Kaynak kodunu vermeyen İsrail mi tuhaf, yoksa kaynak kodunu alacağını düşünerek sistemi satın alan Yunanistan mı?

Kaynak kodu nedir? Niye önemli? Yunanistan’ın 3 milyar Euro ödeyerek İsrail’den satın aldığı hava savunma sisteminde kaynak koduna erişimi yok. Düşmanı kim belirliyor? Uğur Kakasci yazdı…
Komşu’da her gün enteresan bir tartışma var.
Yunan Savunma Bakanı Dendias daha önce net bir politika açıklıyor: “Kaynak koduna sahip olmadığımız hiçbir sistemi tedarik etmiyoruz”.
Ardından İsrail, C2 altyapısının kaynak kodunun kullanım lisansına dahil olmadığını söylüyor.
İnsan ister istemez soruyor: Kaynak kodu meselesi sistemi satın almadan önce mi konuşuluyordu, yoksa 3 Milyar Euro’luk fatura kesildikten sonra mı akla geldi?
Savunma sistemlerinde “önce alalım, sonra konuşuruz” pek stratejik bir tedarik yöntemi sayılmaz.
Hele bir de “kaynak koduna sahip olmadığımız hiçbir sistemi almıyoruz” denmişse, şimdi ortaya çıkan tablo ister istemez tebessüm ettiriyor.
Demek ki bazı şartlar satın alma şartnamesine değil, satın alma sonrasındaki tartışmaya yazılıyor.
Katalogda “Aşil Kalkanı” yazıyor ama anlaşılan “Aşil Topuğu” sözleşmenin başka sayfasındaymış!
Peki, şimdi gelelim gerçeklere.
Tüm kaynak kodu verilir mi
Genel kural olarak hava savunma sistemlerinde müşteriye üreticinin tüm kaynak kodunu teslim etmek standart bir uygulama değildir.
Veya HİK’in Taktik Komuta Sistemi, muharip uçağın OFP’si, EH sistemlerinin görev yazılımları ya da bir füze sisteminin güdüm ve angajman yazılımları söz konusu olduğunda, “parasını verdim, kaynak kodunu da ver” diye bir savunma tedarik mantığı yoktur.
Bunlar sistemin sadece yazılımı değil, üreticinin yıllar içinde biriktirdiği kritik teknoloji, algoritma ve fikri mülkiyetidir.
Hatta hava savunma sistemleri özelinde bunun nedenleri oldukça açık: kaynak kodu, sistemin angajman mantığını, sensör füzyonunu, tehdit değerlendirmesini, C2 algoritmalarını ve bazı durumlarda kritik performans parametrelerini açığa çıkarabilir.
Örneğin ABD’nin Patriot ihracat belgelerinde taktik yazılım ve yazılım dokümantasyonunun hassas/gizli teknoloji kapsamında olduğu açıkça belirtiliyor.
İsrail tarafında da Arrow ve David’s Sling gibi sistemler ABD ile ortak geliştirilen, çok hassas teknoloji içeren sistemler.
Yunanistan’ın asıl istediği muhtemelen başka.
Sistemi kendi radarlarıyla, silahlarıyla, C2 unsurlarıyla entegre edebilmek; yazılımı değiştirebilmek ve üreticiye tamamen bağımlı kalmamak.
Asıl mesele kaynak kodunun tamamını istemek değil; hangi yazılım üzerinde egemenlik, değişiklik yapma, entegrasyon ve sürdürülebilirlik hakkını satın aldığını sözleşmede önceden tanımlamış olmak.
İsrail’in kendisi en güzel örnek.
İsrail’e şunu sormaları yeterliydi: “Aldıkları yabancı sistemlerde bile neden müdahale edebilecekleri kendi donanımlarınızı ve yazılım katmanı istiyorsunuz?”
Yani, bence ironinin olduğu yer tam burası:
İsrail’in kaynak kodunu vermemesi şaşırtıcı değil.
Şaşırtıcı olan, Yunanistan’ın bunu satın alma kararından sonra tartışıyor görüntüsü vermesi.
Savunma tedarikinde en pahalı hata, kötü bir sistem almak değil; bir sistemi hangi haklarla satın aldığını sonradan öğrenmektir sanırım.










