Havalimanları

İrfan Sarp: Atatürk Havalimanı yok edilmemelidir

İrfan Sarp
Emekli Hava Pilot Tümgeneral 

Dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına alan Covid-19 salgınının sürdüğü günümüzde İstanbul bölgesinde hastaların tedavisinde kullanılmak amacıyla ihtiyaç duyulan 1.000 yataklı sahra hastanesinin yeri olarak Atatürk Havalimanı’nın seçildiği açıklanmıştı.

Kararın alınmasını takip eden günler içinde Atatürk Havalimanı’nın 35/17 istikametindeki iki paralel ana pistinin güney kısımları kırılıp sökülerek inşaat faaliyetlerine başlandı. Bu şüphesiz Atatürk Havalimanı’nın ölüm fermanı idi.

Atatürk Havaalanı 1912 yılında “Yeşilköy Tayyare Meydanı” ismiyle kurulmuş ve Türkiye’nin aldığı ilk uçaklar bu havaalanından uçmuştur. Kuruluşunun üzerinden 108 yıl geçmiş bulunan ve Türk sivil ve askeri havacılığının beşiği olarak kabul edilen Atatürk Havaalanı pistleri sökülüp yok edilirken acaba o yıllarda dünyada hangi ülkelerde, hangi havaalanlarının kurulmuş olduğunu ve bugün o havaalanlarının ne durumda olduklarını öğrenmek istedim. Yapılan incelemede Yeşilköy Havaalanı’nın dünyada ilk kurulan 10 havaalanı arasında yer aldığını tespit edince bundan büyük bir gurur duydum. Dünyada ilk kurulan havaalanlarının bulunduğu ülkeler ve isimleri şöyle tespit edilmiştir. 

1.Wright Kardeşlerin Maryland Eyaleti’ndeki College Park Havaalanı – ABD 

Dünya havacılığında önemli bir yere sahip olan, havacılık endüstrisinin kaynak ülkesi Amerika Birleşik Devletleri’nin Maryland eyaletinde bulunan College Park Havaalanı dünyanın en eski havaalanıdır. İlk motorlu uçağı imal eden Wright Kardeşler, 17 Aralık 1903 tarihinde Kuzey Carolina Kitty Hawk meydanında 12 saniye süren ilk uçuşu gerçekleştirdiler. 1908 yılında, Wilbur Wright’ın ABD Ordusu’ndaki iki subayı eğitmek için 7 Ekim 1909’da Maryland Eyaleti’nde Başkent Washington DC’ye yakın bir yerde kurdukları College Park Havaalanı, dünyanın ilk havaalanıdır. 1977 yılında havaalanı Ulusal Tarihi Yerler Sicili’ne eklendi. College Park Havaalanı, havacılıkta birçok ilke ev sahipliği yaptı. Ünlü havacılar ve havacılık mucitleri bu havaalanında birçok uçuşa imza attı. Amerikan ordusunun ilk pilotu da ilk eğitimini bu havalimanında yapmıştır. Bu yıl 111’nci kuruluş yıldönümünü kutlayan College Park Havaalanı halen 30-35 civarında tek motorlu pervaneli uçaklarla eğitim uçuşlarının yapıldığı bir havaalanıdır. Havaalanı arazisi üzerine kurulmuş ve uçakların tamamı kapalı binalarda sergilenen havacılık müzesi de bu tarihi havaalanına ayrı bir değer katmaktadır. 

2- Bükreş Baneasa Havaalanı – Romanya 

Baneasa Havaalanı olarak da bilinen Bükreş Aurel Vlaicu Havaalanı’nda ilk uçuşlar 1909’da başladı. Burada uçuş okulunun kurulmasıyla beraber ilk resmi uçuş 1912’de yapıldı. Baneasa, 1968 yılında Henri Coanda Uluslararası Havalimanı’nın inşasına kadar Romanya’nın tek uluslararası havaalanı oldu. Havaalanı, 1920 yılında Fransa- Romanya Hava Taşımacılığı Şirketi (CFRNA) adlı dünyanın en eski havacılık şirketlerinden birine ev sahipliği yaptı. 1952 yılında açılan terminal binası, hali hazırda hizmete devam ediyor. Romanya’nın komünist rejimle yönetildiği yıllarda devlet havayolları Tarom’un ana üssü olarak kullanıldı. Bugün sadece özel jetler ve bazı charter uçuşlar için kullanılıyor. 

3. Shoreham Havaalanı – İngiltere 

1910 yılında Londra’nın güneyinde sahil kenti Shoreham’da kurulan havaalanı, İngilterenin en eski havaalanıdır. Shoreham ayni zamanda dünyanın ticari uçuşlarda kullanılan ilk havaalanıdır. 2’nci Dünya Savaşı sırasında çeşitli askeri uçaklar bu havaalanını kullanmışlardır. Havaalanı halen hafif ticari uçaklar ve helikopter pilotlarının eğitimde kullanılmaktadır. 

4. Khodynka Havaalanı – Rusya 

Rusların ilk uçuşu, 1910 yılında Khodynka Havaalanı’ndan yapılmıştır. Hava Kuvvetleri Askeri Mühendislik Akademisi 1920 yılında bu havaalanına taşınmıştır. Daha sonraki yıllarda Rus uçak imalat endüstrisinin başında gelen firmalardan büyük boy uçakların imalatçısı İlyushin (IL), av ve av bombardıman uçaklarının imalatçısı Mikoyan Gurevich (MIG), Sukhoi (SU) ve Yakovley (YAK) firmalarının merkezleri (Design Bureau) bu meydan ve civarında kurulmuştur. Rus havayollarının lider kuruluşu Aeroflot da bu havaalanında ofislerini kurmuştur. 1941 yılına kadar Moskova’nın yegane havaalanı olan Khodynka, o tarihten sonra uçakların bakımlarının yapıldığı bir tesis olarak kullanılmaya başlanmıştır. Rus havacılığının doğduğu yer olarak kabul edilen Khodynka, Rus Milli Havacılık Ve Uzay Müzesi’nin de bulunduğu yerdir. 1930 yılından bu yana yılda bir defa düzenlenen Milli Havacılık Günü de bu havaalanında kutlanmaktadır. 

5. Hamburg Havaalanı – Almanya 

Dünyanın en eski ikinci ticari havaalanı Hamburg Havaalanı’dır. Şehir merkezine 8,5 km. mesafede yer almaktadır. 1911’de kurulan havaalanı aynı zamanda Avrupa’nın en eski havaalanıdır. Hamburg Havaalanı 2001 ve 2009 yılları arasında bir yenileme programı kapsamında büyük ölçüde genişletilerek kapasitesi artırıldı. Yenilenen havaalanı, Avrupa’nın genelindeki yaşlı havaalanlarına nazaran yepyeni bir çehre kazandı. Avrupa’nın en iyi bölgesel havaalanı ödüllerini aldı. 

6. Madrid Cuatro Vientos Havaalanı – İspanya 

Madrid civarında 1911 yılında kurulan bu havaalanı İspanya’nın en eski havaalanıdır. Havaalanının ismi “Quatro Vientos” Türkçe’de “Dört Rüzgar” anlamına gelmektedir. Bu isim herhalde havaalanının kurulduğu yerde her yönden esen aşırı rüzgarlar sebebiyle verilmiştir. Madrid civarında ayrıca Barajas Havaalanı ve Torrejon Hava Üssü bulunmaktadır. Quatro Vientos havaalanı önce askeri havaalanı olarak kurulmuş, daha sonraki yıllarda bir tarafı sivil uçakların da kullanacağı şekilde düzenlenmiştir. Havaalanı ayrıca Madrid Polis teşkilatının helikopterleri ile arama kurtarma uçaklarına da ev sahipliği yapmaktadır. 

7. Roma Ciampino Havaalanı – İtalya 

Roma şehir merkezine 12 km mesafede yer alan Ciampino Havaalanı 1916 yılında hizmete girmiştir ve İtalya’nın en eski havaalanı unvanına sahiptir. 1961 yılında Leonardo da Vinci Havaalanı’nın açılmasına kadar da Roma’nın tek havaalanı olarak hizmet vermiştir. Şu anda ise düşük maliyetli havayolları için önemli bir merkezdir. Havaalanını Wizz Air ve Ryanair gibi havayolları kullanıyor. Ayrıca charter uçuşlarına ve iş jeti uçuşlarına da hizmet veriyor. 

8. Amsterdam Schiphol Havaalanı – Hollanda 

1916 yılında askeri bir hava üssü olarak kurulmuş olan günümüzün Schiphol Havaalanı kentin yaklaşık 9.1 km güneybatısında Haarlemmermeer beldesinde yer alıyor. Yolcu yoğunluğu açısından Avrupa’nın en yoğun 3’ncü havaalanıdır. Günümüzde ise Avrupa’nın en eski havayollarından KLM’in yanı sıra Corendon Dutch Airlines, Martinair, Transavia ve TUI Havayollarının da merkezi konumundadır. Havaalanı 1916 yılında askeri bir hava üssü olarak kurulduktan sonra 1920’de ilk sivil uçuşlara ev sahipliği yapmıştır. 2’nci Dünya Savaşı sırasında ağır hasar görmüş ve 1945’te onarılmıştır. 1990’lardan sonra Avrupa’nın en fazla yolcu taşıyan ilk beş havaalanından biri olmuştur. 

9. Paris-Le Bourget Havaalanı – Fransa 

1914 yılında açılan Le Bourget Havaalanı Paris’in 7 km. kuzeyinde bulunmaktadır. 1919’da ticari uçuşlara başlanmıştır. Le Bourget, Atlas Okyanusu’nu tek başına geçen ilk pilot Charles Lindbergh’in indiği meydan olarak ün yapmıştır. Lindbergh “The Spirit of St.Louis” ismini verdiği uçağıyla New York–Paris uçuşunu yapmak üzere 21 Mayıs 1927’de New York /Long Island Roosevelt havaalanından kalktıktan sonra 33,5 saatte 5.800 km. yol kat edip gece şartlarında Le Bourget Havaalanı’na inmiştir. 2014 yılında 100’ncü kuruluş yılını kutlayan havaalanı, Fransa’nın en eski havaalanıdır. 1932’de Orly Havaalanı’nın inşasına kadar Paris’in tek havaalanı oldu. Tarihte ilk havacılık gösterileri de bu havaalanında yapılmaya başlandı. Le Bourget, tekli yıllarda iki yılda bir yapılan Paris Airshow’un da ana üssü durumundadır. 

10. İstanbul Yeşilköy (Atatürk) Havaalanı –Türkiye 

İstanbul Atatürk Havaalanı’nın (ilk kurulduğu 1912 yılındaki ismiyle Yeşilköy Tayyare Meydanı) dünyanın en eski 10 havaalanlarından biri olmasıyla Türk insanı ne kadar iftihar etse azdır. Demek ki biz o yıllarda havacılığa adım atmakta dünyanın en ileri batı ülkelerinden geri kalmamışız. Ancak geçen ay alınan bir kararla İstanbul bölgesinde 1.000 yataklı sahra hastanesinin, Atatürk Havalimanı’nın 35/17 istikametindeki iki paralel ana pistinin kırılıp sökülerek inşa edilmekte olduğu haberinin basında yer alması, Türk havacılığına gönül veren herkesin yüreğini yaralamıştır. İstanbul bölgesinde sanki hiçbir yer kalmamış gibi sahra hastanesinin tarihi değere sahip Atatürk Havalimanı’nın mevcut faal iki ana pistinin kırılıp sökülerek o bölgeye inşa edilmesiyle Türk havacılığına çok büyük bir kötülük yapılmıştır. Bu havaalanının pistlerinin kırılıp sökülmesi, havacılığa karşı işlenen affedilmez bir hata olarak görülmektedir. 

Sökülüp imha edilen 35 / 17 L (Sol) ve 35 / 17 R (Sağ) pistlerinin her ikisi de 9843 feet (3000 metre) uzunluğunda, 148 feet (45 metre) genişliğinde, çağımız havacılık sektöründe kullanılan en ağır tonajlı uçaklara hizmet verecek kapasitede özel alt katman (subbase) dolgu ve drenaj malzemeleri, özel donatılı betonarme malzeme ve teknikleri ile inşa edilmiş pistlerdir. Yüksek dayanımlı malzemeler ve yüksek standartlı inşaat teknikleri ile yapılmalarının yanı sıra bu pistler düşük görüş şartlarında uçakların iniş, kalkış yapılabilmesine imkân sağlayan üst kategori pist ışıklandırma sistemi ile donatılmıştır. Navigasyon sistemleri olan ILS, Doppler VOR-DME, NDB, PAPI’ler, yaklaşma ışıkları ile donatılmış pistlerdir. Bu navigasyon sistemlerinin tamamı devre dışı kalmıştır. Bu pistlerin navigasyon ve ışıklandırma sistemlerinin kurulması için harcanan 30 milyon dolar para da heba olmuştur. 

Şimdi bir an Türk havacılığının doğduğu yıllara gidelim. Türk havacılığının temeli, zamanın Savunma Bakanı (Harbiye Nazırı) Mahmut Şevket Paşa ve Ordu içinde ileri görüşlü subayların öncülüğünde 1 Haziran 1911 tarihinde Genelkurmay Havacılık Teşkilatı’nın kurulmasıyla atıldı ve teşkilatın başına Kur.Yb.Süreyya (İlmen) getirildi. Pilot olmaya gönüllü subaylar arasından seçilen Yzb.Mehmet Fesa (Evrensev) ve Teğmen Yusuf Kenan uçuş eğitimi için Fransa’ya gönderildi. Ayni tarihlerde de uçak satın alma komisyonu kuruldu. Avrupa’daki uçak fabrikalarından alınan teklifler incelendikten sonra Fransa’dan biri çift kişilik, diğeri tek kişilik Deperdussin tipinde iki uçağın satın alınması kararlaştırıldı. Uçakların konuşlandırılacağı havaalanı için de yer arama çalışmalarına başlandı. Mahmut Şevket Paşa, kurulacak havaalanının İstanbul’un Anadolu yakasında olmasını istiyordu. O bölgede havaalanı yapılmaya müsait bir yer bulunamayınca şimdi Atatürk Havaalanı’nın bulunduğu bölge uygun görüldü ve ilk havaalanı burada kuruldu. 

Fransa’da uçuş eğitimlerini tamamlayan pilotlarımız 1912 Mart ayında Türkiye’ye döndü. Satın alınan iki uçağımız da 15 Mart 1912 tarihinde Yeşilköy Tayyare Meydanı’na getirildi. 1912 yılında askeri uçakların kullanımı için kurulan Yeşilköy Havaalanı, aynı zamanda sivil uçuşların da yapıldığı ilk meydan oldu. 1944 yılında Yeşilköy’de uluslararası bir havaalanı kurulmasına karar verildi. 1953 yılına kadar havaalanı inşaatı devam etti ve Yeşilköy Havaalanı adıyla hizmete açıldı. 1971 yılında Yeşilköy Havaalanı için bir master plan yapıldı. 05/23 pistine ilave olarak 17/35 pisti yapıldı. İlave olarak terminal binası, THY hangar tesisleri, kargo tesisleri, Hava Trafik Kontrol Kulesi, teknik blok, aydınlatma sistemi, elektrik dağıtım sistemi ve akaryakıt ikmal tesisleri yapıldı. Söz konusu projenin içinde bulunan dış hatlar terminali ise 29 Ekim 1983’te işletmeye açıldı. 1985 yılında ise isim değişikliği yapılarak, Atatürk Havalimanı adını aldı. Artan yolcu trafiği nedeniyle, kuzey/güney ikinci paralel pist ve 1990’lı yılların ikinci yarısında yeni bir dış hatlar terminali yapımına karar verildi. Yeni terminal, 10 Ocak 2000 tarihinde işletmeye açıldı. 2018 yılında 68.1 milyon yolcu ağırlayan Atatürk Havalimanı dünya sıralamasında 17’nci sırayı aldı. Yeni İstanbul Havalimanı’nın işletmeye açılmasından sonra 6 Nisan 2019 tarihinde ticari uçuşlara kapatıldı. Mevcut üç pistinden Florya – Ataköy istikametindeki 05/23 pisti faal tutulurken kuzey/güney istikametindeki 35/17 iki paralel pistlerin üzerine “X” (çarpı) işaretleri konularak iniş ve kalkışlara kapatıldı, sadece 05/23 pisti açık tutuldu. O tarihten sonra Atatürk Havalimanı’nı sadece T.C. Cumhurbaşkanlığı ve yabancı ülkelerin resmi ziyaretçilerinin uçakları, özel jetler ve belli sayıda kargo uçaklarının kullanmaları kararı alındı. 

İstanbul’da 1.000 yataklı sahra hastanesinin yeri olarak Atatürk Havalimanı’nın seçildiğinin açıklanmasıyla, Nisan ayı başında 35/17 istikametindeki iki paralel ana pistinin güney kısımları iş makineleriyle kırılıp sökülerek inşaat faaliyetlerine başlandı. Basında yer alan aşağıdaki fotoğraf 10 Nisan 2020 tarihinde Florya’daki Fly Inn AVM’nin bulunduğu noktadan Ataköy istikametinde uçan bir dronla çekilmiştir. Fotoğrafta 35R ve 35L pist başları ve uzantılarının, tahrip edilen kısımları net olarak görülmektedir. Tahrip edilen bu iki pistin inşaat maliyeti 2 milyar TL’dir. Bir de pistlerin tahrip edilmesiyle Sabiha Gökçen ve İstanbul Havalimanına uçuş yapan uçakların Atatürk Havalimanı’nı yedek meydan olarak seçmeleri imkânı ortadan kaldırılmıştır. Uzaktaki bir meydana divert edilecek uçakların harcayacakları yakıtın maliyeti ile kaybedilecek zamanı da zarar hanesine kaydetmek gerekmektedir. 

Bizler Atatürk Havaalanı gibi tarihe tanıklık etmiş, Türk askeri ve sivil havacılığının doğum yeri ve beşiği olan bir havaalanını kapatırken, diğer ülkelerin benzer durumlardaki hava alanlarıyla ilgili yaptıkları uygulamalar nasıl olmuştur sorusu akla geliyor. Berlin’in ilk inşa edilen Tempelhof Havaalanı, şehrin giderek büyümesiyle şehrin ortasında kalınca yeni bir havaalanı yapılması ihtiyacı doğmuştur. Şehrin güneyinde inşa edilen Schönefeld Havaalanı işletmeye açılınca bütün uçuşlar bu havaalanına kaydırılmıştır. Ancak Tempelholf Havaalanı uçuşlara kapatıldığı halde pistleri faal durumda muhafaza edilmiştir. Havaalanını hiçbir uçak kullanmamasına rağmen Almanlar her havaalanının stratejik bir değere sahip olduğu bilinciyle Tempelhof havaalanının pistlerini olduğu gibi muhafaza etmektedirler. Tempelhof Havaalanı’nın Google’dan çekilen fotoğrafı aşağıda görülmektedir. 

Yunanistan’da Atina, Pire ve civarındaki şehirlerin kullandığı, Ellinikon Havalimanı ihtiyacı karşılayamaz duruma gelince şehrin doğusunda Elefterios Venizelos Havalimanı yapılmış ve 21 Mart 2001 tarihinde tüm tarifeli ticari uçuşlar buradan yapılmaya başlanmıştır. Venizelos Havalimanı uçuşlara açıldıktan sonra Ellinikon havaalanı kapatılmamış, buradan hiçbir uçuş yapılmamasına rağmen pistleri kırılıp sökülmemiştir ve 19 yıldır faal durumda muhafaza edilmektedir. Ellinikon’un son çekilen Google fotoğrafı aşağıda görülmektedir. 

Yukarıdaki fotoğrafın alt kısmında görülen havaalanı, İtalyanların Rodos Adasını işgal ettikleri 1938 yılında inşa edilen Maritsa Havaalanı, fotoğrafın üst kısmında da 1977 yılında inşa edilen Rodos International Havalimanı’dır. Rodos International Havalimanı inşa edildikten sonra bütün ticari uçuşlar bu havalimanına kaldırılmış ancak eski havaalanının pistleri kırılıp sökülmemiştir ve 43 yıldır muhafaza edilmektedir. 

Ülkelerinde yeni havaalanı yapıldıktan sonra eskisinin kapatılmayıp kullanılmaya devam edildiğine dair iki örnek de Çin ve Japonya’dan verilebilir. Çin’in Beijing şehrinin yeni havalimanı Daxing yapıldıktan sonra eski havalimanı Capital kapatılmamış ve uçuşlara açık tutulmuştur. Benzer şekilde Tokyo’nun yeni havalimanı Narita uçuşlara açıldıktan sonra da eski Haneda Havalimanı’ndan uçuşlara devam edilmiştir. Yabancıların uyguladıkları gerekçelerle bizde de yeni inşa edilen İstanbul Havalimanı uçuşlara açıldıktan sonra Atatürk Havalimanı sadece T.C.Cumhurbaşkanlığı uçağı, özel jetler ve kargo uçakları için değil, belli sayıda ticari havayolu uçuşlarına da açık tutulabilirdi. Atatürk Havalimanı’nın kuzey/güney istikametindeki iki ana pisti Nisan 2020 başından itibaren hiçbir uçağın inemeyeceği şekilde uçuşlara kapatıldıktan ve havalimanında tek 05/23 pisti kaldıktan sonra insanın aklına şöyle bir soru gelmektedir. Bölgede kuzey/batılı (Karayel) veya güney/doğulu (Keşişleme) rüzgârların sert estiği günlerde Atatürk Havalimanı’nda kullanılabilecek tek pisti 05/23’ten yapılacak uçuşlarda 90 derece istikametlerden limit dışı yan rüzgâr alırsa, bu uçakların inişlerinde problem olmayacak mıdır? Üstelik 05/23 pistinin 8465 feet olan uzunluğu, kırılıp sökülen, uzunlukları 9843 feet olan 35/17 pistlerinden 1.378 feet daha kısadır. Bir uçuş pistinde değil 1.000 feetlik, her 1 feet uzunluğun bile ne kadar önemli olduğunu da masa başında oturup karar verenler değil, tüm meslek hayatları boyunca bu pistlerden iniş kalkış yapan pilotlar bilir! Geçmiş yıllarda 05/23 pistine inişte, bu pistin kısa olması sebebiyle üç havayolu uçağı pistten çıkmış ve pist Ataköy istikametinde 500 feet kadar uzatılmıştı. 

Atatürk Havalimanı’nın varlığının devam ettirilmesi için en önemli gerekçelerden biri de, bu havalimanının gerektiğinde askeri amaçlarla kullanılmasına olan ihtiyaçtır. Atatürk Havalimanı, batı bölgesinde muhtemel bir hava harekâtı için zamanında tahsis edilen fonlarla meydanın askeri bölümünde muharip av-bombardıman uçaklarının emniyetle korunması amacıyla NATO standartlarında beton uçak sığınakları inşa edilmiştir. Atatürk Havalimanı’nı kullanan havayolu uçaklarının zaman içinde yoğunluğunun giderek artmasıyla, meydanda gece konaklayacak uçaklar için park sahaları yetmeyince, çare olarak askeri bölgedeki bu sığınaklar yıkılmış ve bu geniş sahaya uçak park yerleri yapılmıştır. Uçak sığınaklarının yıkılması, bu havalimanın askeri ihtiyaçlarının ortadan kalktığı şeklinde asla düşünülmemelidir. Gelecek yıllarda da bu havalimanının askeri ihtiyaçlar için kullanılabileceği; hattâ gerginlik zamanlarında bu havalimanına konuşlanacak muharip jet uçaklarının caydırıcı bir rol oynayacağı dikkate alınarak kapatılmaması ve uçuş faaliyetleri için mutlaka açık tutulması gerekmektedir. Bölgede Türkiye’yi kendilerine bir tehdit olarak gören ülkelerin askeri yetkilileri hiç şüpheniz olmasın ki, Türk muharip uçaklarının kendi ülkelerindeki hedefleri kapsayabilecek uzaklıkta olan bir jet meydanının uçuş pistlerinin ortadan kaldırılmasına mutlaka sevinmişlerdir! 

@Bir de havaalanlarıyla ilgili dünyada çok iyi bilinen vazgeçilmez bir kural vardır. Havaalanları bir ülkenin stratejik değerleridir ve mutlaka elde tutulmalıdır. Havaalanları bir defa elden çıktı mı bir daha geri gelmez.

Geçtiğimiz Mart ayı içinde İstanbul’un Avrupa yakasında 1.000 yataklı bir hastane yapılacağı haberleri basında çıkınca, Atatürk Havalimanı terminal binasının bu yer için çok uygun olduğu görüşü pek çok kişi ve kurum tarafından ifade edilmişti. Terkedilmiş ve boş durumda bulunan terminal binası sahip olduğu altyapısı, metrosu, otoparkı, elektriği, suyu, asansörleri, yolcu, bagaj konveyor sistemleri, mutfakları, biyolojik hepa filtreleme özellikli klima sistemi, WC-duşları, çamaşırhaneleri, kanalizasyon sistemi, elektrik kesintilerinde hiç gecikmesiz devreye giren otomasyonlu yedek jeneratör sistemleri, uydu haberleşme, kamera, güvenlik sistemleri, internet bağlantıları dahil her şeyiyle buraya taşınılıp hemen hastane görevini yapmaya hazır haldeydi. Hatta sağlık çalışanları için halen hastanelerde problem haline gelen kalacak yerleri için Terminal içinde bir oteli bile bulunuyordu. Bir hastanenin gecikmeden ve fazla masraf edilmeden hemen kullanılabilecek bu tesisler varken sıfırdan bir inşaat yapılması ve hem de bu inşaatın mevcut iki ana pistinin kırılıp sökülerek yapılmaya başlanması büyük bir üzüntü ve şaşkınlıkla karşılanmıştır. Bu uygulamanın makul hiçbir gerekçesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla hiç gecikilmeden bu uygulamanın durdurulması ve sahra hastanesinin hazır bir durumda olan Terminal tesislerinde faaliyete geçirilmesi en pratik ve rasyonel bir çözümdür. Yapılan bir hatadan dönülmesi bir fazilet, bir erdemdir. Bu yapılan hata vicdanlarda hissedilip geriye dönüldükten sonra kırılıp sökülen pistler de en kısa zamanda onarılıp eski durumlarına getirilmelidir. 

Türkiye’de havalimanlarının işletilmesi, hava trafik kontrol hizmetlerinin yerine getirilmesi ve tüm sivil havacılık faaliyetlerinin yönetilmesinden sorumlu tek otorite, Devlet Hava Meydanları İşletmesi’dir (DHMİ). Atatürk Havalimanı’nda sahra hastanesi yapılmak amacıyla başlatılan inşaatı önceki gün kontrol eden DHMİ Genel Müdürü Sayın Hüseyin Keskin, Atatürk Havalimanı’nın kuzey/güney istikametindeki 35/17 pistlerinin İstanbul Havalimanı pistleriyle ayni istikamette olması sebebiyle söküldüğünü ve sahra hastanesi inşaat alanına alındığını basın mensuplarına açıklamıştı. 

Hava trafiğinin yönetilmesi konusu benim uzmanlık sahamın dışında olduğundan, İstanbul Havalimanı ile Atatürk Havalimanı’ndan yapılacak uçuş trafiğinin yönetilmesinde bu iki havaalanının uçuş pistlerinin ayni istikamette olmasının neden problem yaratacağını öğrenmek amacıyla konuyu uzun yıllar İstanbul Hava Trafik Kontrol Merkezi’nde çalıştıktan sonra kısa süre önce emekli olan bir arkadaşıma danıştım. Hava Trafik Kontrolörü arkadaşım, İstanbul Hava Sahası’nda gerekli düzenlemeler yapılırsa, her iki meydan için ARR ve DEP Route’ları çizilirse, bu iki havalimanının hava trafiğinin düzenlenmesinde bir problem olmayacağını kesin bir dille izah etti. İstanbul TMA içinde Atatürk, Sabiha Gökçen, yeni İstanbul Havalimanı, Çorlu, Bursa/Yenişehir ve Hazerfen’in yaklaşmalarının zaten yapıldığını, şu an Atatürk Havalimanı’na uçuşların kısıtlandığını ancak bu havalimanına uçuşların artması halinde basit düzenlemelerle hava trafiğinin rahatça yönetilebileceğini anlattı. Halen Londra civarında birbirine yakın 5 havalimanı, Paris’te 3 havalimanı, Moskova’da 4 havalimanı, New York’ta 4 havalimanı, San Francisco’da 3 havalimanının ve bunlara benzer dünya üzerinde birbirlerine yakın yüzlerce havalimanının uçuş trafiği nasıl yönetiliyorsa, İstanbul Hava Sahası’ndaki havalimanlarının yönetilmesinde de bir sorun olmayacağını izah etti. Londra bölgesindeki havalimanlarından Gatwick ile London City arasındaki mesafe 7 mil, New York JFK ile LaGuardia arası 9 mildir. Atatürk Havalimanı ile İstanbul Havalimanı arasındaki mesafe ise bunların iki mislinden fazla olup 19 mildir. 

İstanbul bölgesinde uçuş trafiğinin yönetilmesinde bir sorun olup olmayacağını 44 yıldan fazla uçuş tecrübesi olan bir havayolu pilotu arkadaşıma da danıştım. Pilot arkadaşım, İstanbul hava sahasında yapılacak düzenlemelerle İstanbul hava sahasındaki bütün havalimanlarının uçuş trafiğinin emniyetle yönetilebileceğini, aşağıya çıkarılan Google haritası üzerinde izah etmiştir. Bölgedeki her üç havalimanının etrafında çizilen dıştaki 10 millik daireler o havalimanının kontrol bölgesini, düz çizgiler de her havalimanının kontrol bölgesine açılı yaklaşma hattını işaret etmektedir. Bu havalimanları arasındaki emniyet mesafeleri ayrıca farklı yaklaşma irtifaları verilmek suretiyle tam güvenli olarak birbirlerinden ayrılmaktadır. 

Netice olarak İstanbul hava sahasındaki uçuş trafiğinin yönetilmesinde ihtiyaç duyulan seyrüsefer cihazları, kontrol radarları ve teknik cihazların mevcudiyeti ile bunları kullanacak bilgili, yetenekli hava trafik kontrolörleri bulunduğu sürece, uçuş trafiğinin yönetilmesinde hiçbir sorun olmaması gerektiği, konunun uzmanları tarafından ifade edilmiştir. Bu durumda İstanbul Hava Sahası’nda uçuş trafiğinin yönetilmesinde problem olacağını ifade eden yetkili makamların bu problemin nereden kaynaklandığını kamuoyuna izah etmeleri gerekmektedir. 

Atatürk Havalimanı’nın dünyanın en eski 10 havaalanından biri olmasıyla Türk insanı ne kadar büyük gurur duymuşsa, bu havalimanının pistlerinin kırılıp sökülerek elden çıkarılmasına da o kadar büyük bir infial ve üzüntü duymuştur. Atatürk Havalimanı’nın önce ticari uçuşlara kapatılması, daha sonra da hiçbir makul sebebe dayanmayan gerekçelerle iki ana pistinin kırılıp sökülmesinin, Türk sivil ve askeri havacılığına karşı yapılan çok büyük bir kötülük ve affedilmez bir hata olduğuna inanılmaktadır. 

İrfan Sarp
20 Nisan 2020
İletişim: [email protected] 

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Sn. İrfan Sarp’ın yazısı ibretlik. Tabi ki, anlayabilene!… -:(((( Ancak yazısında verdiği örneklerde iki de hata var. Çin Beijing’deki yeni hizmete giren Daxing Havalimanı, zaten hizmette olan Capital Havalimanı kapatılsın (veya operasyonları sonlandırılsın) diye inşa edilmedi. Capital Havalimanı talepleri karşılayamadığı, kapasitesini aştığı için Pekin’in hava trafiğini bölüştürmek amacıyla inşa edildi. Ancak Pekin’de mevcut daha eski ve küçük bir diğer havalimanı (şu an ismini çıkartamadım) kapatılacak da o da herhalde yerle yeksan edilmeyecek. Japonya Tokyo Narita da şehirden oldukça uzak konumda olduğundan Haneda’nın tam olarak yerine geçemedi. Haneda bir süre iç hatlar için çalıştıysa da daha sonra tevsiata gidildi ve uluslararası uçuşlara açıldı. Hatta THY da bu yaz Narita seferlerini azaltıp Haneda’ya haftanın her günü uçmaya başlayacak. Japonya Osaka’da deniz üzerine inşa edilen havalimanı operasyonel olduktan sonra eskisi yok edilmedi. Keza G. Kore Soul Inchon da devreye girdikten sonra eskisi muhafaza edildi. AKLIN YOLU BİR; akılsızlara zaten her yol mübah!… Son 20-30 yıl içinde yenisi yapıldığından kapatılan ve imha edilen tek havalimanı Hong Kong Kai Tak olmuştur ama orası da zaten sorunlu bir havalimanı idi. Bir de KatarDoha’nın yeni Hamad Havalimanı sonunda operasyonel olduğundan, burasının sadece 4-5 km. berisinde yer alan eski Hamad International var ki onun dahi terminal ve pistleri halen yerinde duruyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
Copy link
Powered by Social Snap