Sportif HavacılıkTolga ÖzbekYazarlar

Bilal Ekşi: “Sektörün kalıcılığı için amatör havacılığın geliştirilmesi şart”

İster sivil ister askeri olsun, Türkiye’de havacılığı kalıcı olarak büyütecek en önemli faktörlerin başında “amatör havacılık” geliyor. Eskiden paraşüt-planör-model uçak üçgeninde tartışılan amatör havacılık aslında bugün simülasyon oyunlarından İHA tasarlamaya, TEKNOFEST’lerden işin hobi boyutana kadar bakmak gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde Türk Hava Yolları’nın genel müdürlüğü koltuğunda Prof. Dr. Temel Kotil’in ardından 9 yıl 5 ay süre ile oturan Bilal Ekşi, emekliliğinde farklı konulara el atıp hem anılarını hem de tecrübelerini paylaşıyor.

O yazılardan birinde amatör havacılık için çok değerli satırlar yazdı. Bilal Bey denilince sadece konu THY değil. Bilal Ekşi, 5 yıl 7 ay boyunca Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü koltuğunda oturdu.

Bilal Ekşi ne yazdı?

“Türkiye’de sivil havacılık, ağırlıklı olarak ticari havayolu taşımacılığı ekseninde gelişmiştir. Ancak sektörün kalıcı hale gelmesi ve havacılığın bir kültür olarak benimsenmesi için “amatör havacılık” (Amatör hava araçları: azami kalkış ağırlığı 2.000 kg ve altında olan, kompleks olmayan ve sadece kişisel ve sportif amaçlı kullanılan hava araçları ve amatör yapım hava araçları olarak tanımlanmaktadır.) altyapısının güçlendirilmesi şarttır.

İnternette bulunan istatistikler çarpıcı bir tablo ortaya koymaktadır: Ticari yolcu uçağı sayısında Türkiye, 1 milyon kişi başına düşen 9,3 uçak ile dünyada 2. sırada yer alırken; amatör uçak sayısında ise maalesef 7,6 birimle dünya sıralamasında 77. sıradadır (ABD’de bu sayı yaklaşık 600, Avrupa ortalamasında ise 50’dir).

Kısaca Türkiye’de ticari yolcu uçak sayısı (yaklaşık 800 adet) amatör hava aracı sayısından fazladır. İstikrarlı bir havacılık kalkınması için bu pramit tersine çalışmalı, amatör hava aracı sayısı Avrupa ile mukayese eder isek en az 6 kat artırılmalıdır. Amatör havacılığın gelişmesi, insan kaynağını zenginleştirecek, üretim kültürünü tabana yayacak ve bir havacılık ekosistemi oluşturacaktır. Bunun için: 

Uygulamada ve anlayışta “lüks hobi” algısı yıkılmalı ve amatör havacılık bir altyapı unsuru olarak kabul edilmelidir. 

Vergi, maliyet ve bürokrasi azaltılmalıdır. 

Şahıslar, dernekler ve belediyeler tarafından “iniş şeritleri” inşası kolaylaştırılmalıdır.

Hava sahası kullanımında amatör hava araçlarına dünya standartlarında “özgürlük” tanınmalıdır. 

Bırakınız Uçsunlar! 

Hava sahaları “kontrollü” ve “kontrolsüz” olarak ikiye ayrılır. Gelişmiş ülkelerde amatör havacılar, yaklaşık 700 metre yüksekliğe kadar genellikle ilave izin almaksızın, pilot sorumluluğunda (karayolunda araç sürmeye benzer şekilde) “kontrolsüz” hava sahasında uçabilmektedir. Ülkemizde hava sahası bir “tabu” olmaktan çıkarılmalıdır.

Elbette ülkemizin ihtiyaç duyduğu güvenlik tedbirleri baştan alınmalıdır. Baştan gerekli kontroller yapıldıktan sonra günlük uçuş artık “özgürce” yapılmalıdır. Örneğin, İHA (Drone) kullanımı başlangıçta yasaklanma eğilimindeyken; SHGM’nin vizyoner mevzuat düzenlemeleri ve kayıt kolaylığı sayesinde bugün kayıtlı İHA sayısı 77 bini aşmıştır. Benzer bir süreç amatör havacılık için de uygulanmalıdır. Üretiminden, işletilmesine ve uçuşuna kadar yeni anlayışla amatör havacılığın önü açılmalıdır.  

Güçlü (Yetkin) SHGM, Güçlü Sivil Havacılık Sektörü 

Uluslararası bir alan olan sivil havacılıkta temel mevzuatlar ICAO mevzuatlarıdır. Şikago sözleşmesi ile belirlenen çerçeveye tüm üye ülkelerin uyması gerekmektedir. Bu mevzuatları yerel mevzuat haline getirecek, uygulama esaslarını belirleyecek ve denetleyecek olan kurum ülkeleri sivil havacılık otoriteleridir. 

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), sektörün eğitiminden üretimine, denetiminden güvenliğine kadar A’dan Z’ye tüm süreçlerin otoritesidir. ICAO mevzuatının 35 bin sayfayı aştığı bu kompleks yapıda, kuralları yerelleştirmek ve denetlemek yüksek tecrübe gerektirir. Dünyadaki örnekler göstermektedir ki; yetkinliği zayıf otoriteler risk yönetmek yerine riskten kaçınmayı (yasaklamayı) tercih etmektedir. Bu durum, “sıfır hata” beklentisiyle üretimi imkânsız hale getirmekte, operasyon maliyetlerini artırmaktadır. 

SHGM’nun 2005 yılında çıkarılan 5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun (Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde 4 Nolu Kararname içine derç edilmiştir.) esasında güçlü bir çerçeve çizmekle beraber değişen ve gelişen sivil havacılık alanında istenen seviyede yetkin ve etkili bir sivil havacılık otoritesinin oluşması için büyük oranda ele alınması zarureti bulunmaktadır. 

Türkiye’de askeri havacılık alanında meydana gelen üretim ekosisteminin sivil havacılık alanında da faaliyet gösterebilmesi için üretim alanında sertifikasyon kabiliyetinin daha da geliştirilmesi, amatör havacılık ile havacılık kültürünün tabana yaygınlaştırılması, yerli amatör hava aracının üretilmesi ve sertifikasyonu için gerekli düzenlemelerin işler hale sokulması için SHGM’nin idari ve yetkinlik seviyesinin kanuni düzenlemeler ile artırılması havacılığımızın geleceği açısında büyük fayda sağlayacaktır. 

Ayrıca, sivil havacılık kazalarının bu alanda uzmanlaşmış mahkemelerde görülmesi; tasarım, üretim ve denetim süreçlerindeki profesyonellerin “başıma iş almayayım” diyerek yasaklamayı riskten kaçınma olarak gören bürokratik refleksi değiştirmesine yardımcı olacaktır. SHGM’nin son yıllarda geliştirmeye çalıştığı sertifikasyon yetkinliği takdir edilecek bir gayret olmasına rağmen daha fazla yeterli insan kaynağının yetiştirilmesi ve yetiştirilen personelin kurum içinde tutundurulması üretim alanında en fazla ihtiyaç duyulan hususlardandır.”

BİLAL EKŞİ’NİN YAZISININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

 Bilal Ekşi, çok önemli bir noktaya temas etmiş. Çünkü temel sağlam olmadan hiç bir bina inşa edilemiyor.

Bugün temelimiz sağlam mı? Ne yazık ki bu konuya yazının başında belirttiğimiz gibi her açıdan bakmak gerekiyor…

 

Tolga Özbek

25 yıllık profesyonel havacılık gazetecisi... Ticari Pilot ve Çok Motor Lisansına sahip.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu