Uğur KakasciYazarlar

Neden sonobuoy podu tasarımında 2 şirket var?

Bayraktar TB3’ün Denizkurdu-I/2026 Tatbikatı kapsamında TCG ANADOLU’dan havalanarak gerçekleştirdiği görevle denizaltı savunma harbinde (DSH) kritik bir kabiliyet sergilediği haberlerini gördüm.

Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Sonobuoy Atım Sistemi (SAS POD) ile 2 adet sonobuoy atış testi başarıyla gerçekleştirmiş; hatta, deniz karakol uçağımızla da ortak operasyona imza atmış.

Haber sevindirici olmasına sevindirici elbette.

Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Deniz Karakol Uçakları Projelerinde çalışırken hep paydaşlarla görüşmelerde dile getirdiğim husus İHA’ların deniz karakol uçaklarının yükünü almaları yönündeydi.

Ama, nedense madalyonun diğer yüzünü kimse tartışmıyor.

Küresel havacılık ve savunma sektöründe hiçbir ana platform üreticisi, kendi sonobuoy atım podunu veya akustik işleme sistemini sıfırdan geliştirmez.

Örneğin, ABD’li General Atomics MQ-9B SeaGuardian platformunda kullandığı sonobuoy atımı ve akustik veri işleme için Ultra Electronics, Thales veya L3Harris gibi onlarca yıllık DSH uzmanlığı olan firmaların alt sistemlerini entegre eder.

P-235 ve P-72 deniz karakol uçaklarımızda kullanılan sonobuoy lançerleri ise farklı; bunlar bir “pod” değil, doğrudan lançer sistemi.

Üreticisi Fransız ALKAN.

Uçaktaki görev ve akustik sistemlerin önemli bölümünün üreticisi Thales olmasına rağmen, sonobuoy lançerini Thales firması ALKAN’dan sağladı.

Oysa Thales isterse lançer sistemini de kendi ürün ailesi içinde geliştirebilecek bir firma.

Yani, bir platformdaki bütün alt sistemlerin aynı şirketten gelmesi gerekmiyor.
Platform üreticisi platformu yapmalı, görev sistemi üreticisi ise podu ve yazılımı sağlamalı.

Üstelik, ASELSAN, ASELBUOY P pasif sonobuoyunu ve bunun hava araçlarından bırakılması için ASELBUOY POD sistemini geliştiriyor.

Ağustos 2026’da yayımlanan bilgilerde ASELBUOY POD açıkça İHA platformlarına sonobuoy entegrasyonu için geliştirilmiş modüler atıcı sistem olarak tanımlanıyor.

Hatta, Ağustos’taki TEKNOFEST Mavi Vatan gösteriminde ASELBUOY POD’un TB3 üzerinde sergilendiğini biliyoruz.

Savunma sanayinde aynı kabiliyetin iki ayrı şirket tarafından paralel geliştirilmesinin sistem mimarisi, kaynak kullanımı, standardizasyon ve ihracat açısından doğru olup olmadığı hususunu takdirlerinize sunuyorum.

Operasyonel harekat yönetimi, lojistik ve eğitim boyutlarının TSK açısından ne anlam ifade edebileceği hususunu da!

Gerçi bir süredir savunma sanayimizin diğer projelerinde de benzer bir durum görülüyor.

Platformu da, yazılımı da, motoru da, mühimmatı da aynı şirketin yapmaya çalıştığı bir yapıya doğru gidiyoruz.

Oysa savunma sanayisinde asıl güç, her şeyi tek başına yapmakta değil; en iyi yapanın uzmanlaşması ve bunların birbirine entegre olabildiği güçlü bir ekosistem kurmakta yatıyor.

Yani, kısacası: NEDEN?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu