Haberler

Görüşmelere Barrack yorumu: “Herkes çok şaşıracak”

Washington’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın görüşme detayları ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’tan geldi. Barrack, görüşme sonrasında yeni bir dönemin başladığını belirterek “Herkes çok şaşıracak” yorumunda bulundu.

DW’ye konuşan ABD Büyükelçisi görüşmeden çıkan en önemli şeyin, her iki tarafta “profesyonel ve hedefe bağlı ekiplerin çalışmasıyla pek çok konuda tutarlı ve güvenilir bir ilişkinin inşa edilmesi” olduğunu söyledi.

Görüşmede S-400, F-35, F-16, Boeing anlaşması, Halkbank ve nükleer mutabakat zaptının konuşulduğunu belirten Barrack görüşmeyi, “Bana kalırsa herkes (liderlerin) birbiriyle ne kadar işbirliği içinde olduğuna çok çok şaşıracak. Gerçekten harika bir toplantıydı. Her iki tarafla da gurur duyuyorum” sözleriyle değerlendirdi.

Türkiye’ye uygulanan CAATSA yaptırımları kalkar mı?

Trump-Erdoğan görüşmesinde ele alınan ve Ankara’nın en çok önemsediği konu başlıklarından biri Türkiye’ye Rusya’dan 2019’da alınan S-400’ler ve sonrasında uygulanan yaptırımların kaldırılması.

Türkiye o dönem ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası olarak bilinen CAATSA kapsamında yaptırımlara maruz kalan ilk NATO ülkesi olmuş ve üretici ortaklarından olduğu F-35 programında da 2021 yılında resmen çıkarılmıştı.

Türkiye’nin 1.4 milyar dolar ödediği altı adet F-35 savaş uçağına da el konulmuştu. Ankara hem bu projede yaptırım sebebiyle uğradığını söylediği zararın tazmin edilmesini talep ediyor ve programa dönmek istiyor.

ABD Başkanı Trump Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte Oval Ofis’teki gazetecilere açıklama yaparken bir soru üzerine CAATSA yaptırımlarının yakın zamanda, hatta görüşmenin iyi geçmesi durumunda “neredeyse hemen” kaldırılabileceğini söyledi.

CAATSA VE NDAA ne diyor?

Kısa adıyla CAATSA olarak bilinen ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası, Rusya’nın savunma ve istihbarat sektörüyle iş yapan kişi ya da kurumlara yaptırım uygulanmasını öngörüyor.

2017’de Kongre’nin her iki kanadı tarafından onaylanan tasarı 2 Ağustos 2017’de Donald Trump’ın imzasıyla yasalaştı. CAATSA Rusya dışında İran ve Kuzey Kore’ye yaptırım uygulanmasının da önünü açmıştı.

Yürürlüğe girmesinden bu yana CAATSA Amerika için Rusya ya da İran’ın savunma sektörüyle iş yapan ve bu ülkelerden ciddi düzeyde savunma malzemesi ya da ekipmanı satın alan ülkelere karşı önemli bir dış politika aracı oldu.

2019 mali yılında Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) bir başkanın özellikle de ABD’nin stratejik ortaklarını yaptırımdan muaf tutabilme koşullarının kapsamını genişletti.

2020 mali yılında kabul edilen NDAA de Türkiye’ye S-400 sistemine sahip olduğu sürece F-35 transferini yasaklıyor.

CAATSA’nın 231. Maddesi uyarınca Başkan, ABD’nin hayati ulusal güvenlik çıkarına olduğuna kanaat getirmesi halinde bir ülkeyi yaptırımlardan muaf tutabiliyor.

Başkanın bir ülkeyi CAATSA kapsamındaki yaptırımlardan muaf tutması için böyle bir adımın, ABD’nin ulusal güvenlik çıkarına olduğunu, ABD’nin ulusal güvenliğini tehlikeye atmayacağını, ABD’nin askeri operasyonlarını olumsuz şekilde etkilemeyeceği ve ABD’nin savunma sistemleri için risk teşkil etmeyeceğini doğrulaması gerekiyor.

F-35’e dönüş için yapılması gerekenler

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da görüşmenin ardından Beyaz Saray’da basın mensuplarının sorularını yanıtlarken Türkiye’nin F-35 programına dönmesi için yapılması gerekenlerin olduğunu söyledi.

Bu konuda CAATSA ve NDAA gibi iki ayrı yasanın bulunduğuna dikkat çeken Tom Barrack, “Bir yol var. Başkan’ın (yetkisini kullanarak) CAATSA’yı uygulatmama imkanı var. Ama bu konuda iki yasa var. CAATSA ve NDAA. NDAA için Kongre’nin de süreçte olması gerekiyor” İfadelerini kullandı.

“Meşruiyet” ifadesiyle neyi kastetti?

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack New York’ta 24 Eylül’de düzenlenen “Diplomasi Sesleri: Amerika’nın Dünyadaki Rolünü Şekillendirmek” adlı panelde bir soruya verdiği yanıtta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili dikkat çekici bazı ifadeler kullanmıştı.

ABD Başkanı Trump’ın Washington ve Ankara arasında uzun süredir sorun olan konu başlıklarında çözüm sağlamak için yeni bir yaklaşım benimsediğini belirten Büyükelçi Barrack, “Başkanımız ‘Bundan bıktım, ilişkiler düzeyinde cüretkar bir adım atalım ve ihtiyacı olanı verelim’ dedi. ‘Tamam Sayın Başkan, neye ihtiyacı var?’ diye sorduğumda ‘meşruiyet’ dedi. Mesele sınırlar, S-400 ya da F-16’lar değil. Mesele meşruiyet” dediğini aktarmıştı.

Büyükelçi Tom Barrack Türk medyasında çok tartışılan bu sözlerine Trump-Erdoğan görüşmesinin ardından açıklık getirdi.

DW Türkçe’nin konuya ilişkin sorusunu yanıtlayan Tom Barrack, meşruiyet ifadesiyle “siyasi bir bağlamı değil saygıyı kastettiğini” vurguladı.

Barrack, “Ben meseleyi şöyle görüyorum. Genel olarak bizim en büyük müttefiklerimizden biri olan bir Türkiye var. Ancak ne zaman Türkiye’yi görüşsek bizim en büyük NATO müttefikimiz diyoruz. NATO’nun amacı Avrupa’yı Rusya’dan korumak. Onlar (Türkiye) ittifak içinde en büyük ikinci asker ve ekipman sağlayıcısı. Avrupa Birliği ise onları (üye olarak) almıyor. Bu çok sinir bozucu değil mi? Bu saygısızlık” diye konuştu.

 ABD Büyükelçisi, “Başkanımız Türkiye’nin bizim ve NATO için yaptığı her şeye hayran. Bu nedenle meşruiyet kavramından kasıt saygı. ABD Başkanı’nın saygı göstererek onu davet edip sorunlarınız nelerdir anlatın demesi. Türk halkına nasıl yardımcı olabilirim? Bu karmaşık bölgede saygı temelinde nasıl birlikte istikrar oluşturabiliriz? Meşruiyet derken herhangi bir siyasi anlamı değil saygıyı kastettim” ifadelerini kullandı.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu