Hava taşımacılığı sektörü, yılda 10 milyar yolcuya hizmet vermeye hazırlanıyor

SITA 2025 Etki Raporu; 10 saniyede tamamlanan sınır geçişleri, hava koşullarına bağlı rötarlarda %65’e varan azalma, kayıp bagajlarda %90 düşüş ve yapay zekânın operasyonel verimliliğe katkısı gibi somut örneklerle, küresel hava taşımacılığında müşteri odaklı dönüşümün son bir yıldaki etkilerini ortaya koyuyor.
CENEVRE – 6 Temmuz 2026 – Havacılık sektörü, önümüzdeki nesillerde bugünkünün iki katı yolcuya hizmet vermeye hazırlanıyor. Ancak bu büyüme, havalimanı altyapısını, uçak filosunu veya sınır kapılarındaki insan kaynağını aynı ölçüde artırmadan gerçekleşecek. SITA 2025 Etki Raporu, sektörün bu büyümeyi mümkün kılmak için attığı adımları ortaya koyarken, kapasite artışının artık yeni altyapı yatırımlarından çok yazılım ve dijital teknolojilerle desteklendiğini gösteriyor.
IATA verilerine göre hava taşımacılığı sektörü, önümüzdeki 20 ila 25 yıl içinde yılda 8 milyar yolcu taşıyacak ve 2050 itibarıyla bu rakam 10 milyara yaklaşacak. Havayolları, havalimanları, kamu kurumları ve seyahat ekosistemindeki iş ortaklarıyla dünya genelinde yürütülen çalışmalardan derlenen SITA 2025 Etki Raporu, teknolojinin sektörün kapasitesini artırmada, operasyonel aksaklıkları yönetmede ve çevresel etkisini azaltmada oynadığı giderek büyüyen rolü ortaya koyuyor.

SITA CEO’su David Lavorel konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“2050 yılına kadar yıllık yolcu sayısının 10 milyara ulaşması beklenirken artık yanıtlamamız gereken temel soru şu: Altyapımızı iki katına çıkarmadan iki kat daha fazla yolcuya nasıl hizmet verebiliriz? SITA 2025 Etki Raporu, bu dönüşümün şimdiden başladığını ortaya koyuyor.
Havalimanları mevcut terminallerinin kapasitesini daha verimli kullanarak yeni yatırımların maliyet ve zaman yükünü azaltıyor. Kamu kurumları, yolcular daha sınır kontrol noktasına ulaşmadan kimlik doğrulama süreçlerini tamamlayabiliyor. Yapay zekâ ise pilot uygulama olmaktan çıkıp operasyonların ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Bu dönüşüm tek bir şirketin başarısı değil; havayolları, havalimanları, kamu kurumları ve teknoloji ortaklarının birlikte şekillendirdiği ortak bir teknoloji dönüşümüdür.”
Bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri sınır geçişlerinde yaşanıyor. Singapur’da vatandaşlar, pasaport kullanmadan yüz ve iris biyometrisiyle yalnızca 10 saniyede pasaport kontrolünden geçebiliyor. Böylece bu uygulama dünyada pasaport göstermeyi gerektirmeyen ilk sınır geçiş uygulaması oldu.
Aruba’da ise dijital seyahat kimlik bilgileri ile biyometrik doğrulamanın birlikte kullanılması sayesinde ön onayı tamamlanan yolcular sınır işlemlerini varışta yalnızca sekiz saniye içinde tamamlayabiliyor; bu da önceki uygulamaya göre %78 daha hızlı işlem yapılabilmesi anlamına geliyor. Bu dönüşümün arkasında ise SITA destekli risk değerlendirme sistemleri yer alıyor. Her yıl 271 milyondan fazla yolcu için gerçekleştirilen bu değerlendirmelerin büyük bölümü, yolcular varış noktasına ulaşmadan önce dört saniyeden kısa sürede tamamlanıyor.
Yapay zekâ da benzer şekilde pilot uygulamalardan çıkarak operasyonların merkezinde yer almaya başladı. SITA OptiFlight, makine öğrenimi ve dijital ikiz modellemesi kullanarak pilotlara yakıt tasarrufu sağlayan yükseliş ve seyir profilleri öneriyor. Bu uygulama, 2025 yılında 59 havayolu müşterisi için 2,9 milyon uçuşu analiz ederek 127.732 ton yakıt ve 403.633 ton CO₂ emisyonunun önlenmesine katkı sağladı.
Toronto Pearson ve Abu Dhabi Havalimanlarında kullanılan yapay zekâ destekli Total Airport Management çözümleri ise her uçak dönüş operasyonunda zaman tasarrufu sağlayarak gün boyunca operasyonel verimliliği artırıyor. Thai Airways’de kullanılan SITA WorldTracer® Auto Reflight çözümü ise aksaklık yaşayan bagajları otomatik olarak bir sonraki uygun uçuşa yönlendirerek bagaj eşleştirme süresini üç dakikadan yalnızca bir saniyeye düşürüyor.
Kapasiteyi artıran bu dijital altyapı, operasyonel aksaklıklar yaşandığında havacılık ağının daha dayanıklı çalışmasını da sağlıyor. Fransa’nın Reims Hava Trafik Kontrol Merkezi’nde 2025 yılında gerçekleştirilen pilot uygulamada, navigasyon hizmet sağlayıcısı DSNA, hava trafik kontrolörlerini pilotlar ve operasyon ekiplerinin kullandığı gerçek zamanlı hava durumu verileriyle buluşturdu. Bu sayede hava koşullarından kaynaklanan gecikmeler %65’e kadar azalırken, yalnızca 21 günlük operasyon süresinde yaklaşık 105 bin dakikalık gecikme önlenmiş oldu.
Geçtiğimiz yıl yaşanan CrowdStrike kaynaklı küresel sistem kesintisi sırasında ise SITA Maestro DCS altyapısı sayesinde 460’tan fazla uçuş operasyonuna kesintisiz devam etti. 2025 Hac operasyonlarında ise SITA’nın 7/24 operasyon desteği ve otomatik olay yönetimi sayesinde havayolu ve havalimanı sistemleri herhangi bir kesinti veya kritik olay yaşanmadan hizmet vermeyi sürdürdü.
Yolculuğun diğer aşamalarında da benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Apple ile başlayan ve Google’ın da katıldığı iş birliği kapsamında, Apple AirTag kullanan yolcuların bagajlarında SITA WorldTracer® üzerinden konum paylaşımının etkinleştirilmesiyle kaybolan bagaj sayısı %90 oranında azaldı. Avrupa’da ise Frankfurt Havalimanı’nın ilk etapta yıllık 19 milyon yolcu kapasitesiyle hizmet verecek yeni Terminal 3 projesi, SITA ve CCM tarafından geliştirilen dijital öncelikli ortak kullanım altyapısı üzerine inşa edildi.
Raporda öne çıkan müşteri odaklı dönüşüm ve güçlü iş birlikleri, SITA’nın finansal performansına da yansıdı. Şirketin geliri 2025 yılında %7 artışla 1,71 milyar ABD dolarına ulaşırken, bu sonuç üst üste dördüncü yıl %7 ila %8 arasında büyüme kaydedildiğini gösteriyor. Buna ek olarak Ar-Ge yatırımları sürdürülürken, havalimanı iç mekân tasarımı alanında faaliyet gösteren CCM stratejik olarak bünyeye katıldı ve SITA Labs aracılığıyla 30’dan fazla müşteriyle milyonlarca dolarlık ortak inovasyon projeleri hayata geçirildi.
SITA, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını da sürdürdü. Şirket, 2025 yılında karbon emisyonlarını bir önceki yıla göre %1,3 azaltırken, 2019 baz yılına kıyasla toplam emisyon azaltım oranını %32’ye çıkardı. Bugün SITA’nın dünya genelindeki ofislerinde kullanılan elektriğin %90’ı yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanıyor.









