Uğur KakasciYazarlar

İsrail neden endişelendi? İHA’larımızın Denizaltı Savunma Harbi’ndeki asıl rolü

TB3 ve AKSUNGUR İHA’larından atılan sonobuoy’lar yeni bir yeteneği de ortaya koyarken ses İsrail’den geldi. Son dönemde Almanya’dan alınan yeni nesil denizaltılarla donanmasını büyüten İsrail, Türkiye’nin sahip olduğu İHA’ların yeni yetenekleri hakkında arka arkaya haber yapıyor. Yazarımız Uğur Kakasci, bu gelişmelere dikkat çekiyor…

İHA’larımız sonoboy kullanarak hedef tespiti ve sinyal işleme testlerini başarıyla gerçekleştiriyor. Bence, Denizaltı Savunma Harbi (DSH) kabiliyetlerimiz açısından çok önemli bir eşik. Bizim dışımızda ABD ve Çin’in benzer kabiliyeti mevcut.

Uzun yıllar Deniz Karakol Uçağı (DKU) projelerinde çalışmış, yüzlerce saat uçuş tecrübesi edinmiş biri olarak bu haberler beni ayrıca mutlu ediyor.

Hatta, İHA’larımızı kontrol etmek ve sensörlerinden gelen verileri almak üzere DKU’larımıza ilave bir konsol eklenmesini hep ısrarla gündeme getirmiştim; halen aynı düşüncedeyim.

Başarılarımız birçok ülkenin dikkatini çekti.

Siyonist ve işgalci İsrail’in İ24 kanalında yapılan analiz, karşı tarafın duyduğu endişeyi açıkça gözler önüne seriyor.

Bu durum, Akdeniz’deki yeni güç dengesinin net bir habercisidir.

Gerçi, ulusal medyamız hemen çarpıttı: “Dolphin/Dragon denizaltılarını TB3’ten saklamak imkânsız”, “Denizaltıların düşük görünürlüğü devre dışı kalacak”

Maalesef, yorumcularımız DSH kavramına çok uzak.

Denizaltılar, deniz harbinin en tehlikeli ve en zor tespit edilen unsurlarıdır.

Askeri Doktrinlerde DSH yalnızca denizaltıyı batırmak olarak tanımlanmaz.

Asıl amaç, düşmanın denizaltıyı etkili kullanmasını engellemektir.

Tespit, sınıflandırma, konumlandırma, takip ve angajman aşamalarından oluşan süreç her aşamada teyit ister.

Bu yüzden DSH çok sensörlü ve çok platformlu yürütülür.

P-235 ve P-72 DKU’larımızda radar, EO/IR, ESM, akustik işleme, MAD, taktik veri linkleri v.b. sistemlerin birlikte bulunmasının nedeni budur.

EO/IR ile bakarsınız.

Radar ile dalga izini ya da periskopu, ESM ile yayınlarını, Akustik sistem ile ses imzasını yakalamaya çalışırsınız.

MAD ile 100ft’e kadar alçalıp anomaliyi araştırırsınız.

Veri linki ile diğer unsurlardan veri alırsınız.

Akustik arama bile çok faktöre bağlıdır; Ege gibi sığ ve gürültülü sularda dip yansımaları işleri daha da zorlaştırır.

Dolphin ve Dragon da, bizim Tip 214 tabanlı Reis sınıfı denizaltımız da AIP sınıfındadır.

AIP, şnorkel ihtiyacını azaltır ve tespit fırsatlarını daraltır.

Ancak elbette denizaltılar mutlak bir gizliliğe sahip değildir!

Su altındaki mekanik bir titreşim, manevralar esnasında oluşan akustik kırılmalar, yüzeye çıkarılan bir anten v.b. avcıyı bir anda av konumuna düşürebilir.

DSH, denizaltıyı aradığınız; denizaltının ise bulunmamak için hamle yaptığı, iki tarafın da birbirinin hamlelerini boşa çıkarmaya çalıştığı bir satrançtır.

Biz de DSH zincirine, gemiden kalkabilen, uzun süre havada kalabilen, sonobuoy bırakabilen ve akustik verileri işleyebilen insansız bir sensör düğümü, mevcut kabiliyetlerimizi tamamlayacak önemli bir katman ekliyoruz.

TB3 ve Aksungur gibi platformlar, sayılarının çokluğu ve uzun görev süreleri ile düşman denizaltıların harekât serbestisini sınırlayabilecek, arama-takip zincirimizin etkinliğini katlayacak önemli kuvvet çarpanıdır.

İşte İsrail’in somut endişesinin sebebi de budur!

İsrail basınında Bayraktar TB3 ses getirdi

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu