Airbus: 2045’e kadar Avrupa ve BDT bölgesinde 8 bin 190 uçağa ihtiyaç var

Airbus’ın son açıkladığı Küresel Pazar Tahmini (GMF) raporuna göre, Avrupa ve BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) bölgesindeki hava trafiğinin önümüzdeki 20 yıl içinde yıllık yüzde 2,9 bileşik büyüme oranı (CAGR) ile artması ve bunun sonucunda 8.190 yeni yolcu uçağına (6.690 tek koridorlu ve 1.500 geniş gövdeli) ihtiyaç duyulması bekleniyor.
Yeni filonun 3.600’ünün büyüme, 4.590’ının ise filodan ayrılan daha eski ve düşük verimliliğe sahip uçakların yenilenmesi amacıyla kullanılacağını ve eskiyen uçakların filodan çıkarılma hızının da arttığını ortaya koyuyor.
Ortalama uçuş artıyor
Airbus’ın tahminlerine göre büyümenin arkasındaki temel etkenler arasında, hava yoluyla seyahat etme olasılığı en yüksek olan orta sınıf nüfusunun 20 milyon artarak 790 milyona ulaşacak olması ve yıllık seyahat eğiliminin 1,4 uçuştan 2,4 uçuşa çıkarak neredeyse iki katına çıkacak olması yer alıyor.
Bölgesel farklar
Hızlı büyüyen diğer pazarlara bakıldığında ise İspanya, İtalya ve Polonya, artan turizm potansiyelleri ve Doğu ile Batı arasında stratejik birer köprü olmaları sayesinde yüksek büyüme gösteren merkezler olarak dikkat çekiyor. BDT ise genç, büyüyen ve refah düzeyi artan nüfusu sayesinde talepteki hızlı artıştan faydalanarak Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan ciddi bir alternatif haline geliyor.
Airbus Pazar Analizi ve Tahminleri Başkan Yardımcısı Antonio da Costa konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Süregelen jeopolitik gerilimlere, faiz artışlarının gecikmeli etkilerine ve yüksek enerji maliyetlerine rağmen Avrupa ve BDT, ihtiyaç duyulan yeni yolcu uçağı sayısı bakımından Çin’in hemen ardından üst sıradaki yerini koruyor.
Yeni merkezlerin ortaya çıkması, artan turizm ve stratejik konumların etkisiyle hava yolu şirketleri filolarını genişletip modernleştirirken, daha verimli ve sürdürülebilir hava taşımacılığına geçişe de öncülük ediyor,” dedi.
Yeni nesil uçak sayısı artıyor
Tahminler, 2025’te yüzde 36 olan Avrupa ve BDT filosundaki yeni nesil uçak oranının 2035 yılına kadar yüzde 82’ye ulaşacağını ve bunun küresel ölçekte en hızlı filo modernizasyon oranlarından biri olduğunu gösteriyor. Bu dönüşüm yakıt verimliliği, operasyonel performans ve emisyon azaltımında önemli kazanımlar sağlayacak.









