Bu listede neden Baykar, TUSAŞ yok?

Unmanned Systems Technology (UST) gibi sektörün prestijli ve yönlendirici kabul edilen platformlarından birinde “Top UAV Companies” başlığıyla paylaşılan infografik, savunma sanayii ve havacılık analitiği açısından tam bir hayal kırıklığı.
Evet, bir danışmanlık firmasına ait, ama yayınlandığı yer UST.
Listeye bakıyorum ve insan ister istemez soruyor: Bu sıralama tam olarak neyi sıralıyor?
İlk sırada General Atomics var; MQ-9 Reaper nedeniyle anlaşılabilir.
IAI ve Elbit gibi gerçek İHA üreticilerinin listede bulunması da normal.
Fakat sonra işler karışıyor. Northrop Grumman’ın karşısında B-2 Spirit fotoğrafı kullanılmış.
B-2 bir İHA değil, insanlı stratejik bombardıman uçağı!
Daha da vahimi; RTX, BAE Systems, Textron ve Leonardo gibi farklı uzmanlık alanlarına sahip şirketlerin satırlarına, kopyala-yapıştır kolaycılığıyla General Atomics üretimi MQ-9 Reaper silüetinin dizilmiş olmasıdır.
Öte yandan, Lockheed Martin, RTX, Boeing, Airbus ve BAE Systems gibi dev savunma şirketleri ise toplam şirket büyüklükleriyle mi, İHA faaliyetleriyle mi sıralanıyor belli değil.
DJI ve Parrot gibi ticari drone üreticileriyle stratejik askeri İHA üreticilerinin aynı listeye hangi ortak ölçütle konduğu da açıklanmıyor.

Listede Baykar ve TUSAŞ yok
Asıl garabet ise Türkiye tarafında ortaya çıkıyor.
Baykar yok… TUSAŞ yok….
Dünyanın en fazla ülkeye SİHA ihraç eden şirketlerinden biri olan, TB2 ve AKINCI ile küresel pazarı değiştiren, TB3 ile gemiden operasyon kabiliyetini sahaya taşıyan ve KIZILELMA ile insansız savaş uçağı sınıfına giren Baykar bu listede yok.
TUSAŞ’ın ANKA, AKSUNGUR ve ANKA III ailesi de yok.
Üstelik Baykar 2025’te 2,2 milyar $ ihracat açıkladı.

Türkiye artık yalnızca birkaç İHA üreten bir ülke değil; farklı sınıflarda İHA/SİHA geliştiren, ihraç eden ve operasyonel konsept üreten bir ekosisteme sahip.
Benzer şekilde, küresel pazara yüzlerce askeri platform sunan Çinli üreticilerin de listede yer almaması bu körlüğü pekiştiriyor.
Bu tabloyu basit bir hata olarak geçiştirip hafifletemeyiz; karşımızdaki tutum son derece bilinçli bir niyet ve ideolojik bir anlatı ambargosudur.

Maliyet-etkinliği yüksek, sahada rüştünü ispatlamış ve doktrin değiştiren Türk platformlarını o listelerin tepesine koymak; Batı savunma endüstrisinin onlarca milyar dolarlık, pahalı ve hantal “teknoloji monopolü” illüzyonunun çöktüğünü resmen ilan etmek anlamına gelirdi.
Yapılan şey bir gözden kaçırma veya acemilik değildir; sahadaki ezber bozan Türk İHA’larını kâğıt üzerinde halı altına süpürmeye çalışan kurumsal bir refleks ve ticari bir sansürdür.
İstedikleri kadar sansürlesinler, sahadaki gerçek değişmeyecek!









