Havacılık TarihiHobi

Yüzbaşı Cengiz Topel’i anıyoruz

Tarihler 8 Ağustos 1964’ü gösterirken Türk Hava Kuvvetleri Kıbrıs’a F-100 uçakları ile müdahale etti. Adaya giden dörtlü F-100 kolunun lideri Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağı isabet aldı. Paraşütlü atladı. Rumların eline geçen Yüzbaşı Topel, işkence ile şehit edildi. 10 yıl sonra Kıbrıs Barış Harekatı yapılacak, adaya kalıcı barış gelecekti.

Kıbrıs’ta 1964 yazı oldukça hareketli günler yaşanıyordu. Yıl başından hemen önce 20-21 Aralık 1963’te yaşanan Kanlı Noel’de Rumlar ve Türkler arasında çarpışmalar yaşanmış, 364 Kıbrıs Türkü ve 174 Kıbrıs Rum’u hayatını kaybetmişti. Türkiye’nin tepkisi sert olmuş, 27 Aralık 1963’te 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalkan 111. Filo’ya ait F-100 uçakları Lefkoşe üzerinde alçak uçarak uyarıda bulundu. 

ERENKÖY’E BASKINI

Emekli Albay Dr. Emin Kurt tarafından hazırlanan Kıbrıs Şehidi Hava Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’i ve 1964 Hava Harekatı’nı anlatan kitapta şu bilgiler yer almakta:

Kıbrıs’ta kısa bir süreliğine sükunet sağlansa da 1964 yılının Ağustos ayına gelindiğinde Rumlar tekrar Türkleri baskı altına almaya başlamıştı. 5 Ağustos’ta Rumlar Erenköy’de saldırıya geçti. Sahildeki 5 kilometrelik şerit, Türk köylerinin kontrolü altındaydı. Aynı zamanda bu şerit üzerinden Türkiye ile bağlantı sağlanıyordu. 

7 Ağustos’ta Türk köyleri işgal edildi. Bölgedeki Birleşmiş Milletlere bağlı Barış Güçleri müdahalede yetersiz kalmıştı. Erenköy açıklarındaki Rum hücumbotlarından sahile atış gerçekleştiriliyordu. Türkiye müdahale öncesinde bölgede keşif uçaklarını uçurdu.

Tarihler 8 Ağustos’u gösterirken durum Kıbrıs’ta giderek kritik bir hal almıştı. Erenköy’e Rum saldırılarının devam etmesi Türk Mücahitleri’nini zor durumda bırakmıştı. Hava harekatının yapılmasına karar verildi.

Bu görev, Eskişehir’deki 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndaki  111 ve 112’inci Filo’lara verildi. F-100 uçakları ile filo Erenköy’e saldıran Rum birliklerini, karargâhını ve mühimmat depolarını vuracak, kıyıları abluka altına alan hücumbotları etkisiz hale getirecekti. Operasyondu vurulacak yerlerden biri de Gemikonağı Limanı’ydı.

İlk dörtlü kolun arkasından ikinci bir dörtlü kol hazırlandı. 8 Ağustos’ta saat 17.00’de Tümgeneral Muhsin Batur tarafından dörtlü kol lideri Yüzbaşı Cengiz Topel, 2 numara Üsteğmen İzzet Öztarhan, 3 numara Yüzbaşı Kamil Aydın ve 4 numara Üsteğmen Altan Uçak’a brifing verdi. Kolun asıl hedefi karaya mühimmat çıkaran nakliye gemisini batırmaktı.

Uçakların gövde altında 500 librelik bomba ve 4X100 makineli top yükü ile sabahtan bu yana hazır bekliyordu. Bu kola ayrıca 5 numara olarak Üsteğmen Şevket Yavuz da brifinge katılır. Üsteğmen Yavuz, kalkış sırasında herhangi bir uçağın “Abort” etmesi yani kalkıştan vazgeçmesi durumunda, kalkış yapamayan uçağın yerini alacaktır.

Brifing sırasında Cengiz Topel’i Ütğm. Şevket Yavuz şu sözlerle anlatmıştır: “… Brifinge girdiğimiz zaman, Cengiz’i ilk defa bu kadar sessiz gördüm. Brifing boyunca hiç konuşmadı. Soru dahi sormadı. Sadece verilen emirleri aldı ve ‘Haydi arkadaşlar gidelim’ dedi.”  

Yüzbaşı Cengiz Topel liderliğindeki kol 18.30-19.00 civarında Eskişehir’den kalkış yapar. Koldaki tüm uçakların başıyla kalkışından sonra, beş numara olarak piste giren Ütğm. Şevket Yavuz geriye döner.5

Eskişehir kalkışından sonra Kaş’a yönelen kol, 20,000 feet irtifaya tırmanır. F-100 uçağının normal profil sürati olan 360 Knot  ile uçulur. Kaş üzerine gelindiğinde kol atış hazırlıklarına başlayarak sağa kademeye geçerler. 

Adada bulunan İngiliz radarları tarafından tespit edilmemek ve İngiliz av uçaklarının önlemesine maruz kalmamak için deniz seviyesine alçalır. Kol, Toros Dağları’ndan Akdeniz’in mavi sularına doğru alçalırken telsiz kulaklıklarından pilotlarca bilinen bir ses duyulur; “Tık, Tık”. Bu ses Gemikonağı Limanı’ndaki taarruz görevini bitirip Eskişehir’e dönmekte olan Yzb. Hüseyin Çapoğlu liderliğindeki kolun başarı dileklerini iletmektedir. Cengiz Topel tarafından aynı şekilde iki kez telsiz düğmesine basılarak cevap verilir. 

Yzb. Cengiz Topel liderliğindeki kol, akşam alacakaranlıkta hedef bölgesine ulaşır. Ortalık tam anlamıyla mahşer gününü andırmaktadır. Her yerde patlayan uçaksavar mermilerinin kara dumanları, Rum gemilerinden yükselen kara dumanlara karışmaktadır. 

Pilotların hiç şahit olmadıkları büyüklükte muazzam bir uçaksavar ateşi vardır. Rumlar Gemikonağı Limanı’nı olası bir Türk çıkarmasında kullanılması ihtimaline karşı büyük ölçüde silahlandırmışlar ve çok sayıda uçaksavar ile desteklemişlerdir. 

Hedef olan nakliye gemisi ile göz teması sağlandıktan sonra, telsizden “Bir çekti” ikazını veren Cengiz Topel’i, iki numara İzzet ÖZTARHAN’ın “İki çekti” hemen ardından Kamil AYDIN ve Altan UÇAK’ın verdikleri “Üç çekti”, “Dört çekti” ikazları takip eder. 

F-100 D uçağının atış özelliğine uygun olarak 8,000 feet’e tırmanılır ve bu irtifadan 40 ̊’lik dalış açısı ile bomba bırakma irtifası olan 3500 feet’e kadar dalışa geçilir. Soldan iskeleye yanaşmış olan gemi reflektörde büyürken, karada konuşlu Rum uçaksavar toplarının kara gülleri uçaklar etrafında açmaya başlar. Dört numara Ütğm. Altan UÇAK bir parlama gördüğünde telsizden Cengiz Topel’e seslenerek “Helal olsun Komitan vurdun!” der. Üsteğmen Uçak, uzun yıllardır birlikte uçtuğu Cengiz Topel’e ‘Komitan’ demektedir. 

Akdeniz üzerinde, Erenköy’e gitmekte olan üçüncü F-100 kolu, Yzb. Yaşar DEMİRBULAK liderliğinde uçmaktadır. Saniyeler sonra iki kolun telsiz kulaklıklarından şu sesler yankılanır: 

– Cengiz Yüzbaşım! Uçağından dumanlar çıkıyor atla!… (Ütğm. İ. ÖZTARHAN) – ….
– Yüzbaşım! Cayır cayır yanıyorsun atla !… (Ütğm. İ. ÖZTARHAN)
– Tamam atladı!… (Muhtemelen Yzb. K.AYDIN) 

– Paraşütü açıldı!… (Muhtemelen Ütğm. İ.ÖZTARHAN)

Cengiz Topel’in uçağı yara alır ve kendisi paraşüt ile atlamak zorunda kalır. Uçağının yara alması ile ilgili olarak iki varsayım öne sürülmektedir. 

a. Birinci varsayıma göre; Yzb. Cengiz Topel’in hedef aldığı gemiye dalışı esnasında emniyetli bomba bırakma irtifasının altına inmesi veya bombasını bıraktıktan sonra bombanın hedefe buluşup buluşmadığını görme düşüncesi ile çekişe başlamayıp emniyetli irtifanın altına inmiş olabileceği, sonuç olarak emniyetli irtifanın altına inmesi nedeni ile attığı bombanın parça tesiri ile kendi uçağının yaralandığı öne sürülmektedir. Eğer Cengiz Topel emniyetli irtifanın altına inmiş ise; bunun hedef aldığı gemiye isabet sağlamak istemesinden kaynaklanmış olması muhtemeldir.

b. İkinci varsayım ise; dalış, bombayı bırakış ve yükseliş anında gemilerden veya karadan açılan uçaksavar ateşi ile vurulduğudur. Yzb. Cengiz Topel’in görev kolundan hayatta kalan son pilot olan (E) Hv.Plt.Yb. Altan UÇAK’ın, en arkada ve olaylara en uzak pilot olmasına rağmen, büyük bir patlama gördüğünü belirtmesi tam isabet kaydeden büyük kalibreli bir uçaksavar top mermisine kanıt niteliktedir. 

Harekât boyunca görev alan tüm pilotların belirttikleri gibi; bölgede yoğun bir uçaksavar ateşinin bulunması ve hem karadan hem de denizden hücumbotlar ve hatta şileplerden bile uçaksavar ateşi açıldığı bilinmektedir. Tüm bunlar ışığında Yzb. Cengiz Topel’in uçağının yerden açılan uçaksavar ateşi ile vurulduğu ağırlık kazanmaktadır. 

Yabancı kaynaklarda ise; “Oluşan kalın duman tabakası sebebiyle Yzb. Cengiz Topel tarafından komuta edilen üçüncü kol alçak irtifaya inmiş ve bu sebeple ağır bir uçaksavar ateşi altında kalmıştır. Kol komutanı olan 55-2766 kuyruk numaralı F-100D vurulmuş ve pilotu atlamaya mecbur bırakarak düşmüştür.” ifadesi yer almaktadır. 

Cengiz Topel paraşüt ile atladıktan sonra, Lefke, Gaziveren, Elye ve Çamlıköy Türk yerleşim yerleri arasında kalan Peristeronari Rum köyünün yakınından geçen bir asfalt yola iner.  Bazı kaynaklarda yere indiği zaman bir ayağının kırıldığı ve çene kemiğinin zedelendiği ifadeleri yer almasına rağmen doğrulanmamıştır. Cengiz Topel’in yere inişinden sonraki durumu hakkında (E) Hv.Plt.Yb. fievket YAVUZ şunları aktarmıştır: 

“1974 yılından sonra Kıbrıs’a gittiğim zaman, Cengiz’in olayına tanık olan mücahitler ile tanıştım. Bana Cengiz’in yere indikten sonra cebinden bir şeyler çıkarıp yaktığını söylediler. Bunlar muhtemelen bir gün önce hazırlanan hedef bilgileri ve haritalardı. Yani Cengiz yere indiği zaman sağlam ve doğruyu ayırt edecek kadar kendinde idi…” 

Cengiz Topel, yere indikten sonra Lefke yönünde koşmaya başlar ve silahı ile kendisini koruyarak mermisi bitene kadar kimseyi yanına yaklaştırmaz. Elinde tabancası ile zeytin ağaçları arasında koşarken çekilen fotoğrafının Kıbrıs Rum gazetelerinde yayımlandığı iddia edilmektedir. Kısa bir süre sonra ise jeep ile gelen üç Rum tarafından yakalanır. 

Cengiz Topel’in yakalandıktan sonra başına gelenler konusunda bir çok varsayımlar ortaya atılmıştır. Bu varsayımlardan başlıcaları şunlardır: 

Bir varsayıma göre; Cengiz Topel Cengizköy (Peristeronari) yakınlarında yakalandıktan sonra Güzelyurt’a götürülür. Şehrin girişinde 500 kadar Rum askerî ve Grivas’ın adamları tarafından araç durdurulur ve Cengiz Topel araçtan indirilir. Elleri kelepçeli olduğu hâlde hemen orada konuşturulmak istenir. Cengiz Topel’in suskunluğunu, atılan dipçik darbeleri ile çözemezler, sinirlenirler ve arkadan üç el ateş ederek onu yaralarlar. Ancak, Cengiz Topel’den daha çok bilgi almak isteyen Rum liderlerinin olaya el atmaları ile Topel, Lefkoşe Rum Hastanesi’ne kaldırılarak orada ameliyat edilir.

İkinci varsayıma göre ise; Cengiz Topel yakalandıktan sonra ilk olarak o tarihlerde Ortadoğu’nun en iyi hastanelerinden birisi olan Pendaya Hastanesine  götürülür. Burada görev yapmakta olan ‹ngiliz doktor Tailor’dan Cengiz Topel’in ağır yaralı olduğuna dair rapor almak isterler. Doktor Tailor Rum kuvvetlerinin istediği raporu vermemesi üzerine Kıbrıs’ı derhal terk etmesi konusunda uyarılır ve kendisi o gece Kıbrıs’tan ayrılır. 

Cengiz Topel daha sonra Güzelyurt Rum Manastırına götürülür. Burada kendisinden harekât hakkında bilgi vermesi ve radyoya çıkıp Türkiye aleyhinde konuşma yapması isteklerini reddeder. Her zaman Türklüğünün değerini bilen ve emsalsiz bir vatan sevgisine sahip olan Cengiz Topel bu istekleri reddederken bir an bile tereddüde düşmemiştir. Sonuç ise; dünyanın en adi ve en cani ikna yöntemidir: İşkence. 

Bir başka varsayım ise Cengiz Topel, vurularak şehit edildikten sonra vücudunda tahribat yapıldığıdır. Bu varsayıma göre Cengiz Topel Rum hastanesinde şehit olduğunda vücut olarak sağlamdır. 

Yabancı kaynaklara göre ise; Cengiz Topel’in ağır yaralı olmasına rağmen canlı olarak yere inmeyi başardığı, Yzb. CALENTERDES ve Ütğm. TSERTOS tarafından yakalandığı ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiği bilgileri yer almaktadır. 

Ayrıca vücudu üzerinde bir Danimarkalı doktor ve ekibi tarafından otopsi yapıldığı fakat raporları birbiri ile çelişkili olduğu bilgileri yer almaktadır.7

Gerek işkence görerek şehit edilmiş olsun ki gerçeğe en yakın olanı budur, gerekse şehit olduktan sonra vücudunda tahribat yapılmış olsun, yapılanlar insanlık ölçülerine sığmamaktadır. Bu durum ancak yüzyıllardır bastırılmış, her an her dakika körüklenerek alevlendirilmiş, temelsiz bir kinin savunmasız bir insan üzerine kusulmasıdır. 

1964 Hava Harekatı Kıbrıs Türkü’ne bir yaşam kaynağı ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na kadar geçen dönemde dayanma gücü olur. 

CENGİZ TOPEL KİMDİR?

Cengiz Topel, İzmit’te 2 Eylül 1934 tarihinde doğar. Ailede dört kardeşin üçüncüsüdür.

İlkokula Bandırma’da başlar. Ancak babası vefat edince aile İstanbul Kadıköy’e yerleşir. Kuleli Askeri Lisesi’ni 1953’te bitirir. 1955’te Kara Harp Okulu’ndan mezun olur. 

Havacılığa çok meraklıdır. Sağlık muayenesini geçip pilotaj bölümüne ayrılır. Uçuş eğitimini Kanada’da tamamlar, 1957’de F-86 pilotu olarak yurda döner. Merzifon’da göreve başlar. 1961’de de Eskişehir’e tayin olur. 1963 yılında yüzbaşı rütbesine terfi eder. 8 Ağustos 1964 tarihinde uçaktan atladıktan sonra şehid edilen Topel’in naaşı 12 Ağustos’ta Rumlardan alınabildi.  İşkenceye maruz kaldığı oda restore edilip, bugun Kıbrıs’ta bulunan Cengiz Topel Kışlası’nda bulunmakta ve müze olarak kullanılmaktadır.

Yüzbaşı Topel, önce Adana’ya oradan Ankara ve İstanbul’a getirilir. 14 Ağustos’ta düzenlenen törenle İstanbul Edirnekapı’da bulunan Sakızağacı Hava Şehitliği’ne defnedilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Copy link
Powered by Social Snap