Dünya Havacılık Tarihi

Kore Savaşı’nda ABD’nin ilk siyah pilotunun hikayesi

Unutulmuş bir Kore Savaşı hikayesi… ABD Donanması’nın ilk siyahi bir pilotu Jesse James… Kullandığı F-4U Corsair ve dağlarda biten uçuş… Selim Atalay bu sefer Kore Savaşı’ndaki hikayeyi anlatan ve çekimleri süren Devation (Arayış) filminin hikayesini sitemiz için kaleme aldı. Atalay’ın geçen haftaki yazısı ise ‘Neden Havacılık Filmleri Gerçekçiliğini yitirdi’

Biz buna unutulmuş savaş demiyoruz, 

Bizim için bu unutulmuş bir zafer.

Adam Makos’un  ikinci eseri olan Devotion : An Epic Story of Heroism , Brotherhood and  Sacrifice (Adanış : Kahramanlığın , Kardeşliğin ve Fedakarlığın Destansı Hikayesi ) 2014  yılının son aylarında raflarda yerini aldı. Black Label Media şirketi  tarafından tüm hakları 2016 yılında satın alındı.

Uzun süre bu konuda bir gelişme olmadı. Yalnızca başrolün Glenn Powell olacağı biliniyordu. Neredeyse üzerinden yıllar geçtikten sonra gelen bir haber yüreğimize su serpti: Filmin çekimleri başlamıştı. Filmin yapımcılık koltuğunda çok yeni bir isim var:  J.D. Dillard. 

Adam Makos’un ikinci eseri olan Devotion : An Epic Story of Heroism , Brotherhood and Sacrifice (Adanış : Kahramanlığın , Kardeşliğin ve Fedakarlığın Destansı Hikayesi )

Bundan beş yıl önce düşük bütçeli Sleight isimli filmi Sundance Film Festivali’nde yayınlanan yapımcının yıldızı o tarihten bu yana hep parladı. Baş rollerinde Jonathan Majors (Da 5 Bloods ) ve Glenn Powell (Top Gun:Maverick) olduğu yapımda yardımcı rollerden birisinde de ünlü popçu Joe Jonas yer alıyor.

“HAVACILIK FİLMİ ÇEKMEYİ İSTİYORDUM”

J.D.Dillard’ın henüz üçüncü yapımında böyle büyük bütçeli bir yapımsa yer alması pek çok kişinin dikkatini çekmiş. J.D.Dillad’ın aile hikayesiyle kitabın hikayesi arasında büyük bir paralellik var. Bu paralellik Black Label Media ile yapımcıyı bir araya getirmiş.

Şöyle diyor Dillard: Sundance festivalinin sonrasında donanma havacılığı yahut avcı uçaklarıyla ilgili bir film çekmek istiyordum.En büyük motivasyonum babamdı. Babamda tıpkı Jesse Leroy Brown siyahi bir donanma havacısıydı. Babamın ve Jesse Brown arasında 40 yıl zaman farkı olmasına  zamanında bile siyahi donanma havacıları çok küçük bir topluluk. Mutlaka onun hikayesini duymuş olmalıydı”

DONANMANIN İLK SİYAHİ PİLOTU JESSE LEROY

Jesse Leroy Brown Birleşik Devletler donanmasının ilk siyahi pilotuydu. Fakir bir tarım işçisinin yalınayak gezen oğluydu. Üniversite parasını biriktirebilmek için beyaz askerlerin takıldığı bir barda çalışıyordu. Askeri pilot olma hayalleri kuran Brown çoğu zaman beyaz askerlerin aşağılanmasına maruz kalıyordu. Yılmadı, donama pilotu oldu. VF-32 filosuna atandı.

Jesse Leroy Brown Birleşik Devletler donanmasının ilk siyahi pilotuydu.

Teğmen Brown’un kolunda uçtuğu ‘lideri’ Üsteğmen Thomas J. Hudner ise iş adamı bir babanın oğluydu. İki farklı karakter arasında sıra dışı bir dostluk oluşmuştu. Kore Savaşı onları en çetin muharebeye taşıyacaktı: Chosin Çukuru Muharebesi.

Birleşik Devletler deniz piyadeleri kuruldukları ilk andan beri kendilerini ABD’nin en seçkin birliği olarak görmüşlerdi. İkinci Dünya Savaşı’nda İngiliz deniz piyadeleri komandolarına benzeyen özel bir birlik oluşturmaları önerildiğinde komutanlar tebessümle biz zaten özel bir birliğiz demişlerdi.

Birleşik devletlerin dünyanın her yerinde operasyon yapma yeteneğine sahip, harbe en hazır birliğini Çinliler çok hassas bir planlama ile kurdukları bir tuzağa çekmişti. Dört bir yanı dağlarla çevrili olan Chosin Çukuruna giren 30 bin deniz piyadesi kendilerini 300 bin kişilik Çin ordusu tarafından kuşatılmış buldular.

Chosin Savaşı, Kore’de ABD güçlerini ve Çin’i karşı karşıya getirdi. Savaşın bir tarafı da -30 derece santigrata kadar inen soğuklardı. Serum, kan veya morfin bile donuyordu.

SERUMUN, MORFİNİN BİLE DONDUĞU DAĞLAR

Tek düşmanları Çinliler değildi. 1950 kışı çok çetin geçiyordu. Termometreler eksi 30 dereceleri gösteriyordu. Yaralılara serum veya kan veremiyordunuz çünkü hemen donuyordu. Acılarını dindirebilmek için narkoz da vurulamıyordu. Keza morfin de donuyordu. 

Yemek yemek bile imkansızdı. Onları hayatta tutan tek şey hava gücüydü. C-47’ler gökyüzünden erzak ve mühimmat atıyordu. Helikopterler yaralıları taşıyordu. Dağlardaki Çin Ordusu ile Donanmanın ve Deniz Piyadelerinin uçakları çarpışıyordu. Deniz piyadelerinin hayatı pamuk ipliğine bağlıydı. O pamuk ipliği ise Jesse Brown gibi pilotların uçurduğu F4-U Corsair gibi uçaklara bağlıydı.

Jesse Brown yirminci görev uçuşunda Çin uçaksavarları tarafından vurulmuştu. Yapılacak tek bir şey vardı: Karlı dağlar üzerinde uygun bir yamaca zorunlu iniş yapmak. Prosedür pilotun iniş yaptığı bölgenin işaretlenip hava kuvvetlerine kurtarma helikopterine bildirilmesiydi.

UÇAĞININ İÇİNDE SIKIŞMIŞTI

Soğuk dondurucuydu ve Brown  helikopter gelene kadar dayanamayabilirdi. Bu düşüncelerle  Üsteğmen Thomas  J.Hudner emir almaksızın uçağını Brown’ın yanına indirmiş ve arkadaşını kurtarmayı denemişti.Brown’un ayakları kokpit içine sıkışmıştı ve uçağı parçalamadan çıkarmak imkansızdı.

Kurtarma helikopterinin çabaları da Brown’u kurtarmaya yetmemişti. Hayaller helikopter pilotunun gece uçuşu yapamayacağını söylemesiyle tamamen yıkılmıştı. Thomas J. Hudner arkadaşını terk etmek zorunda kaldı. Thomas J. Hudner Amerika’nın en yüksek madalyası olan onur madalyasına layık görülür.

Jesse Brown’un hikayesi her yönüyle dikkate değer bir hikaye diyor Dillard: “Ekipteki  diğer herkes gibi bende hikayeye aşık oldum. Çocukken asker olmak isterdim hatta Westpoint (ABD kara kuvvetlerine subay yetiştiren askeri okul) ve donanma akademisine başvurdum. Açıkçası içime havacılık aşkını aşılayan kişi babamdı ve bende ondan etkilenmiştim. Bu hikayede de onun hikayesini anlatabilme fırsatı gördüm. Ne zaman bir havacılık filmi izlesem yanıma gelir kaburgama bir dirsek atar ve bak şu sahnedeki şeyi gerçek hayatta göremezsin ya da bu işler filmlerde anlatıldığı gibi değil derdi”

Filmin Görüntü yönetmenliğini ise Erik Messerschmidt yapıyor: “Birincil olarak kullandığımız kamera Panavision DXL. Ben ve J.D. aylar önce Panavision’a gittik onlara 1950’lerde çekilmiş film hissi veren modern lensler istediğimizi söyledik. Oradaki arkadaşlar bize özel lensler ürettiler ve bu heyecan vericiydi”  diyor.

Erik Messerschmidt “Aynı zamanda Red Komodo kameraların prototiplerinin bir çiftine sahibiz.B u minnacık kameralar 6k çekim yapabiliyor ve uçağın istediğimiz yerine monte şansına sahibiz. Red Komodo kameraları aksiyon kameralara benzetebiliriz. Elbette daha büyükler ama sinema kalitesinde filmler çekebiliyorlar. Top Gun: Maverick filminde kokpit içi çekimlerinde de buna benzer kameralar kullanılmıştı”

Görüntü yönetmeni filmin  İMAX potansiyelini de tartıştıklarını eklemeden edemiyor. Filmin olmazsa olmazı olan antika uçaklar ve hava çekimleri. Bu iş için  deneyimli helikopter pilotu Kevin LaRosa Jr. anlaşılmış. 

Hava çekimi koordinatörlüğü kendisine babadan miras kalan tecrübeli isim olan Kevin LaRosa Jr. en son Top Gun: Maverick filminin hava çekimlerini gerçekleştirdi. Prodüksiyon ekibi bana gelip senin Maverick ile neler başardığını biliyoruz. Aynısının on misli fazlasını yapmanı istiyoruz dediler. Ben ve ekibim on bir adet uçağı topladık. Bunların içinde Bearcat,  Corsair, Skyraider ve Migler var. Bu uçakların hepsi Amerika’nın farklı yerlerinden toplandı. Uçakların hepsinin boyasının ve işaretlerinin hepsi senaryoya uygun olarak değiştirildi.

Hava çekimleri için helikopter , jet kameralar ve dronelar kullanılacak.Yaptığımız her işte tutkumuzu ortaya koymaya çalışıyoruz. Amacımız her yaptığımız işte çıtayı sınırların ulaşabildiği yere taşımak” diyor La Rossa.

“Tüm hayatımı antika savaş uçaklarıyla geçirdim.Babam P-51 , T-6 ve T-28 gibi uçaklara sahip oldu. Çocukluğum ikinci dünya savaşı uçakları ile geçti. Onların kokusu ve sesiyle büyüdüm.Babamla beraber bu uçaklarla uçtum”

LaRosa Glenn Powell’ın Top Gun filmi çekilmeden önce pilot lisansını aldığını hatırlatarak o artık bir havacı tek yapmamız gereken onu bu antika kuşların G toleranslarına fiziksel ve psikolojik olarak hazırlamak.

Filmin çekimlerinin on iki hafta sürmesi bekleniyor. Çekimlerin güvenliğini sağlayabilmek için binlerce Covid testinin yapılması bekleniyor. Filmin ana dağıtıcısı Sony olsa da Amazon ve Netflix’in dağıtımcı ortak olarak bulunduğunu dile getirelim.

Kore Savaşı ABD savaş tarihinin unutulmuş savaşıdır. Genelde hikayeleri anlatılmak istenmez. ABD bu savaştan galip çıkamamıştır. Chosin Savaşı sonunda deniz piyadeleri yüzde ellinin üzerinde kayıp verdiler. 

Bu kayıpların on bine yakını soğuk kaynaklıydı. Chosin kelimesi İngilizce seçilmiş manasına gelen Chosen kelimesine çok benzer. Bu nedenle bu savaştan hayatta kalan deniz piyadelerine kısa bir süre sonra “Seçkin Azınlık” lakabı takılmıştır. 

Girişte yazdığım cümle, Chosin Savaşı gazisi emekli Deniz Piyade Albay William Wiedhahn’a ait. Özel bir kanalın hazırladığı belgeselde Chosin’den savaşa savaşa geri çekilerek çıkabilmenin bir zafer olduğunu söylemişti. Deniz piyadeleri için Chosin soğuk cehennemdir.

Adanış yada Fedakarlık filmi güçlü hikayesi sağlam kadrosu ve gerçek hava çekimleri ile çok şey vaat ediyor. Son söz olarak şu cümleyi yazalım. Thomas Hudner Jr. 2013 yılında arkadaşı Jesse Leroy Brown’un naaşını getirebilmek için K.Kore’ye gitti ama hava şartları el vermediği için dağlara dahi ulaşmadı.

Linkler:

https://deadline.com/2021/02/devotion-jonathan-majors-joe-jonas-story-behind-movie-jesse-brown-1234684266/

Foto ve video barındıran twitter hesapları: https://twitter.com/DevotionMovie

Filmin hesabı: https://twitter.com/JGDillard

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Bağlantıyı kopyala