Hava KuvvetleriSavunma

Yunanlı pilot: “F-35 bizi kurtarmaz, ağ merkezli harp çok önemli”

Yunan F-16 pilotu Emekli Binbaşı Stefanos Karavidas, Eurofighter Typhoon uçaklarını hizmete almaya hazırlanan Türkiye’nin hava gücünü yorumladı. Platform ve mühimmat envanterini her geçen gün genişleten Türkiye’ye karşı F-35 kullanmanın Yunanistan’a çare olmayacağını cesur biçimde dile getiren Karavidas, Hindistan-Pakistan savaşını hatırlatarak ağ merkezli harbin önemine dikkat çekerek havada tüm senaryonun nasıl değiştiğini anlattı.

TRHaber tarafından hazırlanan habere göre, Türkiye’nin Katar’dan tedarik edeceği 12 adet Eurofighter uçağına 12 adet daha ekleme olasılığı Atina’da yakından takip ediliyor. Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi durumunda AESA radarlı Tranche-3 model uçaklar önümüzdeki birkaç ay içerisinde Türk Hava Kuvvetleri’nde göreve başlayabilir.
Ramjet motorlu METEOR füzelerini kullanan Eurofighter, Rafale jetlerine sahip Yunanistan’a karşı önemli bir kuvvet çarpanı olacak gibi görünüyor. Türkiye ile Yunanistan arasındaki hava dengesini yorumlayan deneyimli F-16 pilotu Stefanos Karavidas çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Yunan Hava Kuvvetleri’nde onlarca yıl görev yapmış emekli binbaşı Karavidas, Türkiye’nin bir yandan Eurofighter tedarik ederken aynı zamanda mevcut F-16 uçaklarını modernize ettiğine ve çok geniş mühimmat envanterine sahip olduğuna dikkat çekiyor; önümüzdeki yıllarda devreye girecek 20 adet F-35’in Yunanistan’a çare olmayacağını söylüyor. 
Karavidas, askerî havacılık odaklı ‘Fighter Pilot X’ adlı Youtube kanalına verdiği demeçte Türkiye’nin Hindistan uçaklarını düşüren Pakistan’la aynı muharebe mantığıyla hareket edeceğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Basındaki bilgilere bakılırsa Türkler AESA radarlı 12 adet Eurofighter uçağını yakında Katar’dan teslim alacak. Birtakım iddialar, Türkiye’nin Katar’dan edineceği uçak sayısını 24’e yükselttiğini söylüyor. Yani sonuçta önümüzdeki aydan itibaren A sınıfı bir savaş uçağına kavuşmuş olacaklar. İngiltere’de üretilecek uçakların teslimine ise daha 3 yıl var.
Eurofighter Tranche-1’leri kullanan pilotlar önemli ölçüde uyumsuzluk problemlerinden söz ediyordu. Ancak Tranche-3’te bu sorunlar büyük ölçüde halledildi. Eurofighter hava üstünlüğü uçağından giderek çok rollü bir yapıya büründü.

Uçakta doğru hatırlıyorsam Pretoria adlı elektronik sensör var. Pretoria, ön tarafta dikkat çekici biçimde göze çarpan IRST sensörüyle eşgüdümlü çalışıyor. Tranche-4 versiyonu ise çok daha iyi bir elektronik harp sistemine sahip olacak.

Bu uçak hakkında tatbikatlardan aklımda kalanları söyleyeyim: Art yakıcıları çalıştırmadan bile çok hızlı bir şekilde kalkış yapabiliyor. Mesela biz F-16’da en azından minimum düzeyde bile art yakıcı kullanmasak, etkin manevra kabiliyeti sergileyen bir uçuş gerçekleştiremeyiz. Aslında mesele burada bitiyor.”

EUROFIGHTER RADARI VE METEOR FÜZESİ EGE’DE FARK YARATABİLİR

“Eurofighter’ın hızı hava-hava füzesinde menzilin artmasını sağlıyor. Bu durum hava üstünlüğü görevinde açıkça fark yaratıyor. Tek bir uçuşta hem hava-yer görevi gerçekleştiriyor hem de buna uygun mühimmatı bıraktıktan sonra mevcut hava-hava füzeleriyle doğrudan hava üstünlüğü görevine geçebiliyor.

İşin özeti budur… İlk versiyonlardaki şikayet konuları Tranche-3’te büyük ölçüde halledildi ve Eurofighter artık sadece görüş ötesi hava muharebesi için değil, tüm görevlerde mükemmel bir silah sistemidir.

Eurofighter’ın Ege’ye getireceği en önemli fark elbette AMRAAM yerine METEOR füzesi olacaktır. Oyunun değişmesinin nedeni budur. Ramjet motorlu METEOR, ivmelenip büyük bir kinetik enerjiyle hedefe gidebilir ve felsefesi AMRAAM’dan çok farklıdır.

Bu noktada Eurofighter’ın radarının yeteneklerine de odaklanmalıyız. Görüş ötesi füze denemesi yapan kişiler, mühimmat kullanılamaz hale gelene dek ona bilgi aktarmanın ne kadar önemli olduğunu bilir. Füzeye bilgi vermek için düşman hedefle de temas halinde olmanız gerekir. Ancak füze havadayken aynı zamanda uçağınızla hedefe doğrudan gitmemelisiniz, çünkü hedef sizi tehdit edebilir. Bu yüzden yanal hareket önemli. Yani füzeyi radarın en uç sınırlarında desteklerken, aynı zamanda füzenin tam arkasında durmadan yanal hareketle uçmak…

Açık kaynaklar, Eurofighter radarının havada 200 mil tarama kapasitesine sahip olduğunu söylüyor. Yani uçak, fırlattığı hava-hava füzesini terminal safhaya gelene kadar güdümleyebiliyor. Bu, fark yaratan bir etken olabilir.”

HER ŞEY ÇOK HIZLI DEĞİŞİYOR: PAKİSTAN-HİNDİSTAN SAVAŞINA BİR BAKIN

“Şunu söylemeliyim ki, ‘kalite’ tuzağına düşmemiz çok tehlikeli. Tamam, Kimon fırkateyni yakın zamanda hizmete girdi, 24 adet Rafale uçağımız var ve F-16’ları Viper seviyesine yükseltirken aynı zamanda F-35’leri bekliyoruz. F-35 pek çok erdemi olsa da sorunları olan bir uçak. Ama üstün taraflarına bağlı kalmak istiyoruz. Bence tüm paramızı, her şeyimizi, tüm kaynaklarımızı 20 adet F-35’e yatırmak bir hatadır. Çünkü bu sayı hâlâ az. Ve F-35’lerin havada oyun değiştireceğini savunarak ona olduğundan fazla anlam yüklüyoruz. Oysa bunlar taktik savaş uçakları.

Hindistan ile Pakistan arasındaki son hava muharebesine bakın; ağ merkezli harbin nasıl fark yarattığını gördük. Bizim Link-17’ye benzer bir ağ üzerinden PL-15 füzesini Rafale’ye karşı yönlendirmeyi nasıl başardılar.

Oluşturulan elektromanyetik spektrum Rafale’nin hedef alındığını algılamasına engel oldu. Belki de sadece tespit edildiğini görmüştür. Yani birisi başka bir radardan, örneğin alt kademe radardan, uçağın uzaydaki konumunu tespit edebilir ve bu bilgi PL-15 gibi bir füzeye link aracılığıyla iletilebilir. Bu füze taktik bir savaş uçağından fırlatıldıktan sonra yerdeki veya havadaki başka platformlardan güdümlenebilir. Bu durum ufuk ötesi hava muharebesinin özelliklerini değiştirdi ve uyum sağlamamız gereken yeni sorunlar ortaya çıkardı.

Ancak sorun AMRAAM, METEOR, Eurofighter veya Rafale’den çok daha başka. Sorun aslında Türk Hava Kuvvetleri ile Pakistan Hava Kuvvetleri’nin iş birliğinin sinerjisinden kaynaklanıyor. Eğer böyle bir şey, havacılık kültürü ve endüstrisine sahip ülkelerden geliyorsa, çünkü bu bir gerçek, her ikisinin de askeri endüstrisi var, eğer bu özelliklerin bazılarını verebilecek bir platform yaratılırsa METEOR gibi Batı yapımı bir füzeyi veya Türk muadillerini hesaba katmak gerekiyor.

Her şey çok hızlı değişiyor ve F-35’e sahip olmak bazı sorunları çözmüyor. Birileri benim bu uçakla ilgili kişisel bir sorunum olduğunu söyleyebilir. Öyle bir şey yok. ‘Kalite’ tuzağına düşmemeliyiz.”

Stefanos Karavidas

NİCELİKTEN ÇOK NİTELİĞİ ÖNEMSEMEK TEHLİKELİDİR: TÜRKLERİN DAHA FAZLA UÇAĞI VAR

“Durumumuzu sayılarla anlatmamız gerekirse…. En azından 120 adet F-16 Viper’a sahip olmalıyız. 24 Rafale ve 20 adet F-35’leri F-4 uçaklarıyla birlikte düşündüğümüzde 200’den fazla uçağımız olabilir. Fakat suyun karşı tarafında 230’dan fazla F-16 var.

Sayısal olarak bir denge sağlamamız gerekiyor. Türkler ABD’den 40 adet daha Viper satın alacak. 1000 tane hava-hava, 1000 tane de hava-yer füzesi ve elektronik harp sistemleri de pakette. 44 adet de Eurofighter uçakları olacak. Gelecekte yaşanabilecek en kötü senaryoyu düşünmemiz gerekiyor. 230 adet F-16’ya 40 tane yeni Viper ve 44 tane de Eurofighter eklenecek. Yani kabaca 300’den fazla jet…

Peki ya insansız hava araçları? AKINCI, AKSUNGUR, Bayraktar TB2 ve TB3’ler… Bunlar binlerce bomba taşıyabilir. Türklerin balistik envanterinde neler var? Neleri başardılar? Yerdeki stoklama işini bitirdiler. Bu yüzden hava platformu sayısını hava gücü üstünlüğü için kullanabilirler. Karşı tarafta normal bir hava kuvveti olsaydı belki endişelenmeyebilirdik. Ancak biz buradayız ve karşımızda Türk Hava Kuvvetleri var, bunu hafife almamalıyız.

Yani “Uçamıyorlar, uçakları yok” iddiasında bulunan haberleri ciddiye almayın. Bu tip yayınlarda bize pembe bir tablo çiziliyor. İyimser değil, gerçekçi olmalıyız. Türklerin F-16 filosunun çoğunluğunu Block-52’ler oluşturuyor. F-16’nın kaynak koduna sahipler. Kendi bağlantı hatlarını kurabilir, uçaklara kendi mühimmat ve füzelerini entegre edebilirler. ASELSAN’ın ürettiği kendi AESA radarları ve elektronik harp sensörleri var.

Biz F-35’leri alacağız, tamam. Ancak daha ucuz platformlara çok daha fazla sayıda sahip olmamız gerekiyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Mısır ve Fas’a vermek için müzakere yürüttüğü Rafale uçaklarını biz almalıydık. Mühimmatı çeşitlendirmeliyiz. SCALP füzesi her derde deva değil.

Türkler gerçekten çok yönlü platformlara sahip ve yıllar içinde bunu daha da geliştirdiler. Bunu neden söylüyorum? Çünkü nicelikten çok niteliğe önem vermek tehlikelidir. Şimdiye dek kalite olarak üstünlüğümüz mevcuttu ama Eurofighter alımıyla bu fark da kapanıyor.”

Kaynak: TRHABER

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu