Uğur KakasciYazarlar

ABD jet İHA’da hangi yaklaşımdan döndü?

ABD Donanması bugün, yaklaşık 15 yıl önce başlattığı fakat sonunda vazgeçtiği bir fikri yeniden masaya getiriyor.

Hikayenin merkezinde X-47B var.

X-47B UCAS-D (insansız muharip hava aracı gösterim) programı kapsamında geleceğin uçak gemisi havacılığını şekillendirmek üzere doğmuştu.

X-47B bence sıradan bir İHA değildi.

Uçak gemisinden katapultla kalkıyor, otonom olarak yakalama kancasıyla gemiye iniyor ve otonom havadan yakıt ikmali de gerçekleştirebiliyordu.

Henüz 2013’te, 13 yıl önce gösterildi!

Bunun üzerine, UCLASS (Uçak Gemisi Konuşlu İnsansız Gözetleme ve Taarruz) programını başlattılar.

Ancak, UCLASS projesi en sert doktrinel çatışmalarından birine sahne oldu.

Asıl sorun teknolojisi değil, bu teknolojinin hangi harp konseptine dönüştürüleceğiydi.

Bir görüş, daha ucuz, ISR görevi yapan ve sınırlı taarruz kabiliyeti bulunan bir uçak istiyordu.

Diğer görüş ise, daha pahalı, düşük görünürlüklü, yüksek tehditli hava sahasına girebilen ve ciddi taarruz kapasitesi taşıyan gerçek bir muharip İHA’dan yanaydı.

ABD Sayıştayı GAO anlaşmazlığın programı yaklaşık üç yıl geciktirdiğini raporladı.

Sonunda karar muharip İHA lehine çıkmadı.

2016’da UCLASS yeniden yapılandırıldı ve MQ-25 Stingray ortaya çıktı.

Yani, önceliği tanker görevine verdiler.

Neden?

F/A-18E/F Super Hornet’lerin birbirlerine tankerlik yapması muharip uçaklarının önemli bir bölümünü asıl görevlerinden uzaklaştırıyordu.

Böylece, MQ-25 ile tanker görevi insansızlaştırılacak ve operasyonel menzil artırılacaktı.

Fakat dünyada harp ortamı değişti.

Uzun menzilli füze sistemleri, gelişmiş hava savunmaları, sensör ağları ve A2/AD kapasiteleri uçak gemilerini daha uzağa itiyor.

Artık konu sadece “daha fazla yakıt” değil.

İnsanlı uçakları yüksek tehditli bölgeye sokmadan oraya ulaşabilecek, gelişmiş sensörleri olacak, mühimmat taşıyacak, otonom hareket edecek ve gerektiğinde kaybedilebilecek bir muharip hava aracının önemini gördüler.

Yeni isterler

İsterler de buna göre:

Uçak gemisi konuşlu olacak,

1.000nm aşan görev çapına sahip (F/A-18,F-35’in veya KIZILELMA’nın ~2 katı),

4 x 2.500 lb mühimmat taşıyabilecek (KIZILELMA’nın ~3 katı),

24 ayda ilk uçuş,

36 ayda uçak gemisi sertifikasyonu…

Ve bence en zor hedefi: <30M $ birim maliyet.

Yani, ABD “uygun maliyetli kitlesel güç” anlayışından vazgeçmiyor.

Aslında, eksik kalan başka bir katmanı tamamlıyor.

Bence en önemli dersi: Teknolojinin çalıştığını, ilk olduğunuzu kanıtlamak yetmiyor!

Asıl mesele, aynı anda menzil, beka, mühimmat, otonomi/YZ, maliyet v.b. nasıl dengeleyeceğinize karar vermek!

ABD X-47B’yi geri getirmiyor aslında.

CCA ve “erişilebilir kütle” çağının ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendiriyor.

Gelelim bize.

ABD’nin tercihinden, KIZILELMA ve ANKA-3 ile doğru yoldayız çıkarımı yapılabiliriz.

Ama eksik kalır.

Bence, bizde de bir katman eksik ve halen çalışılmıyor.

Detayları bir sonraki yazımda…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu