Uydular elektronik karıştırma ile devre dışı bırakılabilir mi?

Uydular elektronik karıştırma ile devre dışı bırakılabilir mi? Savaş artık uzaya mı taşındı? İngilizlerin adımı hangi boyutta? Yazarımız Uğur Kakasci farklı bir noktaya dikkat çekiyor…
“Her kemâlin bir zevâli vardır” sözünü çok seviyorum. Anlamı, her mükemmelliğin bir karşıtı veya yok edeni vardır demek. Bu aslında askeri stratejide ve harp tarihinde doğrudan “Kılıç – Kalkan Döngüsü”nü tarifler.
Tarih boyunca daha delici bir mızrak (veya top güllesi) yapıldığında, onu durduracak daha kalın bir zırh geliştirilmiş; zırh kalınlaştıkça daha delici bir mühimmat icat edilmiştir.
Uzayda atacağımız adımlara ilişkin her gün güzel haberler duyuyoruz. Ama konuşulmayan bir konu var.
Uzay, artık açık bir savaş alanından ziyade, inkar edilebilirliğin yüksek olduğu bir “gri muharebe sahasına” döndü.
İngiltere’nin adımı
İngiltere’nin son dönemde uzay alanında attığı adımlar, bizim açımızdan da üzerinde fazla konuşulmayan bir soruyu gündeme getiriyor: Harpte düşmanın keşif-gözetleme uydusunu görmesi, karıştırması, körlemesi veya görev dışı bırakması nasıl engellenecek? Bu artık teorik bir tehdit değil.
İngiltere, Rusya’nın uydulara yönelik EH faaliyetlerinden açıkça söz ediyor. 2026’da İngilizler, Kraliyet Hava Kuvvetleri bünyesinde düşman uzay faaliyetlerini bozmak amacıyla “III. Uzay Etkileri Filosu” adlı özel bir birlik kurduğunu açıkladı.
Hatta, çok az kişi fark etti, 2025’te uydulara yöneltilebilecek lazerleri tespit etmek için sensör geliştirmeye başladı.
Nedeni de aslında İngilizlerin 2025’te bir açıklamada bahsettiği durum: Rusya’nın İngiliz uydularına yer tabanlı sistemlerle haftalık olarak müdahale etmesi.
İngilizler lazerlerin uyduları takip etmek, optik sensörleri körlemek ve haberleşmeyi kesintiye uğratmak amacıyla kullanılabileceğini açıkça belirtiyor.
Adeta gece karanlığında gözünüze fener tutulduğunda geçici körlük yaşamanız gibi! Rusya tarafında ise tehdit yelpazesi daha geniş.
EH ve uydu karıştırmanın yanında Peresvet gibi lazer sistemleri ve uydu sensörlerini lazerle etkisizleştirmeye yönelik çalışmalar bulunuyor.
ABD tarafından da kabul edilen Peresvet menzili 1500 km!
Tirada-2 ve Krashukha gibi sistemlerle SAR ve veri bağlarını karıştırıyorlar.
Ve, bu ve benzeri sistemlerle, çok ucuz/nispeten düşük etkili bir yöntem kullanarak çok pahalı bir uzay sensörünün görevini geçici veya kalıcı olarak engelliyorsun.
Füze yok, ASAT yok, Enkaz yok…
Yani bu tür teknolojiler artık “savaş nedeni” sayılmayacak ve kaynağının doğrudan ispatlanması zor bir tehdit olarak konumlandırılmaktadır.
Peki bizim açımızdan tehdit ne kadar somut?
GÖKTÜRK-2 ve GÖKTÜRK-1 uyduları ~690 km irtifada çalışıyor.
Yani, lazerle optik sensör etkisizleştirme tartışmasının teknik olarak mümkün olduğu bir yörünge.
Ve yenileri de geliyor, benzer irtifalarda.
Elbette uydulara ihtiyacımız var; üstelik çok sayıda!
Hatta, dağıtık uydu dizinlerine.
Ama, İngiltere örneğinde olduğu üzere, uydu tasarım faaliyetleri, onu kör edecek EH yetenekleriyle ve bu EH’yı engelleyecek karşı-tedbir mimarileriyle birlikte eş zamanlı geliştirmek mecburiyetindeyiz.
Sonuçta; “Her şey zıttıyla kaimdir”










