Savunma

İngiltere neden HÜRJET’i değil de T-7’yi seçti?

Uğur KAKASCI

Son günlerde dikkatimi çeken bir haber oldu.

İngiltere, yaşlanan Hawk’ların yerine T-7 Red Hawk’ı değerlendiriyor.

Peki: “İspanya HÜRJET’i seçti, neden İngiltere de HÜRJET’e yönelmiyor?” veya “M-346 gibi yıllardır kendini kanıtlamış bir uçak varken neden T-7?”

Aslında eğitim uçağı ihaleleriyle sadece bir platform satın alınmıyor, onlarca yıllık bir pilot yetiştirme mimarisi satın alınıyor.

İngiltere’nin seçiminde de bu yatıyor diye değerlendiriyorum.

Boeing T-7’yi “ilk tamamen dijital geliştirilen askeri uçağı” olarak lanse etti: tasarımından üretimine, bakımından modernizasyonuna kadar aynı dijital veri modeli üzerinde yaşayan bir platform.

Yani, bir parçadaki değişiklik, bakım dokümanlarından simülasyon altyapısına kadar tüm sisteme aynı anda yansıyabiliyor.

Ama, daha da önemlisi, T-7’nin satış argümanı “Integrated Live-Virtual-Constructive” (LVC) eğitim mimarisi.

LVC nedir?

Aslında, geleceğin pilot eğitiminin temeli dersem sanırım yanılmam.

Bu mimaride pilot gerçek bir eğitim uçağıyla uçarken, aynı anda yerdeki simülatörlerde bulunan diğer pilotlarla (sanal) ve YZ tarafından oluşturulan dost/düşman uçakları, hava savunma sistemleri, tankerler, HİK’ler ve insansız savaş uçaklarıyla aynı görev senaryosunu paylaşabiliyor.

Mesela, bize uyarlarsak,

Gerçek bir HÜRJET havada uçuyor.

Ankara’da simülatörde başka bir HÜRJET var.

Eskişehir’de bir F-16 simülatörü bağlı.

Bir HİK senaryoya bağlanıyor.

YZ 20 düşman uçağı oluşturuyor.

Sanal Çelik Kubbe bataryası devreye giriyor.

İki KIZILELMA sanal olarak göreve katılıyor.

Ben 2000’li yılların ortalarında SSM adına proje çalışmalarına katıldığım uluslararası WASIF (Weapon System Simulation in Flight) Projesine benzetmiştim ilk duyduğumda. Proje uçağı MB-339’du. Uçağın içine yerleştirilmiş görev bilgisayarı gerçek zamanlı olarak sanal tehditleri ve hedefleri üretirdi.

LVC ise açık ara ötesi!

İngiltere’nin T-7 teklifine ilgisinin bir nedeni de bu.

Ayrıca, BAE, Boeing ve Saab’ın teklifinde özellikle İngiltere’de son montaj hattı, yerli tedarik zinciri ve bakım merkezleri öne çıkarılıyor.

Amaç, İngiliz havacılık sanayisini canlı tutmak ve bunu GCAP gibi 6ncı nesil programlarla entegre etmek.

Öte yandan, İspanya’nın HÜRJET tercihi de bu açıdan doğru okunmalı.

Birçok yerde “NATO’nun yeni eğitim uçağı seçildi” yorumları yapıldı.

Ama, seçim nedenleri netti bence: HÜRJET’in maliyet-etkin oluşu, Airbus üzerinden sertifikasyon, İspanyol sistem entegrasyonu, yeni bir savunma işbirliği ve rekabetçi bir alternatif olma potansiyeli.

M-346 harika bir platform olsa da bence 2000’lerin mimarisi.

HÜRJET ise açık ara modern bir platform ve başarısı tartışılmaz!

Ama T-7 gerçeği, dijital ikiz ve açık mimariye de yatırım yapmamızın önemli olacağını gösteriyor.

Sonuçta, 2030’ların eğitimi “dijital savaşçı” yetiştirecek.

Yani; yazılım, simülasyon ve sürekli evrilme kabiliyeti kritik hale geliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu