Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ilk havacı şehidi

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52’nci yıl dönümünde yazarımız Levent Başara, Şehit Üsteğmen İlker Karter’i yazdı. Harekatın ilk hava şehidi olan Karter, 20 Temmuz 1974’te sabah keşif sortisinde, RF-84F uçağı ile vurularak düşmüştü…
Levent Başara
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Temmuz 1974’te başlattığı Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki ilk havacı şehidi (1), Hava Pilot Üsteğmen İlker Karter’dir. İlker Karter 20 Temmuz sabahı RF-84F foto-keşif uçağıyla havalanmış ve kendisinden bir daha haber alınamamıştır.

184.Taktik Keşif Filo Komutanlığı
Ütğm. İlker Karter, Türk Hava Kuvvetleri’nin o yıllardaki tek taktik keşif filosu olan 184.Filo Komutanlığı’nda görev yapmaktaydı. Bu filo Diyarbakır’daki 8nci Ana Jet Üs Komutanlığı’nda konuşlu olmasına rağmen, yine aynı yerdeki 2nci Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı’na direkt olarak bağlıydı.
184.Filo’nun envanterinde bulunan uçak tipi, tamamen foto-keşif görevine odaklı olarak tasarlanmış, Republic üretimi RF-84F Thunderflash idi. Burun kısmında öne, yanlara (sağ ve sol) ve aşağıya (dikey) bakan açılarda yerleştirilmiş çeşitli tiplerde fotoğraf makineleri bulunuyordu. Bu makineler farklı çap ve boyutta filmler kullanarak yüksek kaliteli fotoğraflar çekebiliyordu. RF-84F’lerin kendini savunması ve hatta yer hedeflerine taarruz edebilmesi amacıyla hava alıkları kenarında 0.50 kalibrelik makineli toplar da bulunuyordu.


Harekât Öncesi
Türk Hava Kuvvetleri, 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta Yunan Cuntası tarafından Makarios’a karşı düzenlenen darbe sonrasında, “Yıldız” planı uyarınca alarm seviyelerini kademeli olarak artırdı. Önceden hazırlanan planlara göre tüm muharip ve destek filoları intikal meydanlarına dağıtıldı. Böylece harekât için hazır duruma geçti. 19 Temmuz 1974 saat 14:30’da Milli Takviyeli Alarm; 20 Temmuz 1974 saat 04:40’da Milli Genel Alarm verildi.
Rutin eğitim uçuşlarını Diyarbakır’da sürdüren 184.Filo, pist bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle harekâttan çok önce Batman’daki yedek meydana intikal etmişti. Filo, 16 Temmuz 1974’te elindeki 8 RF-84F uçağı ve HAFOK (Hava Foto Kıymetlendirme) Kıta Komutanlığı ile birlikte Adana-İncirlik Meydanı’na intikal etti (2). 184.Filo’nun görevi, sahip olduğu RF-84F uçaklarında bulunan gelişmiş fotoğraf makineleriyle çıkarma harekâtı öncesinde ada üstünde keşif uçuşları yaparak hedeflerin son durumlarını tespit etmekti. Filo 18 Temmuz’dan itibaren 20 Temmuz sabahına kadar 10 sorti foto ve göz keşfi uçuşu yaptı. Çekilen fotoğraflar değerlendirilmek üzere üst komutanlıklara gönderildi.

Harekât Başlıyor
Harekâtın yapılacağı, 184.Filo pilotlarına 19 Temmuz akşamı brifingde söylendi. Dinlenmeye çekilen pilotlar, 20 Temmuz sabahı ilk havalananlar olacaklardı. Ütğm. İlker Karter, 20 Temmuz sabahı RF-84F’lerle keşif görevine giden ilk pilotlardan biriydi. O sabah uçuşa çıkan yedi pilot arasında Engin Akaltan, Hüseyin Denktaş, Oktay Bilgen ve Zeki Gürbüz gibi isimler de bulunuyordu.
Sabah henüz gün doğmadan, harekât öncesi Rum mevzilerindeki son durumu fotoğraflamak amacıyla RF-84F’ler birbiri ardına havalandı. Kendilerine verilen foto-keşif görevlerini tamamlayan 184.Filo pilotları, birkaç saat sonra Adana-İncirlik meydanına geri döndü. Ütğm. İlker Karter ise geri dönmedi ve kendisinden haber alınamadı. Kimse ne olduğunu bilmiyordu. Önce Silifke’de toprak bir piste mecburi iniş yaptığı söylendi, ardından Girne açıklarında paraşütle uçağından atladığı. Ancak akşama kadar haber alınamayınca, uçağının (52-7327 kuyruk numaralı) düştüğüne karar verildi.

Ütğm. İlker Karter’in 20 Temmuz sabahı foto-keşif görevi için gittiği bölge hakkında çeşitli iddialar mevcut. (E) Hv. Plt. Alb. Ahmet Ata’nın iddiasına göre Ütğm. İlker Karter, radara yakalanmamak için alçak irtifada Karpaz burnundan Kıbrıs’a giriş yapmış ve Rumların çıkarma yapılmasını bekledikleri Magosa körfezine doğru uçmuştu. O bölgeye yığılan ve hazır bekleyen Rumlar, uçağı görünce uçaksavarlarla baraj ateşi açmışlar, alçak irtifada uçan İlker Karter maalesef o baraj ateşinin içinde kalarak vurulmuştu (3).
Bir diğer iddiaya göre ise İlker Karter’in görevi Lefkoşa-Magosa arasında yol keşfiydi. (E) Hv. Plt. Yb. Ali Çetinkaya bununla ilgili olarak şunları söylüyor: “Ütğm. İlker Karter’in başına ne geldiği bilinmiyordu. Ben o gün 06:30-07:00 gibi uçuşa çıktım. Bana Yunan Alayı’nın bulunduğu bölgedeki görevimi tamamladıktan sonra Lefkoşa-Magosa arasındaki alanı taramamı, uçak enkazı aramamı söylediler. Ben görevi bitirdikten sonra Lefkoşa-Magosa arasındaki araziyi taradım. Hiçbir şey bulamadım”.
Harekât için Adana-Topçular mevkiinde kurulan Savaş Harekât Merkezi’nde Hava Kuvvetleri temsilcisi olarak görev yapan (E) Hv. Plt. Alb. Şeref Uğuriş’in iddiası ise şöyle: “Eskişehir’deyken, ben Ütğm. İlker Karter’in komutanıydım. 184.Filo’daki bütün pilotları tanıyordum. Harekâtın başladığı ilk gün onlara bir görev verdim. Lider İlker Karter idi. İki numarası Oktay Bilgen’di. İki uçak Karpaz burnu ile Magosa arasındaki bölgede alçak irtifadan, yüksek süratte yol keşfi yapacaklar, taktik kolda aralarında 200 metre mesafe bırakacaklardı. Maalesef bu görevden geriye Oktay Bilgen döndü ama İlker Karter dönmedi. Harekâtın ilk saatlerinde şehit oldu”.
Ütğm. İlker Karter, 20 Temmuz sabahı havalandığı İncirlik Meydanı’na bir daha geri dönmemişti. Telsizle herhangi bir görüşme yapmamış, kimseyle konuşmamıştı. Yani “Vuruldum, atlıyorum veya uçağım arızalandı, atlıyorum vb.” gibi bir ikaz yapmamıştı. Filoda onun denize düştüğü, birileri tarafından kurtarıldığı veya Rumlara esir düştüğü yorumları yapılıyordu. Filodan o gün göreve giden pilotlar herhangi bir enkaz görebilme umuduyla etrafı gözledi. Fakat herhangi bir bulguya rastlanmadı. Harekât bitince, gazeteciler Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Emin Alpkaya’ya uçak ve pilot kaybı olup olmadığını sorduklarında komutan: “Uçak kaybımız var ama pilot kaybımız yok” şeklinde bir cevap vermişti. Hâlbuki Ütğm. İlker Karter kayıptı. Ona ne olduğunu kimse bilmiyordu.
Yeni İddialar
(E) Hv. Plt. Yb. Ali Çetinkaya şunları söylüyor: “Bizde, başında bir subayın bulunduğu ve astsubayların görev yaptığı fotoğraf kıymetlendirme ekibi vardır. Bunlar fotoğraf inceleme konusunda ihtisas sahibi insanlardır. Mücahit Yavaşoğlu bu kıymetlendirme ekibinin başındaydı. Harekâttan önce bir gün, İlker Karter’in fotoğrafladığı bir bölgeyle ilgili olarak Mücahit ve İlker arasında küçük bir tartışma çıkmış. Mücahit, verilen görev yerinin değil de başka bir yerin fotoğraflandığını iddia etmiş. İlker bunu kabul etmemiş. “Orayı bir daha fotoğraflayıp sana getireceğim, görürsün o zaman” demiş. İşte İlker Karter’in vurulduğu yer maalesef o yermiş. 20 Temmuz’dan önce foto-keşif yaptığı, aralarında tartışmaya neden olan bölgeye tekrar gitmiş. İlker Karter çok inatçıydı. Alçak irtifadan büyük ebatta çekim yapmaya çalışmış ve vurulmuş. Belki de ilk görev yeri olan bölgede keşfi tamamladıktan sonra buraya gitti. Kimse İlker Karter’in uçağını oralarda aramadı”.

(E) Hv. Plt. Kd. Bnb. Atalay Budakçı, anılarında bu konuyla ilgili çok çarpıcı yeni iddialarda bulunmuştur (4). Bu bilgiler aynı zamanda Ali Çetinkaya’nın iddiasını doğrular niteliktedir. Budakçı özetle şunları anlatıyor: “Filomuzun tecrübeli pilotu Kd. Ütğm. İlker Karter, hava kuvvetlerinde ilk harekât görevine kalkacak pilottu. 04:45’te kalkışını yaptı. Öğlen uçuşum olduğu için yatakhanede boş bulduğum bir yatakta uyur gibi yaparak vakit geçirdim. Sabah 07:30 civarında tekrar filoya döndüm. Benim yatakhaneden filoya gelişimden önce, Ütğm. İlker Karter dönmüş. Yerde yapılan foto kıymetlendirme çalışmalarında, fotoğrafların alaca karanlıkta çekilmesi yüzünden, hedeflerin net olarak belirlenmesi konusunda tereddütler oluşmuş. Sonuçtan tatmin olmayan İlker Karter, Filo Komutanı’ndan ısrarla aynı hedefe tekrar uçma talebinde bulunmuş ve Lefkoşa-Magosa arasında foto-keşif görevi için yeniden havalanmış. Ancak ikinci sortiden geriye dönmemiş.
Bunlar, o esnada İHK olarak kendisini Kıbrıs’a götürecek uçağın ekibini filomuzda bekleyen, Hv. Plt. Ütğm. Tanju Korugan tarafından gözlenen, işitilen ve filoya geldiğimde bana bizzat anlatılan olaylardır.
O gün öğleden önce, ben de kalkış yaptım ve Girne-Lefkoşa arasında foto-keşif görevini tamamladım. İncirlik’e indiğimde, İlker Karter’den hâlâ haber yoktu. O zaman acı gerçeği kabullenmek zorunda kaldık. RF-84F gibi, gece şartlarında foto-keşif görevi yapamayan bir uçağın, karanlık saatlerde hedef üzerinde olacak şekilde neden erken kaldırıldığını hep merak etmişimdir. Radar ve yeterli gelişmiş seyrüsefer sistemleri bulunmayan bu uçakla, alçak irtifada yapılacak gece keşif görevlerinde, kesinlikle görerek nirengilere ihtiyaç vardır. Aksi halde ya kısmen kaybolur ya da yanlış hedefin fotoğraflarını çekersiniz. Çekilen o fotoğraflar da yeterli ışık olmadığı için düzgün çıkmaz. O tarihte, Türkiye’de gün doğumu 05:32 idi. İlker Karter’in kalkışı 04:45’te oldu. Fazladan 30 dakikada hedef üzerinde olsa bile, gün doğumuna çok zaman vardı. Yani ortalık karanlıktı”.
Ütğm. İlker Karter’in 20 Temmuz sabahı ilk uçuştan sonra döndüğü fakat sonra ikinci sorti için tekrar havalandığı yönündeki iddiaya en büyük destek (E) Top. Yzb. A. Ferhat Ünsalan’dan gelmiştir: “20 Temmuz günü 10:00 civarında Ergazi Köyü’nün güney tarafında büyük bir patlama oldu. Arkasından yoğun bir şekilde bembeyaz bir duman yükseldi. Uçakların köyümüzün güneybatısındaki Rum kampını bombaladığını düşündüm. Bir süre sonra bir mücahit koşarak yanıma geldi ve Rumların Boğaz Deniz Üssü’nden yaptıkları uçaksavar ateşiyle bir uçağımızı düşürdüklerini söyledi. “Olmaz öyle şey, bembeyaz duman çıktı görmedin mi?” dedim. Ben uçak düşünce filmlerde gördüğümüz gibi simsiyah bir duman çıkması gerekir diye düşünüyordum. Meğer yanılmışım. Harekâttan sonra o bölgeye gittiğimde hakikaten bir uçağın düşmüş olduğunu, uçak enkazının Rumlar tarafından kaldırıldığını, motorun 100 metre kadar ileride bir evin balkonunda olduğunu gördüm. Etrafta enkaz parçaları ve bol bol film vardı. Durumun Hava Kuvvetleri tarafından bilindiğini sanarak herhangi bir raporlama yapmadım. Sonradan öğrendiğime göre bu uçak, ilk gün kayıp olarak kayda geçen, Ütğm. İlker Karter’in kullandığı RF-84F tipi keşif uçağıymış”.
Tüm bu anlatımlara göre sabah 04:45’te havalanan Ütğm. İlker Karter, görevini tamamlayıp İncirlik Meydanı’na inmiş, yaşanan tartışma sonrası ikinci sorti için havalanarak gün ağardıktan sonra, iddia edilen bölge üzerinde Rum uçaksavarları tarafından vurularak düşürülmüş görünmektedir. Ne yazık ki, filo harp cerideleri ve Kıbrıs Barış Harekâtı belgeleri araştırmacılara açılıncaya kadar, Ütğm. İlker Karter’in 20 Temmuz sabahı yaptığı uçuş/uçuşlar üzerindeki soru işaretleri varlığını sürdürecektir.
İlker Karter’in Uçağı Bulunuyor
20 Temmuz 1974’te başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı, 22 Temmuz 17:00’de ilan edilen ateşkesle sona erdi. Türk birlikleri birinci harekât sonunda oldukça dar bir bölgeye sıkışmıştı. Cenevre’de yapılan müzakerelerden bir sonuç çıkmayınca İkinci Barış Harekâtı’na karar verildi. İkinci harekât 14-16 Ağustos 1974 tarihleri arasında üç gün devam ederek 16 Ağustos 19:00’da Genelkurmay Başkanlığı’nın ateşkes direktifi ile sona erdi.
İkinci harekâttan sonra Ütğm. İlker Karter’in uçağının enkazını bulmaya yönelik araştırmalar hız kazandı. Türk kontrolüne geçen bölgelerden çeşitli bilgiler geliyordu. Bu bilgiler ışığında arama faaliyetleri yapılmaya başlandı. (E) Hv. Plt. Alb. Şeref Uğuriş bu faaliyetleri şöyle anlatıyor:
“Karargâhta otururken Kıbrıs’ta yayın yapan Rum radyo ve televizyon kanallarını takip ediyor, Mücahitlere tercüme ettiriyorduk. Bir baktık, siyah beyaz televizyon görüntüsünde bir uçağın kuyruğu görünüyor. Yanımızdaki Mücahitlere “Söylenenleri hemen not alın” dedim. Uçağın kuyruk numarasını, görüntünün çekildiği yeri vs. bilgileri not ettiler. Dediklerine göre burası Karpaz’da bir köymüş. Bizim ikinci harekâtta işgal ettiğimiz bölgenin içindeymiş. Görüntüleri izledikten sonra arkadaşlara “Gruplara ayrılıp bölgeyi arayalım” dedim. Helikopterlerle yola çıktık. Havadan söz konusu bölge üstünde uçarken ben bir buğday silosunun üstündeki 20 mm’lik uçaksavar topunun kamasını fark ettim. Rumlar silonun tepesine uçaksavar yerleştirmişti. Havadan etrafı incelemeye devam ederken bir tarlanın ortasındaki uçak enkazını gördüm. Kanatları, burnu ve gövdesi oradaydı. Helikopter pilotuna inmesini söyledim. “Arkadaşlar uçağın düştüğü yer burası” dedim”.

(E) Hv. Mu. Kd. Bçvş. Osman Faruk Ilıcalı’nın anlatımları ise (E) Hv. Plt. Alb. Şeref Uğuriş’i doğrular niteliktedir: “18 Eylül’de Hava Kuvvetleri tarafından, 20 Temmuz günü kaybolan Ütğm. İlker Karter’in uçağının bulunması istendi. İki gün önce gelen istihbarata göre helikopterle aramaya başladık. Bir mücahidin yer göstermesiyle uçağın düştüğü yere indik. Uçak, Magosa Körfezi’nin Boğaz bölgesinde konuşlu bulunan Rum Deniz Üssü’nün, denizden karaya doğru fotoğraflarını çekerken uçaksavarla vurulmuş, Rum askeri lojmanları ve yüksek gerilim hattı üzerinden geçip, dar açıyla bir kayanın üzerine vurmuştu”.
(E) Top. Yzb. A. Ferhat Ünsalan ise bu konuyla ilgili şunları söylüyor: “İkinci harekâttan sonra ele geçirdiğimiz Rum köylerinde bazı uçak parçaları gördüm. Bunları toplatıp Mehmetçik Köyü’ne getirttim. Yine harekâttan sonra, harekâta katılan pilotlarımız bir plan dâhilinde Türk kesiminde incelemeye çıkmışlardı. Onlara 20 Temmuz günü bir uçağımızın Boğaz Deniz Üssü’nden açılan uçaksavar ateşiyle düştüğüne şahit olduğumu ve bazı uçak parçaları bulduğumu söyledim. Pilotlar heyecanlandılar, uçak parçalarının yanına gittik. Yaptıkları incelemede bunun kayıp olan RF-84F keşif uçağına ait olduğunu söylediler”.
İlker Karter Nasıl Vuruldu?
Bununla ilgili en çarpıcı yorumu (E) Hv. Plt. Kd. Bnb. Hüseyin Denktaş yapmıştır: “Biz 500 feet irtifada profil uçuşuyla Kıbrıs üzerine geldik, yükseldik ve görevimize başladık. Harekâtın bu ilk sortisinde 7.500 feet irtifadan yapmamız gereken görevi, 2.500 feet’ten yaptık. İlker Karter’in uçağı işte bu yüzden vuruldu. O gün ben de o civarda, Omorfo bölgesinde foto-keşif görevindeydim. Onun bölgesi benimkinden biraz daha ilerideydi. Uçağıyla uçaksavar baraj ateşine girmiş ve oradan sağ çıkamamış. Atlayamamış bile. O sabah uçaklarımızda 12 inch’lik makineler vardı. Hâlbuki uçaklara 36 inch’lik makineleri takıp, 2.500 feet yerine 7.500 feet yükseklikten çekim yapmış olsaydık, bu kadar alçak irtifaya inmeye gerek kalmazdı. Alçak irtifaya inince iyi fotoğraf çekebilmek için sürati de düşürmek gerekir. O zaman da uçaksavarlara kolay hedef olursunuz. Hâlbuki yüksek irtifadan uçulsaydı, hız da artacağı için İlker Karter kendisine atılan uçaksavar mermilerinin içine girmeyecekti. Yanlışımız buydu. Filoda “Niye alçaktan uçtuk, niye 12 inch yerine 36 inch makineyle çekim yapmadık?” tartışmaları yaşandı. Bunun üzerine ilk sortide yapılan bu hatadan ders çıkarıldı ve daha sonra sonraki sortiler hep yüksek irtifadan yapıldı”.
20 Temmuz tarihli TMT Bayraktarlık Harekât Merkezi kayıtlarında şu bilgiye rastlanmıştır: “04:50 Kartal telsiz dinleme biriminden: Barış gücü gözlemcileri iki jet uçağının doğudan batıya uçtuğunu bildirdi. 12:31 Magosa Sancağı’ndan: Bir uçağımız Magosa Boğaz Deniz Üssü’nden açılan ateşle vuruldu. Keşif uçuşu yapan Ütğm. İlker Karter’in uçağı, RMM’nin Magosa Boğaz Deniz Üssü’nde bulunan 24 adet uçaksavar taretinden açılan ateş sonucu vurularak Kantara’ya düştü. İkinci harekâttan sonra şehidimiz, uçak enkazından alınıp Boğaz Şehitliği’ne defnedildi.”
Ütğm. İlker Karter’in düşürülüşüyle ilgili resmi bilgi ise şöyledir: “Ütğm. İlker Karter’in, hava indirme ve uçarbirlik harekâtı öncesi göz-foto keşfi görevi için Magosa-Lefkoşa karayolu bölgesinde keşif uçuşu yaparken Dikomo ile deniz arasındaki Deregeçit bölgesinde bulunan bir Rum M-51 uçaksavar tareti tarafından vurulduğu, alçak irtifada uçuş yapıldığından dolayı atlayamadığı ve şehit olduğu anlaşılmıştır”.

Cenaze Toprağa Veriliyor
Ütğm. İlker Karter’in RF-84F’i, yere düşünce tarlada sürüklendikten sonra bir taş duvara çarpmış, çarpmanın şiddetiyle uçağın motoru fırlayıp bir evin üst katına düşmüş ve sonra aşağı inmişti. Uçak ve motor parçaları etrafa dağılmıştı. Çalıların arasında harici yakıt tanklarına ait parçalar duruyordu. Bulunan parçaların üzerinde çok sayıda uçaksavar mermisi delikleri vardı.
Araştırma devam ettikçe yeni bulgular elde edildi. İlker Karter’in kanlı uçuş tulumu parçası bunlardan biriydi. Onun görevde kullandığı fotoğraf kartları da bulundu. Uçağın diğer parçaları motorun düştüğü evin yan tarafındaki çalılığa saklanmıştı. Bazı insan kemikleri de bulununca Ütğm. İlker Karter’in uçaktan atlayamadığı, uçağıyla birlikte düştüğü kesinlik kazandı.
Ütğm. İlker Karter’den geriye kalanlar bir torbaya konarak hazırlanan tabutu Türkiye’den gelen bazı filo arkadaşlarının eşliğinde 20 Eylül’de Boğaz Şehitliği’nde toprağa verildi. İlker Karter’in adı önce İstanbul’da bir şehir hatları vapuruna verildi. Daha sonra, 1987’de adı Pınarbaşı (Kırnı) Meydanı’na verildi. Buranın adı “Karter Meydanı” oldu.



İlginç biçimde Ütğm. İlker Karter’in ismi pek bilinmez. Türk halkı, Yzb. Cengiz Topel’i Kıbrıs Barış Harekâtı şehidi olarak bilir. Hâlbuki Yzb. Cengiz Topel, 8 Ağustos 1964’te, Kıbrıs Erenköy’de Rum taarruzlarına direnen Türklere havadan yapılan destek uçuşunda uçaksavarla düşürülmüş, canlı olarak ele geçirildiği halde işkenceyle şehit edilmiştir. İzmit’teki deniz hava üssünün konuşlandığı meydana adı verilmiştir. 20 Temmuz 1974’te şehit olan Ütğm. İlker Karter’in ardından bir başka havacı subay, Bnb. Fehmi Ercan şehit olmuştur. Onun adı ise Kıbrıs’ta Ercan Havaalanı’na verilmiştir.
Dipnotlar:
- Hava Kuvvetleri kaynaklarında, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ilk havacı şehidi olarak Ütğm.Türker Aydın’ın ismi geçmektedir. Ütğm. Aydın, Kıbrıs’a yapılacak harekât öncesi, 18 Temmuz’da, Balıkesir 9ncu Ana Jet Üssü’nden Konya 3ncü Ana Jet Üssü’ne geri intikâl sırasında, bir F-100C uçağı ile kalkışta şehit olmuştur. Dolayısıyla kaza harekâttan önce gerçekleştiğinden, Ütğm. Türker Aydın bir muharip şehit değildir.
- Hava Kuvvetleri Komutanlığı Filo Tarihçeleri Cilt-IV, (Ankara: HvKK Genel Sekreterliği Tarihçe Şube Müdürlüğü Yayınları No:44, 2009): 319.
- İlker Karter’in uçağının düşürülmesiyle ilgili olarak daha fazla bilgi için Levent Başara ve Serhat Güvenç’in kaleme aldığı Kıbrıs İçin Havalandılar G-Günü, kitabının 336, 337, 366, 368, 340 ve 347 numaralı sayfalarıyla, Çelik Kanatlar Kıbrıs Üzerinde kitabının 168,186, 382 ve 385 numaralı sayfalarına bakınız.
- Budakçı, Atalay “Bir Pilotun 22.000 Saatlik Uçuş Serüveni…Gökyüzünün Efendileri”, (İzmir: Birleşik Matbaacılık, 2024).







