DiplomasıHaberler

ABD’de seçim sonrasında Türkiye açısından F-35’in durumu ne olur?

ABD’de tamamlanan ara seçimler sonrasında Başkan Trump, tarihi bir yenilgi aldı. Aslında Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk iki yılı için bir güven oylaması niteliği taşıyan bu seçimlerde, Kongre’nin her iki kanadındaki (Senato ve Temsilciler Meclisi) çoğunluk Demokrat Parti’ye geçti.

Bu durum Türkiye ve ABD arasında özellikle savunma sanayi konularını nasıl etkileyecek? Gazeteci Murat Yetkin, F-35’in yanı sıra Kongre’den geçen Milli Muharip Uçak (MMU) KAAN için 80 adet F110 motorunun da etkilenebileceğine dikkat çekiyor:

“Daha önce, Demokrat Joe Biden döneminde gerileyen Türkiye-ABD ilişkileri, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “lider diplomasisi” tezi ve Trump ile şahsi ilişkisinin de etkisiyle canlanmıştı. Trump’ın NATO’nun Ankara Zirvesi’ne “Erdoğan’ın hatırına” katıldığını söylemesi bunun kanıtıydı. F-35 programına dönüş, CAATSA yaptırımlarının sona ermesi ve KAAN uçağına motor alım izni çıkması ihtimali söz konusu edilmişti.
Trump’ın aldığı ağır yenilgi en çok üç alanda Türkiye-ABD ilişkilerini yeniden soğutabilir:

• F-35 ve KAAN: Demokrat kontrolündeki Kongre, Trump’ın CAATSA yaptırımlarını kaldırma ve Türkiye’nin F-35 (veya “Milli Muharip Uçak” KAAN’ın motorları gibi gelişmiş silah) programına dönüş çabalarını, etnik (başta İsrail ve Yunanistan) lobilerin etkisi, yasal engeller, denetim ve olası ret kararlarıyla durduracak ya da önemli ölçüde yavaşlatarak yeni koşullara bağlayacaktır.

• Ortadoğu ve Doğu Akdeniz: Yürütme düzeyindeki Erdoğan-Trump kişisel kanalı (bölgesel diplomasi, Ukrayna arabuluculuğu veya Mekke İttifakı bağlamındaki koordinasyon) devam etse de Kongre’nin insan hakları, demokrasi ve bölgesel politikalar (Suriye, Doğu Akdeniz vb.) üzerindeki baskısı ikili ilişkilerde yeni sürtüşmeler ve daha “al-verci” (transactional)” bir denge yaratacaktır.”

• Stratejik özerkliğe ağırlık: ABD’de Başkan-Kongre çatışması ve Türkiye’ye yönelik yeni kısıtlamalar, Türkiye’nin (Suudi Arabistan ve Pakistan ile) Mekke Paktı gibi, Doğu Akdeniz’de Libya-Mısır girişimleri gibi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gibi bölgesel dengeleme mekanizmalarına daha fazla ağırlık vermesine ve NATO müttefikliği çerçevesinde ABD’den bağımsız hareket alanını genişletmesine yol açabilir.

İsrail’de içinde Arapların da yer aldığı bir hükümet seçeneği söz konusu olursa, ABD İran’la müzakerelere dönebilir, bölgesel projeler önem kazanabilir.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu