Gökyüzünden dünyaya uzanan bir cesaretin öyküsü

Sekiz yaşında yetim kalarak hayata başlayan, küçük bir kızın, cesaret, azim, girişimcilik ve insan sevgisiyle şekillenen, Ankara’dan Dünyaya uzanan başarılarla dolu , sıra dışı hayat öyküsünü anlatan ,“Bulutlara Dokunan Kadın – MADELET” sergisi açıldı.
İstanbul Sultanahmet meydanında bulunan ,Türk İslam Eserleri Müzesi, sergi salonunda törenle açılan sergi 30. Ekim. 2026 tarihine ziyarete açık olacak.
Küratörlüğünü Fatih Mehmet Bölükler’in yaptığı serginin açılışına , İstanbul Vali yardımcısı Avni Kula, Türk Hava Kurumu Genel Başkanı Prof. Dr. Akın Ünal, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Aykut Keleş, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Bülent Katkak, Türk İslam Eserleri Müzesi Müdür yardımcısı Nurdan Budak, Türk Hava Kurumu Şube başkanları, Saymanları ve Türk Hava Kurumun gönüllü genç kanatları, İş insanları, sanat ve Kültür dünyamızın temsilcileri, basın ve yayın kuruluşlarının temsilcileri ve geniş bir davetli katıldı.
Serginin açılışına katılan ilham verici bir hayatın kahramanı Madelet Grabbe Başusta ‘ ya yerli ve yabancı ziyaretçiler, büyük ilgi gösterdiler.

350 metrekare olan Sergi salonunda , 28 vitrin , on bilgi panosu ve yedi büyük teşhir panosunda 321 eser , belge ve efemera ile Madelet’in havacılık kariyeri dönemini anlatan iki hiperreal heykeli, Madelet’in kullandığı iki adet ölçekli Magister Uçağı ve THK 4 Planör maketleri yer almaktadır.
Ayrıca, Sergi salonunda kurulan 50 metrekarelik gösterim alanında, Yönetmenliğini Nebil Özgentürk’ün Prodüktörlüğünü Hüseyin Başusta’nın yaptığı , ulusal ve uluslararası film ve belgesel festivallerinde sekiz ödül kazanan ve özel gösterimleri yapılan 48 dakika süreli
“ Madelet – Rüzgâra Karşı Uzun ce Cesur bir yürüyüşü “ belgeseli de Türkçe ve İngilizce alt yazılı olarak ziyaretçiler tarafından izlenebilmektedir.
Türk Hava kurumunun himayelerinde düzenlenen , bu sergiyi ziyaret edenler, Madelet’in İlham verici yaşam hikayesiyle , bir kadının cesaretine, azmine, hayallerine ve gökyüzüne duyduğu tutkuya tanıklık ederken, insanın yaşarken hayatının her kademesini arşivlemesinin önemine de şahitlik etmektedirler.
Bu sergi aynı zamanda , küçük yaşta yetim kalan bir kızın Ankara’dan Dünyaya uzanan başarılarla dolu yolculuğun hikayesini de anlatmaktadır.
Çünkü, bazı hayatlar yalnızca yaşanmaz; bir dönemin tanığı olur. Madelet’in hayatı da Cumhuriyet’in kadınlara açtığı yeni ufukların , girişimciliğin, dayanışmanın ve kadınların toplumsal hayatta görünür olma mücadelesinin kişisel bir tanıklığını taşıyor.
Madelet’in hikâyesi kitaplara, belgesellere ve farklı kültürel çalışmalara da konu oldu. Böylece kişisel bir yaşam öyküsü, zamanla kuşaklar arasında aktarılan bir mirasa dönüştü.
“Bulutlara Dokunan Kadın – MADELET”, sergisi, bu mirası yeniden görünür kılarken ziyaretçiyi yalnızca geçmişe bakmaya değil, kendi gökyüzünü düşünmeye davet ediyor.
Cesaretle başlayan bir yolculuğun, sorumlulukla büyüyüp insanlığa dokunduğunda nasıl bir mirasa dönüşebileceğini anlatıyor.

Madelet’in sıra dışı sayılabilecek, İlham veren hayat hikayesi, sergi salonunda her yönüyle her fotoğrafta , her belge de , her eser de her anı da kendini gösteriyor. Bunların aslında , yalnızca geçmişten kalan bir hatıra olmadığı görünüyor. Onun cesareti, kendisinden sonra gelen kadınlara da görünmez bir yol açtı. Ve elbette bu hikâyenin önemli duraklarından biri de hiç şüphesiz ki, Türk Hava Kurumu oldu.
Türk havacılığının gelişmesine ve gençlerin gökyüzüyle tanışmasına, öncülük eden Türk Hava Kurumu çatısı altında başlayan ve Ankara’dan Dünyaya uzanan bu yolculuk, bugün sergide yeniden hatırlanıyor.
Sergi, yalnızca bir havacının hayatını anlatmıyor. Bir Cumhuriyet kadınının kendi yolunu çizme cesaretinden yola çıkarak; kadınların eğitimden havacılığa, iş dünyasından toplumsal yaşama uzanan mücadelesine ve bir insanın hayatı boyunca oluşturduğu kültürel mirasa ışık tutuyor.
Diğer taraftan, İş insanlarına ilham kaynağı olabilecek bir mesajda sunuyor. Bir gün iş hayatından ayrılmaya karar verildiğinde, yıllar içinde tutulan düzenli bir hayat arşivinin ileride ne kadar önem arz ettiğini çeşitli objelerle sunuyor.
Madelet’in hayatını anlatan bu sergi , bir kadının kendisine çizilen sınırları aşmasının ötesinde, kendisinden sonra gelecekler için de yeni ufuklar açabileceğinin de hikâyesi. Ve belki sergiden geriye en çok şu düşünce kalıyor:
Kendi kanatlarını inşa eden bir kadın, yalnızca kendi gökyüzüne yükselmiyor; başkalarının da uçabileceği bir gökyüzü bırakıyor.
Sekiz yaşında yetim kalan bir kızın, film gibi hayat hikayesi
Yedi aylıkken dünyaya gelen Madelet, babası Ahmet Vehbi Reyal ’i sekiz yaşında kaybetmişti. Yetim bir kızdı. Annesi ve abileri ile beraber , Ankara soysal apartmanında yaşıyorlardı. Henüz 13 yaşındaydı. Planörcü olan abilerini dinliyor, gökyüzüne bakıyordu.
Oda abileri gibi havacı olmak istiyordu… Artık, onun için gökyüzü , yalnızca uzakta duran mavi bir boşluk değildi. Bir tutkuydu . Bir hayaldi ve ulaşılması gereken bir ufuktu.
Havacı olabilmek hayalini abilerine açtığında , abileri ona “ sen kızsın anlamazsın bu işlerden” diyerek hayallerine karşı çıkmışlardı. Madelet hayalleri yıkılsa da yılmaz ve annesine bu konuda ısrar eder. Annesi Mevhibe Reyal, Madelet’in ısrarına dayanamayarak yaşını üç yaş büyütür ve Türk Hava Kurumu’nun Eskişehir’de bulunan ,İnönü Planör Okulu’na kayıt yaptırır .
Madelet’in abilerine cevabı sözlerle değil, gökyüzün de başarıları ile elde ettiği Planör, Paraşüt ve pilot bröveleri ile oldu.
Planörle uçtu. Paraşütle gökyüzüne açıldı. Uçak kullandı. Ve Türk Hava Kurumunda öğretmen yardımcılığı yaptı. Ve kendi döneminin sınırlarını aşarak, Türk havacılık tarihindeki öncü kadınlardan biri oldu. Almanya’da başarılı bir iş kadını oldu.

Almanya’ya giden gurbetçilere karşı yaptığı üstün hizmetlerinden dolayı da , Federal Almanya Cumhurbaşkanı tarafından liyakat nişanına layık görüldü.
Madelet, çocuk yaştan itibaren, zor hayat sınavları ile büyüyordu. Örneğin, Adana Kız Lisesinde eğitim görürken Seyhan Nehri’nin taşması sonucu, okulunun sular altında kalması, onun yolunu değiştirse de geleceğini belirlemesine engel olmuyor.
Hayatının asıl dönüm noktası, Eskişehir İnönü Planör Kampı’nda çocuk yaşta gökyüzü ile tanışması ile başlıyor. Kısa sürede planörden paraşüte, oradan pilotaj eğitimine kadar uzanıyor.
A, B ve C Planör brövelerini alan Madelet , daha sonra paraşüt eğitimini tamamlıyor ve ilerleyen yıllarda da , Paraşüt Milli Takımı’na seçilerek Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil ediyor.
Bir kız çocuğunun gökyüzüne duyduğu merak, zamanla bir ülkenin havacılık tarihinde iz bırakan bir yaşam öyküsüne dönüşüyor.
Bir dilekçe ile açılan kapı
Serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri, Madelet’in 1955 yılında kadınların Hava Harp Okulu’na kabul edilmesi için verdiği mücadele.
1955 yılında Paraşüt milli takımında görev yaparken, artık o yıllarda gelişmeye başlayan jet uçaklarında jet pilotu olmak istiyor, ancak, o tarihte bayanların hava harp Okuluna kabul edilmediğini öğreniyor. Bu durumu öğrendiğinde üzülse de geri adım atmıyor. O dönem Türk Hava Kurumu genel başkanı olan Albay Burhan Göksel’e arzusunu anlatıyor. Onun da desteğini alarak , bir arkadaşıyla birlikte 1955 yılı haziran ayında Milli savunma Bakanlığına dilekçe veriyorlar.
Verdikleri bu dilekçe sonrasında, 1955 yılı Ekim ayında ilk defa dokuz kadın öğrenci eğitime başlıyor. Madelet sağlık nedeniyle eğitimine devam edemese de, attığı adım kendisinden sonra gelecek kadınlar için önemli bir kapının açılmasına katkı sağlıyor.
Bu sebeple , onun hikâyesi sergide, yalnızca “uçan bir kadın” olarak değil, kendinden sonraki kadınların önünü açan bir Cumhuriyet kadını olarak ele alınıyor.
Gökyüzünden dünyaya uzanan bir hayat
Madelet’in yaşamı havacılıkla sınırlı kalmıyor. 1963 yılında Almanya’ya yerleşerek, iş hayatına başlaması ile birlikte ,hayatında yeni bir dönem başlıyor.
Bremen’de iş dünyasında girişimci kimliğiyle öne çıkıyor; Şirketinin kuruluşunda ve gelişiminde kurucu ortak olarak rol üstleniyor. Onun hikâyesinin en güçlü taraflarından biri, elde ettiği başarıları toplumsal sorumlulukla buluşturması.
1975 yılında kurduğu Bremen Türk Alman Kadınlar derneği ile , oraya çalışmaya giden gurbetçilerimizin bulunduğu yerlere daha kolay entegre olabilmeleri, İş bulabilmeleri lisan öğrenebilmeleri için çok sayıda kurslar, etkinlikler ve çalışmalar düzenliyor. Zaman zaman düzenlediği “ Türk Kültür Günleri” ile , gurbette olan insanlarımızın memleket hasretlerine tercüman olmaya çalışıyor.
1999 depremi sonrasında da ,Bremen Türk-Alman Kadınlar Derneği ile yürüttüğü çalışmalarla, Sakaraya ili Karaman Mahallesinde , depremde anne ve babalarını kaybeden yetim çocukların daha konforlu şartlarda yaşamaları için 2,5 dönüm arazi üzerine 750 metre kare kapalı alanı olan “Bremen Mızıkacıları Yetimhanesi ve Kreşi” yaparak, Çocuk Esirgeme kurumuna bağışlıyor.

İki ülke arasında kurulan bir kültür köprüsü
Madelet Grabbe Başusta’nın yaşamı, yıllar içinde Türkiye ve Almanya arasında kurulan Kültürel ve toplumsal ilişkilerin de bir parçasına dönüşüyor.
Ve her zaman “ Bir insanın ömrü, yaşadığı gün kadar değil, yaptığı eser ve hizmetleri kadardır.” Sözünü kendine hayat felsefesi olarak benimsiyor. Hayatını bu düşünce doğrultunda geliştiriyor. Nitekim bu emekleri boşa gitmiyor, Takdir ediliyor, Fark ediliyor.
Almanya’ya giden çalışmaya giden gurbetçilere karşı yaptığı üstün hizmetlerinden dolayı da Federal Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau tarafından 2001 yılında verilen Liyakat madalyası ve Bakü Avrasya Üniversitesi tarafından da , Fahri Doktoraya layık görülmesi , bu yolculuğun önemli duraklarından biri olarak sergide yer alıyor.
Aldığı ödüller, üstlendiği görevler ve uluslararası çalışmaları, onun yalnızca havacılık ve iş dünyasında değil, kültürel ilişkiler alanında da iz bıraktığını ortaya koyuyor.










