Savunma

Demir: “MMU ve HÜRJET Türkiye’yi üst lige taşıyacak”

Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) tarafından hazırlanan kurumsal derginin sorularını yanıtladı. Demir, Türkiye’nin Milli Muharip Uçak ve HÜRJET’in gökyüzüyle buluşmasıyla birlikte dünyada kendi jetini ve savaş uçağını üretebilen sayılı ülkelerden biri olarak artık savunma sanayiinde en üst ligde olan ülkelerden biri konumuna geleceğini söyledi.

Büyüyen savunma sektörüne de dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Demir, 2002’de proje hacmi 5,5 milyar dolardan 60 milyar dolara çıktığının altını çizdi.

Türkiye savunma sanayi sistemleri ile öne çıkmakta, ürettiği özgün ürünlerle adından söz ettirmektedir. Türkiye’nin savunma sanayi sektöründe son 20 yılda geldiği noktayı ve bu başarısını değerlendirir misiniz? 

Türk savunma sanayi, Başkanlığımız koordinasyonunda tasarımdan üretime, Ar-Ge ve inovasyondan sanayileşmeye, yürüttüğü proje faaliyetleriyle son yıllarda adından söz ettiren bir konuma gelmiş durumdadır. 

2002 yılı Türkiye için olduğu gibi savunma sanayimiz içinde milattır. 2002’de proje hacmi 5,5 milyar Amerikan Doları olan 62 proje üzerinde çalışılırken, bugün geldiğimiz noktada proje hacmi 60 milyar Amerikan Doları’nı aşan yaklaşık 750 proje üzerinde çalışmaktayız. 2002 yılında 56 firmanın faaliyet gösterdiği savunma sanayi sektöründe bugün, bin 500’ün üzerinde firma faaliyet göstermektedir. 

20 yıl önce hayal olarak görülen bu başarı hayallerimiz için belirlediğimiz hedeflerin ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir. Ve bir de şu var ki, bu hedefler inanan ve bu uğurda gecesini gündüzüne katarak gayret gösteren bir kadro ile gerçeğe dönmüştür. 

Türkiye’nin artık savunma sanayisinde hızla gelişen ve büyüyen bir yan sanayisi de bulunuyor. Yardımcı sanayi firmalarının bu başarıya sağladıkları katkıları sizden dinleyebilir miyiz? 

Başkanlık olarak, yüksek katma değer üreten KOBİ ve yan sanayimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. KOBİ ve yan sanayinin geliştirilmesi kadar üzerinde önemle durduğumuz diğer bir konu ise projeler kapsamında yerli sanayimizin imkân ve kabiliyetlerinin maksimum ölçüde kullanılmasıdır. Bu amaçla projelerde ana sistemlerin kritik bileşenlerinin yerli imkânlarla temin edilmesine yönelik “Sanayi Katılımı” faaliyetlerini takip ediyoruz. 

Bu kapsamda; sektörün proje, insan kaynağı, ürün ve altyapı yetenek envanterinin çıkartılması, sektörel yeteneklerin ve kapasitelerin değişik aşamalarda, farklı kategorilerde, süreklilik içerisinde değerlendirilmesi ve firmalarımızın desteklenmesi amacıyla başlattığımız çalışmalar meyvelerini vermeye başladı. 

Artık yardımcı sanayi firmalarımız, sistem üreticisi ana yüklenicilerimizin ihtiyacına yönelik her türlü çalışmayı yapabilecek kabiliyete ve yetkinliğe ulaşmış durumdadır. Bu durum kritik teknoloji ve sistem üreten firmalarımızın dışa bağımlılığını büyük ölçüde azaltmış ve ülke ekonomimize ciddi kazanımlar sağlamıştır. 

DEMİR İKİ YILDIR YILIN BÜROKRATI SEÇİLİYOR

Son iki yıldır Ekonomist dergisi tarafından “Yılın Bürokratı” seçiliyorsunuz. Başarınızı ise “Bu, ekosistemimizin başarılı çalışmasının sonucudur. Savunma sanayimiz tecrübesini diğer alanlara aktarmaya devam edecek” olarak ifade ettiniz. Hem bu başarı hem de bu tecrübenin diğer alanlara aktarılması ile ilgili neler söylemek istersiniz? 

Bizler çalışmalarımız neticesinde elde ettiğimiz hiçbir başarıyı bireysel bir başarı olarak görmüyoruz. Bu başarının arkasında çok iyi bir ekip bulunmaktadır. Bu başarı savunma sanayi firmalarımızdan, alt yüklenicilerimize, üniversitelerimizden, KOBİ’lerimize bir ekosistem başarısıdır. 

Savunma sanayi, bütünsel olarak sanayileşmenin ve kalkınmanın önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Savunma sanayi firmalarımın sahip oldukları bilgi, birikim ve 

teknoloji sanayinin her alanında ihtiyaç duyulan bir düzeydedir. Savunma sanayi firmalarımız, sahip oldukları bu yetenekleri ülkemizin menfaatleri doğrultusunda yerli ve millî teknolojiyi üretebilmek için askerî alanın yanında sivil alanın da en büyük destekçileri olmuşlardır. 

Dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınının başlarında sağlık sektörümüzün ihtiyaç duyduğu solunum cihazları, çok kısa bir süre içerisinde savunma sanayi firmalarımızın büyük destekleriyle yerli ve millî imkânlarla üretilip hizmete sunulmuştur. 

Türkiye’nin Millî Uzay Programı hedeflerine en büyük katkılardan biri de savunma sanayi firmalarımız tarafından verilmektedir. TUSAŞ’ın da uydu alanında yaptığı çalışmalar bunun en somut örneğidir. Ayrıca, TUSAŞ’ın iştiraki GSATCOM’un Arjantin’e uydu teknolojilerindeki satışı bu alanda ilk ihracat olarak kayıtlara geçecektir. 

Bunların yanında enerjiden ulaştırmaya, haberleşmeden bilgi güvenliğine kadar yapılan çalışmalar, Türk Savunma Sanayi’nin ne kadar geniş bir yelpazede hizmet verdiğinin en güzel örneklerindendir. 

TUSAŞ, bu önemli büyümenin öncü rollerinden birini üstleniyor. TUSAŞ’ın gelişimi ve ülkemize sağladığı katkılar sizce nelerdir? 

Ülkemizde havacılık sektöründe öncü olan TUSAŞ, yaptığı çalışmalarla dünyada da adından söz ettiren bir konuma gelmiştir. “Başkalarının kanatlarıyla uçmaya çalışanlar hür kuş olamazlar” düsturuyla hareket eden savunma sanayimizin en önemli yapı taşlarından biridir TUSAŞ. 

Dünyanın en büyük 100 savunma sanayii firması içerisinde yer alan TUSAŞ, bu alanda da yüz akı ve bayrak taşıyıcı şirketlerimizden biri olarak savunma sanayimizdeki elde edilen başarılardaki en büyük paydaşlarımızdan biridir. 

Sizlerin yönlendirmeleriyle TUSAŞ tarafından üretilen ANKA, ŞİMŞEK, T129 ATAK ve AKSUNGUR gibi birbirinden başarılı ürünler sahada aktif olarak görevlerini icra
etmeye devam ediyor. Ürünlerimizin sahadaki başarıları ve üstesinden geldikleri zorlu görevler hakkında neler söylemek istersiniz? 

Günümüzdeki gelişmelere bakarsak ülkemizin içerisinde geçtiği şartlar, çevremizde oluşan konjonktür artık bu anlamda da Türkiye’nin hiçbir ihmale gelmeyecek şekilde güçlü olmasını ve bu gücün de kendi kaynaklarından oluşuyor olmasını gerekli kılıyor. 

Savunma Sanayii Başkanlığı olarak bizlerin ana amacı, güvenlik güçlerimizin ihtiyacı olan sistemleri azami oranda yerli ve millî imkânlarla sağlamaktır. Öyle ki savunma sanayimizin gelmiş olduğu seviyeyi güvenlik güçlerimizin harekâtlarındaki başarısında daha iyi görmekteyiz. 

Bugün TUSAŞ tarafından üretilen T129 ATAK helikopterlerimiz ve ANKA’nın terörle mücadeleye katkısını sadece biz değil, bütün dünya biliyor. İnanıyorum ki seri üretimi devam eden AKSUNGUR-SİHA da bu alanda önemli roller üstlenecektir. 

 

Güçlü Türkiye” vizyonu çerçevesinde ilerleyen ve her yıl gücüne güç katan Türkiye, havacılık sektörünün en önemli isimleri arasına adını yazdırmak için birbirinden güçlü ürün ve sistemler geliştirmeye devam ediyor. 2023 yılına damga vuracak olan Milli Muharip Uçak ve HÜRJET havacılık sektörünün seyrini nasıl etkileyecek? 

Başkanlık olarak, liderlik ettiğimiz birçok platform, sistem ve alt sistemleri üretme, yatırım projelerimiz ile savunma ve havacılık sanayimizi devamlı geliştirmekte ve “Savunma Sanayisinde Tam Bağımsız Türkiye” hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. 

Ülkemiz havacılık sanayinin, daha da gelişmesi, daha da rekabetçi olması, uluslararası pazarlara açılması, üst düzey platformlar ve ekipmanlar üretmesi için, aynı zamanda da ülkemiz savunmasının teknolojik hava araçları ile donatılması için yoğun çaba içerisindeyiz. 

İnşallah yakın gelecekte gökyüzüyle buluşacak olan Milli Muharip Uçak, HÜRJET ve Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri ile de “Küresel Güç Türkiye” vizyonuna en önemli katkıyı sağlayacağımıza gönülden inanıyorum. 

Milli Muharip Uçak ve HÜRJET’in gökyüzüyle buluşmasıyla birlikte dünyada kendi jetini ve savaş uçağını üretebilen sayılı ülkelerden biri olarak artık savunma sanayiinde en üst ligde olan ülkelerden biri konumuna geleceğiz. 

Ürünlerimiz artık yurt dışında da ülkemizi temsil edecek. Daha önce açıklamanızda yer verdiğiniz gibi “Ülkemiz teknoloji ithal eden değil, teknoloji ihraç eden bir ülke olmak için” var gücüyle çalışıyor. Bu hedefe ulaşmak için gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi alabilir miyiz? 

Şu bir gerçektir ki; sürdürülebilirliğin en önemli unsurlarının başında ihracat gelmektedir. İkinci en önemli unsur ise küresel ölçekteki dünya pazarında çeşitli şirketlerle beraber çalışabilmek, onlara iş üretebilmektir. Bu iki parametre kendi iç ihtiyaçlarımızı karşılayabilmenin ötesinde sürdürebilirliği sağlama açısından çok önemlidir. 

Aynı şeyleri yaparak aynı sonuçları alabiliriz ama belli bir eşiği geçmek istiyorsak, “Daha iyi nasıl yapabiliriz”in cevabını alabileceğimiz strateji çalışması yapmamız gerekmektedir. Bizler de yeni ihracat modelleri, metotları ve teşebbüsleri için stratejiler belirlemek üzere şirketlerimiz ve KOBİ’lerimizle birlikte devamlı olarak çalışmalar yapmaktayız. 

KOBİ seviyesinde olsanız bile, belirli yetkinlikler veya özel üretimleri bünyenizde tutuyorsanız, belirli kalite kriterlerini sağlayabiliyorsanız, dünyada yaygın birçok firmaya üretici olabilirsiniz. Özellikle KOBİ’lerimizin dünya pazarına açılabilmesi hususunda gerekli olan kalite standartlarını ve belirli bir sisteme sahip olabilmeleri için gerekli desteği sağlamaktayız. 

Yaptığımız tüm bu çalışmaların neticesini de almaya başladık diyebiliriz. Son beş yıllık verilere baktığımızda savunma sanayii ihracatımız %30 artarken, ithalatımız yaklaşık %60 oranında azalmıştır. Türkiye savunma sanayiinde artık bir pazar değil, aktör konumuna gelmiştir. 

Havacılık ve savunma sanayisine yön veren Savunma Sanayii Başkanlığı’mızın 2023 yılı sonrası için hedefleri ve başta Türk Havacılık ve Uzay Sanayii olmak üzere savunma sanayi firmalarından beklentileri nelerdir? 

Savunma sanayii dinamik bir sektör olduğundan dolayı yapılanı yeterli görmemiz asla düşünülemez. Savunma Sanayii Başkanlığı olarak bugün sahada ihtiyaç duyulan sistemlerin üretilmesinin yanı sıra geleceğin teknolojileri içinde bugünden çalışmalarımızı yapmaya başlıyoruz. Geleceğin muharebe sahası olarak görülen havacılık ve uzay teknolojileriyle ilgili projelerimiz ve ar-ge çalışmalarımızı devam ettiriyor ve dünyayla rekabet edebilecek düzeyde projeler üzerinde çalışıyoruz. 

2023 yılı sonrasında hayat geçecek olan Milli Muharip Uçak, HÜRJET, Muharip İnsansız Uçak projeleri
havacılık alanında Türkiye’ye değer katacak projelerdir. Bu projelerin bir an önce hayata geçirilmesi için sektörümüzün azami gayret göstereceğine inancım tamdır. 

 

Savunma sanayi firmaları üniversitelerle iş birlikleri yaparak, nitelikli insan kaynağının yetişmesi için de birçok projeyi hayata geçiriyor. Bu iş birliklerini, insan kaynağının sektörü yakından takip ederek yetişmesine vesile olan projeleri değerlendirir misiniz? 

Türkiye’nin en büyük gücü nedir denildiğinde, iyi eğitilmiş, genç ve dinamik nüfus olarak bu soruyu cevaplayabiliriz. Bu alanda siz gençlere ve eğitime yatırım yapmak olabildiğince insanımızı bu alandaki işlerle, tecrübe ile ve teknoloji ile buluşturmak çok önemli. 

Yeterli sayıda ve nitelikte insan kaynağımız olmadığı müddetçe hedeflerimize ulaşmanın mümkün olmayacağı kesindir. Bu yüzden savunma sanayii firmalarımızın özellikle üniversitelerimizle olan iş birliklerini, çok önemsiyorum. 

Savunma Sanayii Başkanlığı olarak bizler de nitelikli insan kaynağımızı oluşturmaya dönük son dönemde bir dizi çalışmayı başlatmış bulunuyoruz. Paydaşı olduğumuz TEKNOFEST’in yanı sıra Başkanlık olarak yürüttüğümüz Savunma Sanayii Akademisi, Vizyoner Genç, meslek liselerine dönük öğrenci ve öğretmen yetiştirme programlarımızla bu çalışmalardan olumlu sonuçlar almayı hedefliyoruz. 

Dergimiz aracılığıyla havacılık sektörüne ilgi duyan ve bu alanda kariyer hedefi olan gençlerimize iletmek istediğiniz bir mesaj var mıdır? 

Özellikle gençlere Vizyoner Genç çalışmalarımızı takip etmelerini tavsiye ediyorum. “vizyonergenc.com”
internet sayfasını takip ederek; güncel savunma sanayii gelişmelerinden haberdar olabilir, kişisel gelişim ve kariyer alanlarında mevcut yaklaşımlar ile tavsiyeleri öğrenebilir, güncel staj ve iş olanaklarını takip ederek ilanlara başvuru yapabilirler. 

Geleceğimiz adına bağımsız bir savunma sanayii hedefimizi gerçekleştirmemizdeki bizim en büyük itici gücümüz olan gençlerimize tavsiyem, hayal etmekten asla vazgeçmeyin. Ve bu hayalleri gerçekleştirmek için şimdiden, “Neler yapabiliriz?”i düşünün. İşte bu düşünce bizi daha güzel yarınlara taşıyacaktır. Biz her daim sizin yanınızda olacağız ve elimizden gelen katkıyı sunmaya devam edeceğiz.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Bağlantıyı kopyala