Uğur KakasciYazarlar

Aşil Kalkanı: Yunanistan’ın 3,5 milyar Euro’lu ‘topuk’ hikayesi

Yunanistan’ın 3,5 milyar Avroya İsrail’den sipariş ettiği hava savunma sistemi haberleri medyada yer alıyor.
Devasa hava savunma paketine “Aşil Kalkanı” (“Achilles Shield”) adı verildi malum. Bence Yunanlılar en doğru ismi bulmuşlar sanki.

Aşil’in hikayesini biliyor musunuz?

Aslında mitolojide bu anlatı tek bir bağımsız hikaye değil, Troya Savaşı’nın bir parçasıdır. Yunan mitolojisinin en büyük savaşçısı olan Aşil, deniz perisi Thetis ile kral Peleus’un oğlu olarak dünyaya gelir.

Annesi Thetis, ölümlü bir babadan olan çocuğunu ölümsüz yapmak ister. Bebek Aşil’i ölümsüzlük veren Styx ırmağına batırır.

Ancak onu tuttuğu sol topuğu, suyun mucizesinden mahrum kalır.

Yani, Aşil’in tüm bedeni aşılmaz bir zırha dönüşürken, tek bir noktadan ölümlü ve savunmasız kalır.

Truva Savaşında Yunan ordusunun durdurulamaz vurucu gücü olur.

Annesi Thetis’in ricası üzerine demircilik tanrısı Hephaestus, onun için bir zırh döver: “Aşil Kalkanı”.

Ama, tarihin verdiği ders çarpıcıydı, Paris tarafından fırlatılan ok, Aşil’in doğrudan o tek korumasız noktasına, topuğuna saplandı.

Ve Aşil öldü.

“Aşil Kalkanı” tarih boyunca hem kusursuz bir gücün, hem de en gizli zaafların sembolü olarak kaldı.

Atina’nın sergilediği stratejik akıl ise gerçekten takdire şayan: Kendi radarını geliştirmekle, kendi füzeni tasarlamakla, uçuş testlerinde yıllarca mühendis terletmekle kim uğraşacak?

Ne var ki parayı basıp satın alınan her kalkanın altında, o kalkanı tutan elin stratejik zafiyetleri, yani görünmez topukları, saklanmaya devam eder.

Gerçek bir krizde yazılımına müdahale edemediğiniz, kaynak koduna erişemediğiniz bir hava savunma sistemi, sizin ulusal iradenizi değil; üretici ülkenin tercihlerini ve izin verdiklerini temsil eder.

İsrail’e şunu sormaları yeterliydi: “yabancı sistemleri alırken neden müdahale edebileceğiniz kendi donanımınızı ve yazılım katmanınızı istiyorsunuz?”

Yüksek yoğunluklu bir çatışmada mühimmatların günlerle değil, saatlerle ölçülen sürelerde tükendiğini gördük.

Kendi füzesini üretemeyen bir ülke için kalkanın ömrü, imalatçı ülkenin o kriz anında sağlayacaklarının insafına kalır.

Ukrayna ihtiyacı olan Patriotları ABD’den alabildi mi?

Amerikan F-35’leri, Fransız Belharra fırkateynleri, İtalyan sensörleri, İsrail füzeleri ve hepsini tek bir “ulusal ağda” birleştirme hayali…

Bence, bizim için biçilmiş kaftan, her biri birer sızma noktası.

Bir sistemi kendiniz tasarlayıp test etmediyseniz, onun sınırlarını ve zaaflarını asla tam olarak bilemezsiniz.

Mesele gökyüzüne hazır füze dikmek olsaydı, dünyanın en güvenli bölgesi herhalde Körfez ülkeleri olurdu.

İran Savaşında ne oldu?

O nedenle, gerçek kalkan, kriz anında kimsenin engelleyemeyeceği o yerli mühendislik aklında yatıyor.

Katalogdan savunma siparişi vermelerini, kendine güvenmelerini ve hep böyle devam etmelerini temenni ediyorum.

Çünkü, bütün zırhı delmeye gerek yok, bize bir “Aşil topuğu” yeter.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu