Eurofighter, KAAN, F-16 ÖZGÜR, KIZILELMA ve ANKA-3 ile birlikte görev yapacak

SAHA 2026 sırasında BAE Systems standında şirketin Hava Muharebe Stratejisi Direktörü Mike Baulkwill ile bir araya geldi. Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde hem Harrier hem de Eurofighter ile uçan, bir dönem Hollanda Hava Kuvvetleri’nde değişim pilotu olarak F-16’da görev yapan Baulkwill’e Türk Hava Kuvvetleri’nin yeni uçağı Eurofighter’ı sordum.
Türkiye tarihi bir anlaşma ile 1952’de NATO sonrasında envanterine ilk kez bir Avrupa yapısı uçağı alacak. Toplam 20 adetlik anlaşmada sıfır fabrika çıkışlı Tranch 4’ler, 2030’dan itibaren envantere girmeye başlayacak.
Toplam 20 uçak için bütçe oldukça büyük. Bunun nedeni, Türk Hava Kuvvetleri’nin yedek parçadan simülatöre, Storm Shadow, METEOR gibi mühimmat talebi. Anlaşma içinde yerli imalatçıların ürettiği mühimmatların entegrasyonları da var.
Türkiye, 2030’a kada ikinci el Eurofighter uçakları ile çalışmaları hızlandırmak istiyor. Katar’dan AESA radarlı Tranch 3A uçakların gelmesi ne yazık ki İran Savaşı ve artan riskler nedeniyle şu anlık beklemede. Aynı durum Tranch 3 serisi biraz daha eski olan Umman uçakları için de geçerli.
İkinci el uçaklar için Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, görüşmelerin sorunsuz ilerlediğine dikkat çekiyor.
Mike Baulkwill ile Eurofighter röportajı
Öncelikle soruma başlamak istiyorum. Türk Hava Kuvvetleri’nin büyük bölümü F-16 ile uçuyor ve örneğin 1000 saatin üzerinde F-16 tecrübesi olan pilotlar Eurofighter’a geçecek. Uçağı nasıl hissedecekler? Nasıl tarif edersiniz?
Bence öncelikle hepsi çok sevecek. Performans açısından büyük bir sıçrama olacak. Artık iki motorunuz var, daha yüksek ve daha hızlı uçacaksınız. Ama her ikisini de uçurmuş biri olarak şunu söyleyebilirim: F-16 gibi uçuyor. Bence gerçekten çok keyif alacaklar. Kesinlikle “Typhoon gülümsemesi” dediğimiz şeyi yaşayacaklar, çünkü motorlardan aldığımız performans göz kamaştırıcı. Bence 1000 saat F-16 tecrübesi olan bir pilot için oldukça kolay bir geçiş olacak. İnce farklar var. Uçağı ve üzerindeki silahları kullanma tarzı biraz farklı olacak ama F-16’da kullanılan taktik ve prensipler Typhoon’a da aktarılıyor.
Sadece çalıştığınız menzil, hız ve irtifa seviyeleri farklı olacak. Ama uçuş hissi çok benzer. Daha önce konuştuğumuz gibi hava-hava ikmal biraz farklı olacak. Boom sistemi olmayacak, probe and drogue olacak. Bu pilotların alışması için oldukça heyecan verici bir fark. Ama o pilot ilk kez Typhoon’a oturup solo uçtuğunda, tam afterburner’a geçtiğinde arkadan sağlam bir tekme yiyecek ve dikine yükseldiğini görecek. F-16’da da bundan keyif almışlardı. F-16’daki ilk uçuşumu hatırlıyorum ama Typhoon’u ilk uçtuğumda “Vay be, bu başka bir seviye” demiştim. Bu yüzden çok heyecanlıyız.

Eurofighter için standart pilot eğitim ve geçiş programı nasıl?
Şu anda genç pilotlarımız brövelerini aldıktan sonra Typhoon conversion unit’e geliyorlar. Yeni bir pilot için normalde 2-4 hafta yer okulu oluyor; sistemleri, acil durum prosedürlerini öğreniyorlar, sınavlar oluyor. Ardından 2 haftalık simülatör fazına geçiyorlar. Burada uçağı uçurmayı, çalıştırmayı, taksi yapmayı, pist turu atmayı, aletli uçuş paternlerini öğreniyorlar. Uçak “carefree handling” özelliğine sahip olduğu için uçması gerçekten çok basit. Motor sınırı yok, ne kadar G çekebileceğiniz konusunda sınır yok, uçak kendini sizin için sınırlıyor. Daha sonra filoya geçiyorlar; burada pist turunda temel uçuşu, aletli uçuşu, hava ikmalini öğreniyorlar. Ardından “basic fighter maneuvers” yani dogfight eğitimi başlıyor.
BFM fazı ve 2v1 hava muharebesiyle yakın mesafe muharebeyi öğreniyorlar. Sonra “beyond visual range” yani uzun menzil muharebeye geçiyoruz. Meteor, AMRAAM gibi silahları kullanarak iki gemili ve dört gemili muharebe taktikleri öğreniliyor. Hava-hava temelini aldıktan sonra hava-yer eğitimine geçiyoruz; örneğin Paveway 4, Storm Shadow silahlarının kullanımı ve targeting pod ile hedefleme.
En sonunda hepsini birleştirerek “multi-role” eğitimini veriyoruz; aynı anda hava-hava ve hava-yer görevi. Yeni pilot için bunlar uzun bir tanıtım süreci ama F-16 pilotu için çok daha kısa. Kendim yıllar önce F-16’dan Typhoon’a geçtiğimde prensiplerin aynı kaldığını gördüm. Sadece yeni bir bilgisayar kullanmaya alışıyorsunuz diyebilirim. Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde yeni bir pilot için bu süreç yaklaşık 6-8 ay sürüyor. Tecrübeli bir F-16 pilotu için ise kesinlikle bunun yarısı yeterli. Önemli olan havada ve kokpitte zaman biriktirmek. Simülatörler çok yardımcı oluyor ama tecrübe her şey.

Geçmişte Kraliyet Hava Kuvvetleri pilotu olarak F-22 ile dogfight yaptığınızı sanıyorum.
Evet.
Bu iki uçağı ve ayrıca Rafale ile F-35’i Eurofighter ile karşılaştırır mısınız?
Typhoon hava üstünlüğü savaş uçağı olarak tasarlandı. Motor performansı gerçekten göz kamaştırıcı. F-22 ile yaptığım mücadelelerde çok adil bir mücadele oldu ve jet iyi performans gösterdi. F-22 kesinlikle inanılmaz bir uçak ve etkileyici yetenekleri var. Ama F-16 ve Rafale ile karşılaştırıldığında —ki ikisi de harika uçaklar— Typhoon kendi ayakları üzerinde çok iyi duruyor. Özellikle diğer birçok 4. nesil platformdan çok daha yüksek irtifada uçabilmesi büyük bir gösteri ve silahları daha uzun mesafeden kullanabilmesini sağlıyor. Bu yüzden daha da ileri kabiliyetler geliştirmek için çok sağlam bir temel platform. Evet, bu uçakla dışarıdaki her şeye karşı dogfight yapmaya çok memnuniyetle hazırım. F-16’da da çok dogfight yaptım. İkisi de harika uçaklar ama Typhoon’u seviyorum.
Sorum Eurofighter’ın radar ve elektronik harp sistemi hakkında. Lütfen Tranche 4’ün avantajları hakkında detay verebilir misiniz?
Türkiye’nin alacağı uçakta elektronik taramalı (AESA) radar var, yüksek güç ve geniş görüş alanı mevcut. Radar geniş bir alanı tarıyor, bu da ileri seviye hava-hava taktikleri yapmanızı sağlıyor. Gerçekten çok etkileyici. Bunun yanı sıra uçağa entegre savunma yardım alt sistemi var; size kimin baktığını görüyor ve elektronik olarak karşılık verebiliyorsunuz.
Radar, kask sistemi ve kızılötesi arama ve takip (IRST) sistemiyle birleşince Türkiye’ye tam bir silah sistemi geliyor. En güzel yanı ise Türkiye’nin bunu kendi başına programlayıp geliştirebilecek olması. Bence gerçekten çok heyecan verici bir paket. Daha önce de konuştuğumuz gibi uçak çok silah taşıyor, uzun menzilli, yüksek irtifada uçuyor ve çoğu zaman afterburner-art yakıcıyı çalıştırmadan uçuyor, hatta yüksek sıcaklıklarda bile.
Typhoon’un yüksek hizmete hazır olma oranı, bakım kolaylığı ve güvenlik sicili de çok etkileyici. Türkiye’nin eline çok iyi bir dogfighter ve uzun menzil savaş uçağı geçiyor. Gelecekte F-16 ve Kaan ile birlikte çok iyi uçacak. Combat collaborative aircraft (insansız muharip sistemler) ile de uyumlu olacak. Türk Hava Kuvvetleri tarihinde gerçekten çok heyecan verici bir rolü olacak ve önümüzdeki 30-40 yıl boyunca güç projeksiyonu sağlayacak.

Türkiye silah ve roket sistemlerinde çok başarılı. Yerli bombalar ve diğer sistemler Eurofighter’a entegre edilecek. Bu çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Bence Türkiye’nin teknoloji seviyesi ve yüksek teknolojili silahları hızlı geliştirme kabiliyeti bu hikayenin çok önemli bir parçası. Bu silahları Typhoon envanterine eklemek istiyoruz ki tam etkiyi alabilelim. Kontrat imzalandığından beri bu konuşmalar ciddi şekilde ilerliyor. Türkiye’den bu konuda desteğe ihtiyacımız var. İnsansız muharip uçaklar da çok önemli. Gelecek çok parlak. Bu takıma katkıda bulunduğum için gerçekten onur duyuyorum.





