Uğur KakasciYazarlar

TUSAŞ’ın 2035 hedefleri tutar mı?

Havacılık sanayiinde vizyon, rakamlarla ilan edilir; gerçekliği ise yıllar süren mühendislik, üretim ve kararlılıkla kanıtlanır. Bence, TUSAŞ’ın 2035 hedefleri ütopik değildir.

Ancak, mesele rakamların kendisi değil, bu rakamlara nasıl ulaşılacağıdır. Lockheed Martin, 2025 yılında 191 F-35 teslim etti.

Airbus aynı yıl 793 ticari uçak teslimatına ulaştı.

Yani, doğru tedarik zinciri ve üretim altyapısıyla mümkün. Ama, bir uçağı tasarlayıp uçurmak endüstriyel kabiliyettir; ancak o uçaktan yüzlercesini onlarca yıl boyunca gökyüzünde harbe hazır tutmak acımasız bir mühendislik problemidir.

F-35’da yazılım sorunları, F-22’de tasarım maliyetleri, Eurofighter Typhoon’da radar modernizasyonları, Rafale’de tedarik zinciri darboğazları, Çin’in J-20 programında ise yerli motor geliştirme ve üretime geçiş süreci… Yani, farklı ülkelerin farklı sorunlarla karşılaştığını biliyoruz.

Projesinde çalıştığım A400M’de Airbus ve Avrupa’nın havacılık devlerinin bazen nasıl çaresiz kaldığının şahidiyim. Fransa, uçağın tam operasyonel kabiliyete ulaştığını (kısmen!) ancak 2025’te ilan etti; ilk uçuş 2009’daydı!

Hatta, 2015’de yaşanan ölümlü A400M kazasının nedeni, yazılım yükleme sırasında motor kontrol yazılımındaki (FADEC) parametrelerin hatalı yüklenmesiydi. Bu olay sonrası Airbus üretim ve kalite kontrol süreçlerini sil baştan revize etti.

Bunlar başarısızlık hikayeleri değil; büyük havacılık programlarının gerçek dünyadaki sınavları. Yani, ne karamsarlığa ne de rehavete yer var.

Türk Hava Kuvvetleri için üretilen ilk HÜRJET prototibi

İlk prototiplerimizin gökyüzüyle buluşmasıyla gelen haklı gurur, kendisini sistem mühendisliğinin, konfigürasyon yönetiminin ve Ömür Devri Destek planlamasının soğuk gerçekliğine bırakmalıdır.

Başarının, hammadde bağımlılığını kesmekle, disiplinli bir konfigürasyon kontrolüyle, nitelikli insan kaynağını korumakla mümkün olduğunu değerlendiriyorum. Bu hedefleri gerçekleştirebilecek mühendislik birikimine ve altyapımızı büyütme iradesine sahip olduğumuza inanmak için güçlü nedenlerimiz var elbette.

Öte yandan, önümüzdeki yolun; çetin mühendislik sınavlarıyla, uluslararası baskılarla ve lojistik engellerle dolu olacağını da biliyoruz. O nedenle, gökyüzündeki iddiamız, sadece daha fazla uçak üretmek değil; kendi teknolojisini geliştiren, kendi üretim gücünü büyüten ve ürettiği platformları yıllarca yaşatabilen bir havacılık ülkesi olmaktır.

Hedefimiz büyük olsun. Ancak, özgüvenimiz de, hazırlığımız da, çalışma azmimiz de o hedefin gerisinde kalmasın! Unutmamak gerekir ki savunma sanayimizin önüne koyduğu bu hedefler, sadece birer üretim sayısı değil; her türlü kişisel ve siyasi tartışmaların ötesinde, Türk milletinin bağımsızlık ve hürriyet davasının teminatıdır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu