vectis’in yeniliği, bu yöntemi yüksek adetli, daha düşük maliyetli ve hızlı üretilebilen bir insansız muharip uçağı hedefiyle birleştirmesinde.
Geleneksel uçak üretiminde parçalar büyük ve hassas montaj kalıplarına ve sabitleme düzeneklerine yerleştirilir.

Parçalar hizalanır, ölçülür,
Gerektiğinde yeniden konumlandırılır,
Delikler montaj sırasında açılabilir,
Toleransları telafi etmek için ara parçalar kullanılabilir. Tekrar tekrar kontrol yapılır.
Yeni yaklaşımla ise parçayı montaj sırasında doğru yere getirmek yerine, parçayı daha üretim aşamasında doğru yere oturacak şekilde tasarlamak.
Bu yüzden Model-Based Definition (MBD) ve dijital üretim bunun önemli bir parçası.
Bunun için hassas referans yüzeyleri, pimler, önceden belirlenmiş bağlantı noktaları ve yüksek hassasiyetli delik geometrileri kullanılıyor.
Yani, parçalar kendi özellikleriyle birbirini konumlandırır.
Adeta “IKEA mobilyası gibi” birbirine montajlanır.
İddia %80’e varan az işçilik, ama nihai hedef çok başka: üretim hattının hızı.
Ucuz ve hızlı üretilebilir bir muharip uçağı tasarlamak!
İşte burada “uygun maliyetli kitle” kavramıyla birleşiyor.
Başka bir ifadeyle, harpte kaybettiğiniz 20 uçağın yerine kaç ayda, hatta kaç günde 20 tane daha koyabilirsiniz?
Modern hava harbinde sonucu fabrikanın üretim hızını koruyabilme kapasitesinin belirlediğini Ukrayna ve İran’da gördük.
Harbin yeni ön hattı artık gökyüzü değil, fabrika!









