1946’da Kırşehir’de bir Fairey Battle kazası

Selim Atalay, yıllar önce pek de bilinmeyen bir kazaya ışık tutuyor. Yıl 1946… Ankara Etimesgut’tan havalanan Fairey Battle tipi uçakta bir pilot ve iki bakımcı Kayseri’ye gitmekteler. Uçağın motor değişim uçuşu sırasında meydana gelen kazada ne yazık ki Hava Pilot Astsubay Çavuş Ahmet Tozluklu şehit olur. Teğmen Şükrü Türk ile Astsubay Çavuş Murat Yüksek yaralı kurtulur. İşte o olayın ilginç hikayesi…
Türk havacılık tarihinin kara deliği olarak gördüğüm İkinci Dünya Savaşı yıllarını araştırırken kendime bir söz vermiştim. Sahaya inecektim. Kaza mahallerini araştıracak ve yaşayan son görgü tanıklarını dinleyecektim.
Edindiğim bilgileri resmi kayıtlarla karşılaştıracaktım. Eskilerin tabiriyle “masa başı haberciliği” yapmayacaktım ama öyle bir an gelmişti ki ayak basmadığım yerlerde gerçekleşen hikâyeleri anlatmam gerekmişti. Olaylar tıpkı John Lennon’un [1] dediği gibi gerçekleşmişti.
İşte şimdi anlatacağım hikâyede böyle hikâyelerden birisi. “Murat Dağı’ndaki C-47 kazası ve yaşanan mucize” isimli yazım yeni yayınlanmıştı. Okuyucumuz Cengiz Yüksek, sosyal medyadan bana ulaşmıştı. Onun aktardığına göre babası Murat Yüksek bir C-47 kazasından yaralı olarak kurtulmuş ve gazi olmuştu.
Sıcağı sıcağına kısa bir araştırma yaptığım zaman bambaşka bir uçak ve bambaşka bir olayla karşı karşıya olduğumu hemen anlamıştım. Uçak C-47 değildi bir Fairey Battle idi. İster istemez hikayede tutarsızlıklar ilgimi çekmişti.
Olayın detaylarını dinlediğim zaman konu daha da ilginçleşmişti Kazadan sonra Murat Yüksek uzun süre hastahanede yatmıştı. Kazadan sonra akli dengesini yitirmişti. Oğlu bana olayları özellikle de uçak kazasını bölük pörçük hatırladığını aktarmıştı.
Hikayenin ne kadarı doğru
Aslında bu bilgi pek çok şeyi tek başına açıklamaya yetmişti. Hikayedeki tutarsızlıkların nedenini öğrenmiştim. Pekiyi ya bu hikayenin ne kadarı doğruydu. Hikayenin içerisindeki hatalı kısımları bir cerrah hassaslığıyla kesip atmam gerekecekti. Belki de tam tersi olacak hikayenin içerisindeki doğru kısımları adeta cımbızla çekip almam gerekecekti.
Kaza yaşadığım yerden yüzlerce kilometre uzakta Kırşehir’de gerçekleşmişti. Kırşehir’e gidip olayı yerinde araştırma şansım yok gibiydi. Bu noktada Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği. TEMAD yardımıma koşmuştu. Derneğin Kırşehir şubesinin yardımları sayesinde elime geçen bilgi ve belgeler sayesinde olayı çözmüştüm.
Peki, işin aslı neydi? En başa dönelim ve Cengiz Yüksek’in bana atlattığı o hikayeyi onun ağzından dinleyelim:
“Rahmetli babam Murat Yüksek 1924 yılında Arhavi’nin kale mahallesinde doğmuş. Kendisi hava kuvvetlerinde makinist gedikli çavuştu. Anlattığına göre olay 1946 yılında yaşanıyor. Erzurum’dan Ankara’ya C-47 ile giderken uçakları Nevşehir yakınlarında arıza yapıyor ve düşüyor. Kazadan bir tek babam kurtuluyor.”
Ben konu hakkında daha fazla detay öğrenmek istiyorum. Cengiz bey anlatmaya başlıyor:
“Babamın anlattığına göre uçakta dokuz kişiymişler. Uçağın pilotu gözüne yağ sıçraması sonucu görme yetisini kaybetmiş. Babam ve arkadaşları kokpite girememiş. Pilot onlara dönüp “uçağı yavaş yavaş alçaltarak ineceğim” demiş.
Babamın bazı arkadaşları dayanamayarak uçaktan atlamışlar ve parçalanarak hayatlarını kaybetmişler. Babamsa uçaktan atlamamış ve hayatta kalmış. Kazada kimler şehit oldu, isimlerini bilmiyorum ama babam olaydan sonra iki sene Dışkapı Askeri Hastanesi’nde tedavi olmuş. Taburcu edildiği vakit kendisine 46’lık raporu verilmiş. Babam seneler sonra akli melekelerini geri kazandı. Müteahhitlik yaptı ama her şeyi tam hatırlamıyordu.”
Hangi uçak
Olayın ayrıntılarını dinledikten sonra bu kazanın bir C-47 kazası olmadığını anlamam uzun sürmemişti. Geleneksel olarak C-47 kokpitinde bir değil iki pilot olurdu. Ayrıca C-47 kokpitine acil durumda girmek mümkündü. Bu uçak C-47 değilse ya hangi uçaktı? Şehitlerin kimlik bilgileri nelerdi?
Aklıma takılan bu soruları bir kenara bırakıp tarih, isim ve kaza yerine odaklanmayı tercih ediyorum. Bu bilgiler üzerinden şehitler albümü karıştırmaya başlıyorum.
Çabalarım kısa sürede sonuç veriyor. Kazayı ve pilotun kimliğini buluyorum. Kaza 14 haziran 1946 tarihinde Kırşehir/Kaman’daki Sofular köyünün yakınlarında gerçekleşmiş. Kazada Hava Plt. Gedikli Astsb Çavuş Ahmet Tozluklu şehit olmuştu.

Şehitler albümünde Ahmet Tozluklu hakkında şunlar yazılıydı:
14.06.1946 tarihinde Hv. K.K. İrt. Ve Talim Grp. Komutanlığında (Etimesgut/Ankara) görevli iken, Teğmen Şükrü Türk ve makinist Murat’la birlikte Kayseri’ye motor değiştirmeye giderlerken Kırşehir’in Kaman ilçesinin Sofular köyü civarında 2814 numaralı Fairey Battle düşmesi sonucu şehit olmuştur.
Bu bilgiler sayesinde artık personelin neden uçağın kokpitine giremediklerini biliyordum. En azından hikayenin bu kısmı doğruydu.
Doğru olduğunu fark ettiğim bir başka kaza yeriydi. Nevşehir ve Kırşehir arasında belki günümüzde bir bağlantı kurmak mümkün olmayabilir. Kırşehir 1954 yılında Nevşehir’in bir ilçesiydi. Kaman ise o yıllarda Ankara’ya bağlıydı. Kırşehir ancak 1957 yılında il ilan edilmiş Kaman da Kırşehir’e bağlanmıştı.
Kazanın gerçekleştiği Sofular köyünün ismi Aydınlar olarak değiştirilmişti. Aydınlar köyü Kırşehir’e daha yakındı.

Uçak tipi Fairey Battle
Kazanın gerçekleştiği uçak bir Fairey Battle idi. C-47 havacılık tarihinde ne kadar ünlü bir uçaksa Fairey Battle ise tam tersi o kadar az biliniyordu. C-47 ne kadar başarılı bir nakliye uçağıysa Fairey Battle o kadar kötü bir hafif bombardıman uçağıydı.
Fairey, tasarlandığı 1930’lu yıllarda son derece devrimsel bir uçaktı. İngiliz hava kuvvetleri ellerindeki çift kanatlı Hawker Hind ve Hawker Hart uçaklarını modern bir hafif bombardıman uçağıyla değiştirmek istiyordu.
Fairey şirketi alttan kanatlı, tek motorlu Battle uçağını önermişti. Battle tıpkı Hawker Hurricane ve Supermarine Spitifre Rolls Royce’un geliştirdiği Merlin motoru kullanıyordu. Battle, Spitfire ve Hurricane uçaklarına kıyasla daha fazla bomba taşıyabiliyordu. Elbette bu durumda avcı uçaklarına göre daha yavaş uçuyordu. Amaç aynı motor ile hafif bombardıman görevlerinin yerine getirilmesiydi…

Tek pilotla uçuyor
Fairey Battle, dönemin pek çok hafif bombardıman uçağı gibi tek pilotla uçuruluyordu. Kokpiti ve içerisinin şeklinden dolayı küvet olarak da adlandırılan orta kısmı zırh plakası ayırıyordu.
Orta kısmında bir adet bombardıman nişangahı bulunuyordu. Günümüzdeki ismiyle silah sistem subayı; o yıllardaki ismiyle bombardımancı yüzü koyun uzanarak bu nişangahı kullanıyordu.
Gövdenin arka kısmında ise kayabilen bir harita masası ve döner bir koltuk bulunuyordu. Buradaki personel hem seyrüseferci hem de telsizci idi.
Ayrıca uçağın arkasında bulunan 7.7 milimetre çapındaki Vickers makineli tüfeğini kullanıyordu.

Uçağın arkasındaki görev yapan personel son derece dar bir alanda çalışmak zorundaydı. Bu nedenle personel uçağa paraşüt kuşanıp binemezdi. Orta bölümden kokpite geçmek pilot sandalyesi ve zırh nedeniyle imkansızdı ama pilot tamamen izole değildi. Bu nedenle bombardımancı pilot ile küçük aralıktan iletişime geçebilirdi.
Fairey Batltle 1937 yılında İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmaya başlamıştı. İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri savaşın ilk yılında sınırlı da olsa Fairey Battle hafif bombardıman uçaklarını kullanmıştı.
Verilen ağır zayiatlar nedeniyle kısa zamanda hiç kimsenin uçmak istemediği bir uçak haline gelmişti. Uçak son derece yavaştı hem avcı uçaklarına hem de uçaksavar toplarına hedef olmaktan kurtulamıyordu.
Fairey Batltle’ın arkasındaki 7.7 milimetrelik makineli tüfekle Fairey Battle savunmak mümkün değildi. Silahın hem etkisi düşük hem de mermi kapasitesi azdı. Uçağın sağ kanadında bulunan 7.7 milimetrelik makineli tüfek de bu durumu değiştirmiyordu.
Türk Hava Kuvvetleri’ne 30 adet verildi
Türk hava kuvvetleri 1940 yılında İngiltere ile yaptığı antlaşma sonucunda 30 adet Fairey Battle alınması karar bağlanmıştı. Türkiye, uçakların bedelini yüzde 4 yıllık faizle 20 yıl içerisinde ödeyecekti.
Türk Hava Kuvvetleri’nin Fairey Battle uçaklarını uzun süre beklemeyecekti. Polonya, Almanya tarafından işgal edilince Polonya’nın siparişini verdiği uçaklar Türkiye’ye gönderilmişti. Demonte vaziyette gemiyle getirilen uçaklar Türkiye’de İngiliz personel tarafından monte edilmişti.
Fairey Battle hafif bombardıman uçakları eğitim, keşif ve irtibat görevlerinde kullanılmıştı. Ayrıca İrtibat Komutanlığı bünyesinde toplanan Fairey Battle uçaklarının bir kısmı Kayseri Tayyare Fabrikasında tadil edilmiş ve manş uçağı – hava hedefi çekim uçağı olarak tadil edilmişlerdi.
Bu uçaklar manş adı verilen hedefleri arkasında çekiyor. Pilotlar ise bu hedefleri vurmaya çalışarak nişancılık kabiliyetlerini geliştirmeye çalışıyordu. Manş uçakları sarı ve üzerindeki siyah renkleri ile dikkat çekiyordu.

Şehitler albümüne göre 4 Fairey Battle ölümcül kazalara karışmış. Bu dört kazanın dışında Türk Hava kuvvetlerinin ilk komutanı olacak olan Orgeneral Zeki Doğan’ın da Fairey Battle bombardıman uçağıyla görev yaparken yaşanan bir arıza sonucunda Kütahya’nın Sabuncupınar ilçesi yakınların acil iniş yaptığı ve yaralandığını biliyoruz.
Apayrı bir yazı konusu olabilecek bu kaza kırımı da dahil edersek Türk Hava Kuvvetleri’nin ulaşabildiğimiz kayıtlara göre toplam beş uçak kaybettiğini biliyoruz.

Kaza nasıl oldu
Şimdi sıra elimdeki tüm parçaları birleştirmeye ve hikaye haline getirmeye gelmişti. Bu hikaye biraz hayal gücüyle birazda bulmacanın elimdeki parçalarıyla yazıldı.
Tarihler 14 Haziran 1946’yı gösteriyordu. Ankara Etimesgut’ta yazın ilk günleri yaşanıyordu. Yorgun Rolls Royce Merlin motorunun artık bakım saati gelmişti. 2814 kuyruk numaralı Fairey Battle bakıma götürülmek üzere hazırlanmıştı.
O yıllarda uçakların motor değişimi Kayseri’de ki “Kayseri Tayyare Fabrikasında” yapılıyordu. Uçuş saati dolmuş, her an bir sıkıntı çıkartabilecek motora sahip uçağın değişime götürmek için riski göze almak gerekiyordu. Bu uçuşlar nadiren sorunsuz geçerdi. Uçağın motorunun havada durmasından tutun motorun alev almasına kadar binbir türlü tehlikeyi göze almak gerekiyordu.

Kayseri uçak fabrikası da pazartesi iş başı yapıyordu. Mesainin ilk gününe yetişebilmek için uçağın Pazar günü yola çıkması gerekiyordu.
Motor değişim uçuşlarında makinistlerin de gitmesi standart bir uygulamaydı. Makinistler motorun kabul testlerini yapıyor. Sorunsuz olduğuna hüküm verirse uçak teslim alınıyor ve test uçuşu yapılıyordu.
Sınıfını bilmediğimiz Teğmen Şükrü Türk de büyük ihtimalle bakım subayıydı. Evrak işlerini halletmek, test sonunda uçağın kabul evraklarının imzalanması gibi konular için Kayseri’ye gitmesi gerekiyordu. Belki Makinist Astsubay Murat Yüksek gibi Teğmen Şükrü Türk de bakım sınıfı bir subaydı.
Pilot Astsb. Ahmet Tozluklu son kontrollerini yaptıktan sonra kokpite yerleşti. Kanopinin arkasındaki açılır kapaktan Makinist Astsubay Murat Yüksek uçağın “küvet” bölümüne yerleşti. Onun arkasından Teğmen Şükrü Türk döner sandalyeye oturdu. Ekip tamamlanmıştı.
2814 numaralı Fairey Battle uçağının yorgun Merlin motoru büyük bir gürültüyle çalıştı. Pistte yavaş yavaş hızlanmaya başladı. Pistin sonuna doğru tekerlerini kesti ve gökyüzü ile buluştu.
Kayseri ve Ankara arasında yaklaşık 275 kilometrelik bir mesafe vardı. Her şey güvenli giderse bu uçuş yaklaşık 1 saat sürecekti.
Pekiyi ya bir aksilik çıkarsa? Ahmet Tozluklu muhtemelen kendisini her şeye hazırlamıştı. Belki bir tarlanın ortasına mecburi iniş yapması gerekecekti belki tekrar Ankara’ya geri dönmesi gerekecekti. Mecburi iniş ihtimali asla gözardı edilemezdi.
Yolculuğun ilk yarısı sorunsuz geçmişti ama yaşlı Merlin motorunun sonu gelmek üzereydi. Artık daha fazla dayanamıyordu. Tüm mekanik sistemlerdeki gibi en zayıf halkadan patlak verecekti. Bu da motorun yağ borusundan başkası değildi.
Merlin motorlarda yağ sadece motoru yağlamıyor aynı zamandada soğutma vazifesi görüyordu. Bu nedenle yağ yüksek basınçla servis tankından (header) motora pompalanıyordu. Motoru dolaşan yağ bir soğutucu tankına alınıyor ve tekrar tanka (scavenger) pompalanıyor ve bu döngü devam ediyordu.
Motor yağının servis tankındaki ideal sıcaklığı 80-100 derece iken acil durumlarda 110 dereceye çıkabilir. Soğutucu (Scavenger) tanka gelen yağın ideal sıcaklığı 160 -180 derece sıcaklığa çıkıyor.
Merlin motorların Glikol hattı ve header (servis tankı) hattı bir insanın cildinde yanma yapabilir. Yüz derece sıcaklığındaki yağın göze taması kornea yanığı yapar ama elbette bu tek başına anında körleşme senaryosunu açıklamıyor.
Tanıkların anlattıklarına göre scavenge (soğutucu) hattına gelen hortum patlamış olmalı. Buradaki hortum zaman zaman 200 dereceye çıkan yağın bütün sıcaklığına maruz kalıyor. Bu hortum en az korunan ve en çok yıpranan yer aynı zamanda. Bu nedenle 180 derece sıcaklıktaki yüksek basınçlı yağ birden atomize olup hava akımı ile kokpite sızmış olmalı.
Konumu nedeniyle yağ kokpit camının altından ve gösterge panelinden kokpite sızmış olmalı. Bu derece sıcaklıkta bir yağ buharına maruz kalmak cilde ve solunum sistemine büyük hasar verdiği gibi insanı da aniden gözükleri takılı değilse görüşünü kapatıp kalıcı olarak kör de edebilir.
Hortum patladıktan sonra pilot Ahmet Tozluklu tamamen görüşünü yitirdi. Kokpitin içerisi sıcak yağ buharı ile doluydu. Göz gözü görmüyordu. Bu kaos içerisinde Makinist Astsb. Murat pilota yardım etmek istedi ama nafileydi çünkü küçücük açıklıktan kumandalara ulaşması da mümkün değildi…
Makinist Astsb. Murat beyhude olan bu çabasından vazgeçerken pilot Astsb. Ahmet Tozluklu’nun son sözlerini duydu: “Yavaş yavaş kontrollü şekilde alçalıp mecburi iniş yapacağım”. Ahmet Tozluklu tamamen kör bir biçimde kumandaları kavradı gazı kesti, flaşları açtı. 2814 numaralı Fairey Battle alçalıyordu.
Bu iniş için mecburi iniş mi denilebilirdi yoksa kontrollü çarpma mı? Bunu bilmiyoruz tek bildiğimiz uçağın çarptığı yerde parçalanmadığı ve yangın çıkmadığı.
Çarpma anındaki en yüksek şoka pilot Ahmet Tozluklu maruz kaldı. Bu şok nedeniyle kaza anında hayatını kaybetmediyse bile hastanede şehit olduğunu tahmin ediyorum.
Şehit Hava Pilot Astsubay Çavuş Ahmet Tozluklu Kırşehir’e defnedildi
Edirne doğumlu olan Ahmet Tozluklu’nun cenazesi günün koşulları nedeniyle memleketine getirilemiş ve şehit olduğu Kırşehir’de defnedilmişti. Kırşehir’de şehitlik yoktu.
O nedenle Ahmet Tozluklu’nun mezarı şehitlik olarak ilan edilmişti. Hava şehitlerini anma günü olan her 15 Mayıs’ta şehitlikte tören düzenlenir. İlk okul öğrencileri öğretmenleri eşliğinde bu törene katılırlarmış.
Altmışlı yılların ortasında bu törene katılan okullardan birisi olan Namık Kemal ilkokulu öğretmenlerinden Sadık Torun bu tek şehidinin hikayesini merak etmişti. Uzun araştırmalar sonucunda şehit Ahmet Tozluklu’nun annesi Zeynep Tozluklu’ya ulaşmıştı.
Bilgiye anında eriştiğimiz ve telefonları elimizden düşüremediğimiz bir çağda yaşıyoruz. O yıllarda ise telefon bu kadar yaygın değildi. Bütün iletişim yerine ulaşması bazen haftalar bazen aylar süren mektuplar sayesinde oluyordu.
Zaynep Tozluklu, Sadık Torun’un mektubuna cevap vemişti. Sadık Torun bu mektubu bir başka Hava Sehitlerini Anma gününde, 15 Mayıs 1968 tarihinde Yeni Kırşehir gazetesinde yayınlamıştı. Az sonra okuyacağınız satırlar Zeynep Tozluklu’nun oğlu hakkında yazdıklarıdır:
Edirne;25 Nisan 1968
Muhterem Sadık Bey oğlum;
Her iki mektubunuzu da aldım. Şehit oğluma karşı gösterdiğiniz yakın alâkanın minnettarıyım. Size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.
Yazı bilmediğim için ilk mektubunuzu cevapsız bırakmak mecburiyeti hâsıl oldu. Kusura bakmayınız. Size mektup gönderememenin üzüntüsünü bu gün dahi duymaktayım. Ama bu mektubumla sorularınızı cevaplandırmak suretiyle üzüntümü biraz hafifletmiş olacağım.
Yaşım oldukça ilerlemiştir. Eşim 1939 yılında vefat etti.
Oğlum Ahmet’i ortaokulu bitirdikten sonra vatan hizmetine verdim. O bu hizmet yolunda şehitlik mertebesine erdi. Ahmet’in kız kardeşi olan Arife’yi bilâhare evlendirdim. Üç torun sahibiyim. Şimdi hayatımın biricik tesellisini torunlarıma karşı olan aşırı sevgimde buluyorum.
Oğlumun şehadet tarihini kesin olarak bilemiyorum. Almakta olduğum şehit aylığı 1 Temmuz 1946 tarihinden itibaren muamele görmeğe başladığına göre kendisinin bu tarihte şehit olduğu düşünülebilir.
Gedikli çavuş rütbesinde bulunan oğlum komutanlık irtibat ve nakliye grubu pilotlarından iken bir vazife uçuşu esnasında uçağının motorundaki bir patlamanın sonucu olarak gözlerini kaybetmiş ve bu suretle yere düşerek vatan şehitleri arasına karışmıştır.
Oğlum evli değildi. Ben bir ana olarak onu evlendirme hazırlıkları içinde bulunuyordum. Kısmet değilmiş.
Kırşehir’e giderek oğlumun mezarı başında gözyaşlarımı akıtmak fırsatını bir defa bulabildim. Ömrüm vefa ederse Kırşehir’e bir defa daha giderek oğlumun kabrinde Kur’an okutmak en büyük arzularım cümlesindendir. Bu vesile ile davetinize uyarak sizi evinizde ziyaret etmek benim için mutluluk olacaktır.
Muhterem annenize hürmetlerimi, size ve eşinize sevgilerimi ve en iyi dileklerimi sunarak gözlerinizden öperim, oğlum.
ZEYNEP TOZLUKLU

Kırşehir TEMAD şubesinin bana ulaştırdığı belgeler sayesinde Pilot Astsb. Ahmet Tozluklu’nun mezar yerinin birkaç defa değiştirildiğini ve sonrasında kaderine terk edildiğini öğrendim. TEMAD yetkilileri, resmi makamlarla yaptığı yazışmalar neticesinde Pilot Astsb. Ahmet Tozluklu’nun bakımsız mezarını son kez şimdiki yerine taşınmış ve kendi ismi verilen “Şehit Hava Pilot Astsubay Çavuş Ahmet Tozluklu” şehitliğine defnedilmiş.


Geriye cevaplandırılması gererken tek bir konu kalmıştı: Teğmen Şükrü Türk kimdi ve başına neler gelmişti. Bu sorunun cevabına Dindar Negiş’in, eski harbiyeli yıllıklarında yaptığı çalışma sayesinde ulaştım.
Giresunlu Teğmen Şükrü Türk 1943 devresindendi ve bu kazadan sağ kurtulmuştu. Kendisi 3 Ocak 1948 tarhinde yani kazadan yaklaşık bir buçuk yıl sonra Üsteğmen rütbesiyle malulen emekli edilmişti.
Makinist Murat Yüksek ve Teğmen Şükrü Türk kazadan ağır fiziksel ve psikolojik yaralarla kurtuldu. İkisi de kazanın sonrasında malulen emekli edildiler.
Emekliye ayrılan sadece onlar değildi. Türk Hava Kuvvetleri 1947 yılında Fairey Battle uçaklarını emekli etti. Bir Haziran’da Sofular köyü civarındaki meçhul bir tarlada biten bu hazin uçuş aynı zamanda son Fairey Battle kazası oldu.
KAYNAKÇA ve DİPNOTLAR
[1] Hayat siz başka planlar yaparken başınıza gelendir. John Lennon
https://www.tayyareci.com/v2/digerucaklar/turkiye/1923ve50/fairey-battle.asp.html
https://www.tayyareci.com/v2/hvsehitleri/cilt1-1914-47/1945-1947/301.html
https://www.kirsehircigdem.com/sehit-ahmet-tozluklu-27-mayis-sonrasi-kirsehir
TEŞEKKÜR
Bu araştırmayı kaleme almamda yardımcı olan başta Kırşehir TEMAD şubesine, Sn. Cengiz Yüksek ve Sn. Dindar Negiş’e teşekükürü bir borç bilirim.
Foto için Kaynaklar
http://aircraftwalkaround.hobbyvista.com/battle/battle.htm
https://plane-crazy.k-hosting.co.uk/Aircraft/WW2-Planes/Battle/fairey_battle.htm






