Uğur KakasciYazarlar

Bir ülke neden Eurofighter sırasını Türkiye’ye verir?

SavunmaSanayiST tarafından yapılan özel haber halen tartışılıyor: İsmi açıklanmayan bir Avrupa ülkesi’nin Eurofighter Typhoon üretim sırasını Türkiye’ye devretmeyi teklif ettiği!

Yabancı basında da yer bulmuş. Normal şartlarda 20 adetlik Tranche 4 sipariş anlaşmamıza göre teslimatların 2030’da başlaması planlanıyordu.

Enteresan yorumlar var. Ulusal kanalımızda bir uzmanımızın “Avrupa’nın güney kanadını güçlendirmek” gibi ulvi bir nedene bağlaması en uç nokta sanırım.

Türkiye önemli bir ülke, tartışmasız.

Ama, devletler arasında “jest”, “dostluk” ya da “müttefik sevgisi” gibi kavramlara yer olduğunu zannetmiyorum.

Bence geçerli kavramlar rasyonellik, bütçe takvimleri ve üretim hattı matematiğidir.

Alman istihbaratının, Rusya’nın 2030’a kadar konvansiyonel stoklarını ve ordusunu NATO ile çatışabilecek ölçekte yeniden dolduracağı tespiti varken, böyle bir sıra devrinin arkasında ne olabilir?

Bence ilk olasılık bütçe dinamikleri.

Muhtemelen bir ülke teslimatını erteleyerek bütçesini başka bir savunma programına yönlendirmek veya harcamalarını farklı yıllara dağıtmak istiyor olabilir.

İspanya, İtalya veya Almanya gibi ülkelerin omuzlarında sadece Eurofighter yükü yok.

F-35 gibi büyük projeler bütçeleri tüketiyor.

Ancak uçağı bugün değil, yarın almak da bazen bir bütçe tercihidir.

Bir diğeri bütçe ile bağlantılı olan üretim hattını korumak.

Eurofighter dört ülkenin ortak yürüttüğü, çok sayıda tedarikçiye ve uzman iş gücüne dayanan bir program.

Üretimin kesintiye uğramaması, iş gücünün ve kritik tedarikçilerin korunması önemli.
Ödeme ötelenirse herkes etkilenir.

İşte burada, sıraya Türkiye gibi nakit akışı hazır ve bütçesi ayrılmış bir müşterinin girmesi bir şans olarak görülür.

Üçüncü konuysa daha az konuşulan teknik olgunluk.

Bir savaş uçağını erken teslim almak, ilk gün tam operasyonel olarak kullanabilmek demek değildir.

A400M sonradan eklenen yeteneklerin, yazılım geliştirmelerinin ve modifikasyonların ne kadar uzayabileceğini gösterdi.

Uçağı envanterine ilk katan ülkeler, adeta birer “uçan test laboratuvarı” işlevi gördüler!

Typhoon için de radar ve aviyonik geliştirmeleri birbirinden bağımsız değil.

ECRS Mk2’nin uçağa entegrasyonu, yalnızca radarın değiştirilmesinden ibaret değil; aviyonik sistemlerde de önemli değişiklikler gerekiyor!

Elbette, alacağımız uçaklarda Mk0 sürümü olacak.

Ama, uçağın modernizasyon ve geliştirme faaliyetlerindeki olgunluk durumu nedir?

Açık kaynaklarda veri yok!

Öte yandan, Türkiye’nin NATO içindeki konumu ve stratejik önemi elbette bu hesapların bir parçası olabilir.

Sonuçta burada karşılıklı çıkarlar, üretim planlaması, bütçe tercihleri, teknik olgunluk ve diplomasi birlikte rol oynayabilir.

Ama bir ülke sırasını veriyorsa, büyük ihtimalle hesabında sizin de işinize yarayan bir şey vardır.

Önemli olan, o hesabın ne olduğunu anlamaktır sanırım.

Ve biz de zamanla öğreneceğiz gibi görünüyor!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu